AKSAMLARI NE YAPIYORSUNUZ

2010-01-06 15:17:00

AKŞAMLARI NE YAPIYORSUNUZ?.. Hayatı biriktiremezsiniz; ya her anını yaşayacaksınız, ya da ziyan edeceksiniz. Dümdüz bir soru size: Akşamları evde ne yapıyorsunuz? Koltuğa uzanıp, hiç tanımadığınız Amerikalı dedektiflerle, hiç tanımadığınız Amerikalı haydutları mı kovalıyorsunuz? Yoksa yerli dizilere kaptırıp hiç bilmediğiniz konaklarda yaşanan hayatları mı seyrediyoruz? Kendiniz hiçbir sporu yapmazken, çoğunun sonucu önceden ayarlanmış futbol maçlarını ve dedikodularını seyrederek sporsever olduğunuzu mu düşünüyorsunuz? Dört saat televizyon seyretmenin sekiz saat çalışmak kadar beyni yorduğunu biliyor musunuz? İki türlü hayat var: 1. Yaşanan hayat, 2. Seyredilen hayat,  Akşamlarınız televizyona kilitliyse, bilin ki,  Hayatı sadece seyrediyorsunuz!   Akşamları evde ne yapıyorsunuz? Akşamlarınızı nasıl geçiriyorsunuz? "Pek çoğu gibi biz de çekirdek çıtlatıp saatlerce televizyon izliyoruz" diyorsanız,   durup bir düşünün lütfen;  150 yıl yaşayacağınızı veya dünyaya birkaç kez daha geleceğinize mi inanıyorsunuz?  Böyle bir şey olsaydı, şimdiki hayatımızın bir bölümünü ziyan etmek  şimdiki kadar acı sonuçlar doğurmayabilirdi belki. Ne çare ki sadece bir hayatımız var. Bu da maalesef, çok kısa. Ortalama altmış yılın yirmi yılı uykuda geçiyor.  Kalan kırk yılın yirmi yılı çocukluk, eğitim, vesaire...  Son yirmi yılı da ziyan edersek, bize yaşanacak bir şey kalmaz.  Akşamlarınızı sadece televizyona veriyorsanız, sayılı nefeslerinizden bir bölümünü çöpe atıyorsunuz demektir! Çünkü televizyon izleyen kişi hayatta değildir, zi... Devamı

ISIGA DOGRU

2009-12-10 13:35:00

      Bilimadamlari labaratuvar ortaminda bir deney yapiyor. Bir gurup arıyla sineği bir şişeye koyuyorlar. Şişenin taban tarafını ışığa doğru, açık olan ağız kısmını da karanlığa doğru yerleştiriyorlar.Arıların hepsi ışık olan tarafa doğru üşüşüyorlar . Ama şişenin tabanı cam ve onların da yabancısı olduğu bir madde olduğundan çıkmayı başaramıyorlar. Bu arada sinekler, şişenin ağzına doluşuyorlar ve karanlıkta dışarı çıkıp kayboluyorlar. Ağzı açık olan şişeden karanlık tarafa doğru tek bir arı bile gelmiyor. Camın önünde ışığa doğru çabalarına devam ediyorlar.   İnsanın aklına hemen arıların akılsızca davrandıkları geliyor.Ancak daha derinlemesine düşününce, karşımıza bir anıt gibi dikilen gerçek çok farklı oluyor. Çok basit gelen bu deney beni oldukça düşündürdü.Arıların ne kadar akıllı varlıklar olduğunu hepimiz biliyoruz.Sinekler ise malum hayvanlar.Arılar ne kadar temizse adı üstünde, sinekler de o kadar pis ve mikropludur. Arılardan korkarız bizi sokarlar diye ama, sineklerden midemiz bulanır. Evet, ışığa doğru yürüyenlerin önünde her zaman engeller olacaktır kuskusuz. Onlar, engellere rağmen ışıktan vazgeçmeyenlerdir.Ne tür engel olursa olsun önlerinde, çabalarını sürdürenlerdir.Ve bu uğurda da gerektiğinde ölebilenlerdir. Yürek, azim, sevgi, ilkeler, dürüstlüktür bunu yaptıran. Kendine saygı, yasadığı topluma saygıdır.Sinekler, karanlıkta sıvışan kaçaklardır .Karanlığa yürüyenlerdir.Karanlık düşüncelerdir. Şişenin ağzının karanlığa bakmasının onlarca hiç bir önemi yoktur . Sinsi, ilkesiz, yüreksiz, korkak varlıklardır.SADECE Kendi yaşamları söz konusudur.Nerede yemek varsa, nerede rahat yasayacaklarsa, nerede çok para kazanacaklarsa oraya giderler.Onlar için karanlık olması önemli değildir açık ağızların.   Arıyı kovalamak isterseniz savaşır.Engellere aldırmaz.Amacı sadece ışığa ulaşmaktır. İğnesini sapladığında öleceğini bilerek savaşır. Ve değerleri için ölür.Ama sinekler kaçarlar.Sonra yılışık yılışık tekrar dönerler ... Devamı

