YARIS

2008-02-23 06:30:00

Dün bir ara mutfakta meşgul iken kızlarım seslendi;'Anne koş televizyonda İstanbul'u gösteriyor ' diye. Bir bakayım dedim. Haftalarca süren bir yarışma programının bir ayağı İstanbul'da çekilmiş, onu gösteriyor.. Bu programın diğer bölümlerini sürekli takip etmiyorum ama konu İstanbul olunca oturdum başına... Özlemişiz güzelim İstanbul'u...
Yarışma on iki ekibin dayanıklılık, efor, analiz ve düşüncelerini ölçmeye çalışıyor, her bölümde sonuncu olan bir ekip eleniyor.. Bu bölümde artık dört ekip kalmış. He hafta dünyanın başka bir ülkesine , bir şehrine gidiyor, orada tarihi yerlerde saklanmış ip uçlarını bularak dolaşıyorlar... İstanbulumuzun o güzelim tarihi dokusu içinde de yol almaya başladılar..Kızkulesinde başlayan maceraları , tarihi yarımada, Galata Kulesı, Yerebatan sarnıcı ile devam etti. En sonunda ise Rumeli Hisarı'nda sona erdi.. Burada takımların ikisi büyük farkla etabı önce
tamamlayarak ilk iki sırayı aldılar. Sonraki iki ekip epeyce yakın ve kıran kırana mücadele ediyorlardı. Ancak Kızkulesine ulaşmak için motora binen son sıradaki ekip ötekilerin kendinden önce oraya gidip donduğunu öğrenince adeta yıkıldı... Birbirlerine mahvolduk, sonuncu olacağız dediler, ama yine de ellerinden geldiğince hızla ipucunu bulup yollarına devam ettiler. Ancak Rumelihisarına ulaştıklarında kendilerine hazırlanmış olan ip merdivenden burçlara tırmandıklarında Hisarın ortasında bütün takımların yarısı tamamlamış olduklarını gördüler. Oradan son ekibin de varışa ulaştiğini seyrettiler.. Artık umutlarını yitirmişler ve orda pes edecekler gibi geldi bana.... Ama etmediler.. Rumelihisarındaki zorlu etabı da geçtiler ve varis çizgisine ulaştılar... İşte o herşeyin bittiğini düşündükleri an ne oldu biliyormusunuz.. Kızkulesinden getirdikleri ipucu olan heykelciğin altında bir uçak resmi basılı imiş. Bunu hiçbir yarışmacı bilmiyormuş ama , uçak resimli heykelciği bulup
getirene özel ödül olarak 20 bin dolar, bir tatil vede yarışta sonuncu da olsa yarışa devam hakkı veriliyormuş... Yani herşey bitti sonuncu olduk elendik derken... onlar kazandı biz kaybettik derken yarısı terketmemenin , azimle varis çizgisine gelmenin ödülü böyle oldu...

Şimdi diyeceksiniz ki bu hikayeyi niye anlattım. Bilmiyorum neden ben bu maddiyat üzerine kurulmuş oyundan, oyunun bu son perdesinden çok etkilendim., manevi dersler çıkardım.. . Eğer o takım arkadaşlarının oyunu bitirdiğini karşıdan izlerken biz zaten kaybettik diye yarısı bıraksalar , tamamlamasalardı ödülü alamayacaklardı... Yarışı önde bitirdiklerini sananlar da resimsiz ipucunu getirmiş elenmekten kurtulmuşlardı ama ödülleri kaybetmişlerdi... Demek ki karar vermek için çok erkendi.. Kimin kazandığı kimin kaybettiği zahiren göründüğü gibi değildi...
 
Şimdi bu oyunu yaşama uyarlayınca ne gördüğüme gelelim.. Biz pek çok zorlu etap ile karşı karşıya kalıyoruz yaşamda... Yılmadan yorulmadan yaşam yolunda ilerlemeye ve üzerimize düşen vazifeleri eksiksiz yapmaya devam etmeliyiz, bazen tökezlesek, bazen geciksek, bazen yenildiğimizi sansak, bazen başkalarınızı önümüze geçmiş bizden daha iyi hissetsek de biz doğru bildiğimiz yolda kimseyle değil kendimizle yarışarak devam etmeliyiz... Bikmadan, pes etmeden, vazgecmeden surdurmeliyiz yasami... Yolun sonunda sebatla yoluna devam edenler ve doğru işler yapanlar mutlaka kazanıyor..
 

0
0
0
Yorum Yaz