SIS PERDESI ALTINDA

2007-11-21 07:27:00

Buralar günlerdir gizemli bir sis perdesi altında. Kimi zaman iyice baştıran sis gözün görebildiği herşeyi yavaşça sarıp sarmalıyor. İnsan kendini bir tuhaf hissediyor. Onunu göremediğinden midir nedir herşey belirsiz. Ansızın karşısına hiç beklemediği birşey çıkıverecekmiş gibi. Sanki tüm gerçeklerin üzeri örtülmüş, güzellikler gizlenmiş, İlgiç bir oyunun içinde doğru yönü bulmaya, labirentin duvarlarına toslamadan çıkışa varmaya çalışıyor gibi. Aslında galiba hayatın kendisi böyle. Her an bizi neyin beklediğini bilmeden yaşıyoruz. Eğer yolun başında elimize verilmiş olan bize yön veren yaşam haritasını iyi anlari özümser ve adım adım ona uyarsak bir saniye sonrasını bile göremediğimiz bu yaşam labirentinde yara almadan, yanlış yollara sapmadan çıkışı buluyoruz. Aksi takdirde Rabbım muhafaza etsin….

 

Evet özellikle sabahın çok erken saatlerinde iyice bastıran sisle birlikte yola çıkıyorum. Ulaşmam gereken bir dersim var. Geç kalmamak için biraz daha erken evden ayrılmama rağmen , daha otoparktan çıkınca çok yoğun bir trafik ile karşı karşıya kalıyorum. Yollar ilerlemeye çalışan araçlarla tıkanmış bile… Hadi bakalım bu epey zor ve uzun bir yol olacak. Şimdi hiç canını sıkma, rahatla diyorum kendi kendime. Yolculuğu daha katlanılır hale getirecek şeyi biliyorum. Hemen radyoyu kapatıp Engin Noyan – Senai Demirci’nin 99 Esma adlı cd sını koyuyorum. Rabbımın o güzel Esmalarını dinlerken dalıp gidiyorum. Zaman zaman çalan korna sesleri ve birbirlerine bağıran sürücüler dikkatimi çekiyor. Siste önlerini görememek onları iyice germiş anlaşılan,

 

 

Rabbımın izni ile zamanında dersime yetişiyorum, daha öğrenciler gelmemiş bile.. Sınıf karanlık, bütün ışıkları yakıyorum.. Gelen öğrencilerde de bir yorgunluk ve uyku hali hakim.. Bu gün neşeli güzel şeylerden konuşup, sıcak renkler kullanalım bakalım… Neyse ki herkesin gözleri gülmeye başlıyor yavaş yavaş…

 

Dersten sonra boya ve malzeme almak için bir mağazaya gidiyorum. Aldıklarımla birlikte kasalardan birine yanaşıyorum. Kasada ki iri yarı Afrikalı bir bayan. Yüzü epeyce asık görünüyor. Gülümsiyerek selam veriyorum. Göz ucu ile selamimi alıyor ve de hızlı hızlı boyaların barkodlarını okutmaya başlıyor. Hay Allah bir tanesinin barkodu yok. Görevlilerden birini çağırıp sinirli bir haraketle boyayı eline veriyor ve barkodunu bulmaya yolluyor. Saate bakıyorum . Kızlarımın okuldan çıkmalarına sadece onbeş dakika kalmış. Onları almaya gitmem gerek. Bu gecikme de iyi olmadı aslında, hayırlısı.. Kasiyere dönüyorum. Ayakta duruyor oturacak yeri yok. Ayaklarının üzerinde ağırlığını bir ayağından öbürüne aktarıyor. Gülümsiyerek “çok yorgun görünüyorsunuz. Günde kaç saat çalışıyorsunuz ?” diye soruyorum. Gözlerini bana dikiyor, “On saat “ diyor. “Çok uzun süre Allah kolaylık versin, sizin işiniz de çok zor, hele bu saatlere doğru iyice zorlaşıyordur artık..”diyorum. Gülümsüyor birden. Ordaki mesaisini , işini anlatmaya başlıyor. Anlaşılan tam anlatmak istediği bir konuyu açmışım… Birkaç dakikalık sohbet sırasında yine saatime bakıyorum. “Bir yere mi yetişeceksiniz ?”diyor . Kızlarımı okuldan almam gerektiğini ve on dakikam kaldığını söylüyorum. Keşke ben gidip boyanın raftaki yerini gösterseydim diyorum. Birden canlnıyor. “hiç gerek yok şimdi hallederiz diyor. Bir başka görevliyi çağırıyor.. Birden bir hareketleniyorlar bir iki dakika içinde almak istediğim boyanın aslında bir setin parçası olduğu ve birileri tarafından paketin parçalandığı için tek kaldığı anlaşılıyor, hemen içeriden açılmamış bir yeni paket getirtiliyor ve iki dakikada benim kasa işlemim tamamlanıyor. Bu arada sohbete devam ediyoruz. Ayrılırken güler yüzle yine bekleriz diyor, el sıkışıyoruz, selamlaşıyoruz. Aslında gülümseyince iyice güzelleşen sevimli bir bir yüzü ve bembeyaz dişleri var. “Gelirim yine, en kısa zamanda görüşürüz inşaallah” diyerek ayrılıyorum..

 

İnsan insanın aynasıdır diye boşuna dememişler. Günde kimbilir ne kadar çeşitli insalarla karşılaşıyor, neler yaşıyordur. Ama bir ilgi, bir gülümseme ruhundaki bütün güzellikleri ortaya çıkarıveriyor iste…

 

Öğleden sonra gittikçe azalan sis trafikte epey rahatlamaya neden olmuş. Kızların okuluna tam zamanında varıyorum. Özlemişiz birbirimizi. Dönüş yolunda herkes günü nasıl geçti anlatıyor, neşe içinde eve dönüyoruz…

 

 

 

0
0
0
Yorum Yaz