BAKMAK VE GORMEK

2009-11-15 18:36:00

Pırıl pırıl bir sabaha uyandık.. Hayırlı gunler dilemek istiyorum öncelikle... İnşallah güzel, bereketli , aydınlık bir gün olur.   Bu sabah bilgisayarın başına oturup günlerdir bakamadığım mesajlara baktım, onları cevapladım. Bir arkadaş ile yazışmalarımızda konu insanın Rabbıne ulasabilmesıne , onu bulabilmesıne gelmişti..  Bulunduğu ortamda hiç kendisini yönledirecek kimse yoksa, tamamen nefsani bir hayat süren bir kişi nasıl olur da kendi kendine Rabbine ulasabilir. Tam bu konu üzerinde düşünüyordum ki aklima bundan 7-8 yıl önce TV de seyrettiğim bir genç geldi... Hikayeyı burada sizlerle de paylaşmak istedım... Benı o günlerde çok etkilemişti, uzun uzun tefekkür etmeme sebep olmuştu.   Yıl 1999 Agustos ayı, TV de röportaj yapılan genç 20li yaşlarda..  Avrupa’dan Türkiye’ye tatile gelmiş. Istanbul’a inmiş. Birkaç gün kalacaklarmış... Ancak nedense önce Antalya’ya gitmeye, dönüşte İstanbul’da zaman geçirmeye karar vermişler. Onların Antalya’ya hareket ettikleri gecenin sabahında, o malum büyük Marmara depremi oluyor. Sabah Antalaya’ya indiklerinde anlamıyorlar tabi. Ancak günün ilerleyen saatlerindeki telaşe ve Tv deki yayınlardan anlıyorlar olan biteni ve nasıl bir felaketten kılpayı kurtulduklarını... Neyse iki üç gün kaldıktan sonra İstanbul’a gerı dönmeleri gerekiyor otobüsle.. Yol güzergahı tam da deprem bölgesinden geçiyor.. Şaşkın ve korku dolu gözlerle seyrederken etrafı birşeye takılıyor... Bir yıkıntının yanında  toz, toprak, çamurun ortasında bir yaşlı dede yere bır gazete parcası koymuş, üzerinde egilip kalkıp bişeyler yapıyor.  Dikkat ediyor. Sanki dünya bir yana, yıkıntılar bir yana, o dede bir yana .... Öylesine huzurlu ve huşu içinde bir duruş... Soruyor bu adam ne yapıyor diye..... Namaz kılıyor diyorlar... Namaz nedir diyor.. Namaz müslümanların ibadetidir diyorlar.. Rableri huzurunda durusudur...Arada kimse yoktur.. Doğrudan Rabbinin huzurunda durur ibadet edersiniz..... Ne oluyor biliyormusunuz... O g... Devamı

