UZAKLARDA BIR INSANLIK OYKUSU

2008-01-13 15:07:00

 

Uzun zaman sonra bloguma yeniden yazabilmenin mutluluğu içindeyim. Daha önce de belirttiğim gibi annem ve babam yaklaşık iki ay süresince bizimle birlikte idiler. Bütün yaşanan güzellikler gibi bu sürenin de sonuna geldik ve onları birkaç gün önce Türkiye'ye yolcu ettik. Bütün güzelim anlar artık hatıra oldular. Aslında yazacak sizlere aktarmayı arzu ettiğim pekçok olay var.

 

Bende, bu gün küçük bir yaşam öyküsü ile yazmaya baslamak istiyorum...

 

Annem ve babamı uçağa bindirdikten sonra heyecanla hayırlı haberlerini beklemeye başladık. Dört saat kadar sonra annemin telefondaki "Sağ salim indik evladim" sesiyle de huzur bulduk. Ama sesi inanılmaz mutlu geliyordu. Hem sevindim buna hem de meraklandim. "Harika bir yolculuktu gidince yazarım "dediğinde de heyecanla mektubunu beklemeye başladim. Bu iletişim çağında mektuplar için artık posta yi beklemediğimizden çok geçmeden yazdığı mektup elime ulaşti. Şimdi bu mektupta yazanları aktararak satırlarıma devam ediyorum

 



Annemlerin oturacağı koltuklar üçer kişilik olduğundan yanlarına bir kişi daha gelmis. Bu genç bir kızmıs. Biraz aksanlı bir Türkçe ile konuşuyormus. Hollanda'da doğmuş . Babası Türk annesi Hollandalı imiş. Yirmi saattir yoldayım demiş ve anlatmaya başlamıs. Endonezya’dan
Dubai aktarmali Istanbul’a gidiyormus.

İnternetten Endenozya'daki kimsesiz, yardıma muhtaç çocukların çağrısını duymuş. Çok duygulanmış, onlar için ne yapabilirim diye araştırmaya başlamıs. Onlar adına çevresinden, dost ve arkadaşlarından para ve yardım toplamıs. Eline bir de sözlük almış ve parayı yerine ulaştırmak için yollara düşmüş. Kimsesizlerin kimsesi olmuş. Allah onadan razı olsun.

 Endonezyadaki yere varında gördüğü manzara karşısında hayrete düşmüş. Elindeki parayı kimseye teslim edememis. Kendi gayretleriyle ise koyulmuş. İşçi bulmuş. Önce tuvalet yaptırarak ise başlamıs. Sonra neye ihtiyaçları varsa onları almış ve yaptırmıs. Türkiyeden getirdiği oyuncak ve kıyafetleri dağıtmış.  Kız erkek iki yaşından yirmi yaşına kadar 130 çocuk burada , cocuk siginma evi denilen bir yerde sefil bir şekilde yaşıyorlarmıs. Kendi elleriyle onlara yemek yapmış. temizliklerini yapmış. onların yaşadığı ortamda birbuçuk ay yaşamıs. Onlara bir anne sevkati ile sarılmış. Birlikte uyumuşlar, birlikte yemiş içmişler.

Annemin gökyüzünde tanıdığı ve melek kızım dediği bu genç kızımız diyormuş ki; "Onlara yapılanlardan, verilenlerden çok gösterilen ilgi, onları okşamak , sevmek, saçlarını taramak, oynadıkları oyunlar, yaptıkları dersler[1] öğrettikleri şeyler, sevgiyi birlikte yaşamak çocukları sonsuz mutlu etti. Onlarla çok şey paylaştık, onlarla birlikte ben de çok şey öğrendim, şimdi hayata bambaşka bir gözle bakıyorum. Ayrılırken çok ağladılar. Gitme diye boynuma sarıldılar, onları hiç unutmayacağım..." Sonra da kolundaki minik deniz kabuklarından yapılmış bilezigi gösterek ,yavaşça avucuma bıraktıkları bu bileziği ömrüm boyunca kolumdan çıkarmayacağım" demis.

 

Fidan kızımız şimdi Hollanda'da, Istabul’dan ailesinin yanına doğru yoluna devam etmis. Evet biz onu,  bu hikayesi ile , anneciğimin vasıtasıyla tanıdık. Onun hikayesi bizi de derinden etkiledi. Bize de çok şey öğretti. Annem ve babam da  de Bursa'ya dondu. Fikriye anne de derneğine, dernek çocuklarına kavuştu. Onlarda Fikriye annnelerini çok özlemişler.

Biz de bu dünyada istedikten sonra başarılamayacak hiçbirşey olmadığını tekrar gördük bu sayede. İnsana hizmet Hak'ka hizmettir, bir kez daha çok derinlerde hissettik bunu... Bizim elimiz ermez , gücümüz yetmez demiyelim. gülümseyeceğimiz her insan bir başlangıçtir değil mi? İyilikler kartopu gibidir, minik bir kar tanesi ile başlar, çığ gibi yuvarlanarak büyür. Sizin ihtiyacı olana yapacağınız, minicik bir yardım, uzattığınız bir el, belki de dünyayı kuşatacak bir sevgi kuşağının başlangıcıdır ....

Eski bir şarkıda dediği gibi;

 

Bütün dünya buna inansa , bir inansa

İnsanlar el ele tutuşsa kardeş olsa

Uzansak sonsuza..

 

 

0
0
0
Yorum Yaz