KARTALLAR YUKSEK UCAR

2009-10-27 16:44:00

Kartal, kuş türleri içinde en uzun yaşayanıdır.70 yıla kadar yaşayan kartallar vardır. Ancak bu yaşa  ulaşmak için, 40 yaşındayken çok ciddi ve zor bir  karar vermek zorundadır.  Kartalın yaşı 40'a vardığında pençeleri sertleşir  esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini  sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelir.  Gagası uzar ve göğsüne doğru kıvrılır. Kanatları  yaşlanır ve ağırlaşır. Tüyleri kartlaşır ve  kalınlaşır. Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır. Dolayısıyla kartal burada iki seçimden birini yapmak zorundadır:   Ya ölümü seçecektir, Ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir.  Bu yeniden doğuş süreci 150 gün kadar sürecektir.  Bu yönde karar verirse   kartal bir dağın tepesine uçar ve artık uçmasına  gerek olmayan kayalık bir yerde, yuvasında kalır. Bu uygun  yeri bulduktan sonra  kartal gagasını sert bir şekilde kayaya vurmaya  başlar. En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer. Kartal   bir süre yeni gagasının    çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini   yerinden söker çıkarır. Yeni pençeleri çıkınca kartal bu kez eski  kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar. 5 ay sonra  kartal, kendisine 20 yıl  veya daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur  YENİDEN DOĞUŞ  UÇUŞUNU  yapmaya hazır duruma gelir. Kendi yaşamımızda bazen  bir yeniden doğuş süreci  yaşamak zorunda   kalırız. Zafer uçuşunu sürdürmek için, bize acı  veren eski ve yanlis alışkanlıklarımızdan,   hatalarimizdan , bizi olumsuz etkileyen dusuncelerden , insanlardan, ki... Devamı

BIR GUN SUSMAYI OGRENDIM !!!

2009-10-26 05:13:01

Bir gün susmayı öğrendim. Öyle bir sustum ki belki sonsuza kadar  susacaktım. Çünkü susmak benim küçücük dünyamda babamla kurduğum iletişim tarzıydı. Babam akşamları eve yorgun dönerdi. Ben bütün gün evde sıkılır, onun  gelişini iple çekerdim. Daha o kapıdan girer girmez boynuna atılır onunla  oynamak isterdim. Babam sarılır, öper sonra da, hadi odana git, derdi. Yemek hazırlanınca annem çağırır bu defa masada bir araya gelirdik babamla. Onlar annemle konuşurken ben araya girer, sesimi duyuramayınca da bağırırdım. Babam sinirlenir, 'Bütün gün insanlara kafa patlatmaktan bunaldım, birde sen kafamı  ütüleme!' derdi.  Annem de 'Bütün gün zaten seninle uğraştım, bir  çift laf da mı konuşturtmayacaksın babanla?' diye çıkışır, beni odama gönderirdi.Çaresiz bir şekilde boynumu büker odama yani hapishaneme doğru yol alırdım. Babam arkamdan, 'Bizim bir odamız bile yoktu, her şeye sahip, hâlâ ne istiyor anlamadım.' diye bağırmaya devam ederdi. 'Keşke benim de bir odam olmasaydı, keşke bizim de evimiz bir odalı olsaydı da hep birlikte otursaydık' derdim içimden; ama yüksek sesle söylemeye cesaret edemezdim.Yemekten sonra babam kanepeye uzanır, eline kumandayı alır, televizyon seyrederdi. Beni yanına çağırır biraz severdi. Onun izleyeceği önemli bir şey varsa beni adeta yerimden bile kıpırdatmazdı. Azıcık hareket edip koşup oynamaya çalışsam oda hapsim yeniden başlardı.Bir gün anladım ki susunca babamla daha iyi anlaşıyoruz. Bu defa susarak yapabileceğim oyunlar geliştirmeye başladım. Önce resim yaparak başladım işe.Babam çizdiğim resimleri çok beğeniyor; 'Bak, böyle uslu uslu oyna işte.' diyordu. Babam bazen göz ucuyla bakıyor, resimle ilgili bir şey sorsam afallıyordu. Ama bana kızarak beni... Devamı

ISTE YASAM ELLERIMIZDE

2009-10-02 07:36:00

Sevgili Dostlar , Oncelikle harika bir cuma gununden sizlere merhaba diyorum.  Cumaniz mubarek olsun.. Rabbim bize bu gune eristirdigi icin ne kadar sukretsek azdir. Iste bir gun daha dogdu, buralarda gunesli ... Bu gun ki ;  gun bu gundur, an bu andir diyebilecegimiz...Her dakikasi , her saniyesi inanilmaz degerli... Yasamak , dogru durust bir insan olabilmek icin bir sans daha verilmis bize... Yasadigimiz her an boyledir degil mi?  Bir sanstir  kotulerden kurtulmak, yanlislardan vazgecmek, sukretmek, zikretmek, fikretmek ve idrak etmek icin...  Iste yasam ellerimizde ... yogurulup sekillendirilmek icin bekliyor... Birakin gecmisi, dunu, kirginliklari, uzuntueri, mutsuzluklari, yanlislari... Dun gecti gitti cancagazim bu gun yeni birseyler soylemek lazim demiyor mu Mevlana.. Idrak ettigimiz an donum noktasidir bizim icin. Once beynimizi temizleyelim olumsuzluklardan.. Bize negatif enerji veren dusunceleri, olaylari , insanlari dusunmeyi  birakalim, kirginliklari unutup yuklerimizden kurtulalim. Her dem taze dogariz diyerek selamliyalim yeni gunu... Insan ugruna evrenin yaratildigidir degil mi? Oylesine degerli,, O zaman hazreti insan olmak icin bize verilen bu degerli zamani niye yokedelim ki olumsuz dusuncelerle..   Durum boyle olunce findik kabugunu doldurmayacak tasalarin , yapay problemlerin, findiga can verenle ilgilenen bizler  icin hicbir anlami olmadigi ve hicbir sorun yaratmiyacagini anlamak zor degil! degil mi? Dusunelim hep birlikte ;  katiksizligi, safligi, eldegmemisligi, dokunulmamisligi,kullanilmamisligi, salt olani, mutlak olani dusunelim! Ve guvenelim kendimize... Salt olan, mutlak olan, oyle bir atestir ki , ates ustune ates,... Oyle bir yag ki, nerdeyse kendi kendini tutusturacak billurlukta...Ve salt guzellik nurun adi... Kim ne derse desin hep bizimle , icimizde ...Neyi gormek istersek onu goruyoruz, neye dokunmak istersek ona dokunuyoruz... O zaman parmaklarim... Devamı

HEYBELIADA

2009-07-30 12:43:00

İstanbul’un incileri olan Adalar eskilerden beri benim en çok huzur duyduğum, yaşamayı düşündüğüm , yurdumun en güzel köşelerinden biridir. Üniversitede de öğrenci iken hafta sonlarında eğer Bursa’ya ailemin yanına gitmeyeceksem illa ki Heyeliada’ya teyzemin yanına gitmek isterdim. Oksijen deposu mis gibi havası , cam ormanları, araç trafiği olmayan dar sokakları, eski ahşap konakları, geniş bahçeli köşkleri beni bir mıknatıs gibi kendine çekerdi. Hele İstanbul’un kalabalığı ve yoğun temposundan kopup sadece 40 dakika sonra ada iskelesine adım attığımızda kendimizi bambaşka bir dünyada hisseder ve oradan İstanbul’un muhteşem siluetini seyretmekten müthiş tad alırdıkİşte bu yaz yine bir kaçamak yapıp kızlarım , annem babam ve teyzemle birlikte adanın inanılmaz huzurlu bağrına sığındık. Teyzemin tadilat yapılmış üç katlı , cumbalı eski tarz ahşap evi, serin bahçesi, çatı katındaki terastan dolu dolu İstanbul manzarası bizi büyülü bir alemde misafir etti sanki.Bu kez, bahçede bulunan Yasin çiçeğini haytımda ilk kez gördüm. Belki bilenler vardır ama anlatmadan geçemeyeceğim. Yasin çiçeği ,söyle bir parmak kalınlığında bir çubuk şeklindeki sapın etrafında sayısız tomurcuklar veren bir çiçek. Ancak ilginç ve inanılmaz olan her akşam sadece akşam ezanı saatininde bütün taze tomurcuklar aynı anda 3 dakika içinde açıyor. Ezan okunurken açmaya başlıyor ve de ezan bitene kadar yeni çiçekler açmış oluyor. İnanılmaz güzel bir şekilde sarı tomurcuklar titreyerek döne döne açılıyor ve bir anda yeşil çubuk sap sarı çiçeklerle donanıyor. Acan çiçekler bütün gece açık duruyor ancak sabahın ilk ışıklarıyla beraber solma... Devamı

MUTLU OLMAK ICIN NE BEKLIYORUZ

2009-06-13 15:37:00

  İşte yine sıcak ama gerçekten sıcak bir yaz sabahına günaydın diyoruz. Bu coğrafyada çoktan yaz ortası oldu bile.. Artık gökyüzü kum rengi, o güzelim maviyi görebilmek çok zor.... Sarı , puslu , nemli bir sıcak kaplamış her yeri... Dürüstçe söylemek gerekirse bazen düşünüyorum niye burdayım diye.. Oysa ben masmavi gökyüzüne . yemyeşil ağaçlara çimenlere aitim. Öyle bir ortamda mutlu hissederim kendimi. O zaman daha bir ilham gelir, içim kıpır kıpır , dudaklarımda sevdiğim şarkının melodisi kendimi kuşlar gibi özgür hisseder , sevinç dolu olurum.   Evet bu gördüğüm sarı puslu , kum rengi gökyüzü , duru mavisi bulanmış deniz ve yaprakların yeşili solmuş palmiyeler için ne hissediyorum acaba... Mutlu olmak , şükretmek, sevinmek için yeşile ve maviye kavuşmayı mı beklemeliyim....??    Ama hani an bu andı yaşanacak ... Belki bir an sonrası olmayacak... Mutuluğu kurallara ve mekanlara bağlamaya, sevinci,sevmeyi ve elimizde olana şükür etmeyi ertlemeye ne zamanımız ne de hakkımız vardi hani.   Her güzellik kendi mekanında ve zamanında, ortamında güzel... Eğer öyle olmasa Rabbim öyle yaratmazdı değil mi. ? Neyi neyle kıyaslıyoruz ki... Yeşil yağmurla,  çöl sıcakla güzel... Kar dağlarda ve soğukla var... Deniz ise her haliyle gizemli ... Tıpkı bir ayna gibi .... Kurşuni iken hüzünlü, masavı sevinçli, yeşil iken romantık ve dinlendirici , bulanik iken saklar bütün içindekileri, gizemli.... Ama her hali  bir başka duruştur, başka bir deyiş, bir başka güzellik...    Bu güzellikleri göremeden hep aynı hayalin peşinde koşmak ve mutluluğu hep orada sanmak ne kadar doğru ki... ?? Mutluluğu ertelemeye zaman... Devamı

INSAN

2009-05-25 06:20:00

 Tam gün batımı , güneşin kızıl sarı ısınları ile boyanmış yeryüzü.... Denizin mavisı, gökyüzü, çatılar, göğe doğru yükselen camla kaplı binalaların yüzleri hep turuncu ışın hüzmeleri ile kaplanmış. Yangın yeri …Hafif bir serinlik çökmüş ortalığa, gündüzün nemi sıcağında nefes alamayanlar sokaklara dokulmuş.. Akşam ezanı yankılanıyor minarelerden… Bir gün daha sona eriyor… Akşamın alacakaranlığı çökerken yavaş yavaş insanın gönlüne de bir hüzün , bir ürperti düşüyor. Gecenin sessizliğinde kendini daha mı iyi dinliyor insan… Ondan mıdır bu ürperti… kendiyle başbaşa kalması zordur aslında… Kendine dönüp vicdan aynasından bakabiliyorsa insan en değerli vakitlerdir bunlar..Yedi küsur milyar insanın yaşamını sürdürdüğü bir dünyadayız. Nefes alıp veriyoruz. Öyle yada böyle bir topluluğun içindeyiz, sosyal ilişkilerimiz , bir çevremiz var. Yiyip içiyor, temel ihtiyaçlarımızı , hatta fazlasini karşılıyor, kimi etrafımızdakilerle anlaşıp mutlu oluyor,  bazen seviyoruz onları ve de sevildiğimizi düşünüyoruz kimi zaman… Bazen mutlu bazen üzgün hissediyoruz kendimizi… Kırıldığımız  gücendiğimiz anlar da oluyor, hatta öfke , kıskançlık, pişmanlık gibi duyguları bile barındırıyoruz içimizde… Sabahları uyanıyoruz ya yeni güne… Selamlıyoruz ya bütün mahlukatı, insanları ve doğayı.. Demek ki yaşamamız gereken anlar var daha… Yoksa her ne kadar düşünmek istemesek de bu yaşamın bir sonu olduğunu , dünya hayatının geçiciliğini hatta ne zaman konup göçeceğimizin de belirsiz olduğunu çok iyi biliyoruz… Biliyoruz da hatırlamak istemiyoruz. O kadar çok ... Devamı

İster nârına garket İster nuruna

2009-05-22 11:32:00

 İster nârına garket İster nurunaAşk da tıpkı elif gibidir, isminde gizlidir, ama okunmaz. O olmadan da besmele sese gelmez. O her şeyin içindedir, ama hiç bir şeyde görünmez. Hz. Mevlanaİnsan vav şeklinde doğar, bir ara doğrulunca kendini elif sanır. İnsan iki büklüm yaşar, oysa en doğru olduğu gün ölmüştür. Kulluğun manası vavdadır, elif uluhiyetin ve ehadiyetin simgesidir. O yüzden Lafz-ı ilahi elifle başlar. Elif kainatın anahtarıdır, vav kainattır.Rabbi vav gibi mütevazı olsun ister kulları.Musa dal olmuştur ama Firavunun gözü Elifte kalmıştır.İbrahim ateşte vavdır, Nemrut bizzat ateşe odun.Yunus, vav olup balığın karnında anca kurtarmıştır kendini.İnsan iki büklüm olunca rahat eder ana karnında.Boylu boyunca uzansa da kim rahattır mezarında?Vavın elifle münasebeti ne kadar iyiyse, kainatın dengeside o kadar düzgündür.Kim kimi hatırlarsa evvel o ona koşar.Kainatta tüm cisimler boşlukta dönerken insan belki o yüzden boşlukta kalmamış, Rabbi onu imanla doldurmuştur.Evvelde eliftir, bir ilahi nefesle ahirde vav olur kainat.İyi bakıldığında, görmek için bakıldığında; Bazen bir insanın secdedeki hali, bazen bir ceninin anne karnında ki haline benzer. Vav Harfi, 'ın Vahid ismini ve birliğini simgeler. Ebced hesabında 6 rakamına denktir ki; Bu yönüyle aynı zamanda imanın 6 şartını temsil ettiği söylenir. Harfi med olduğu gibi, kasem harfidir. Aynı zamanda, iki cümleyi veya özneyi bağlayan bağlaçtır. Ey aşkın binbir başlı vav hali Ey sonsuz kavram Gaflet vaktinde Gel gönlümün üstüne Usta bir hattatım ben Aşkı çizerim mekânlara Aşk sığmaz ki bu ummana Vav olur gözlerimiz Bürünürüz canlara Bir seyyah gibi Gelip göçen, göçüp giden Bu mekândan mekân'a Demem o ki Tarifini yapamam ben imkâna Bir ... Devamı

VELiLERDEN NASiHATLER

2009-05-22 07:54:00

  VELiLERDEN  NASiHATLER Lokman Hekim ogluna söyle nasihat etmis :  Yavrum, Allah kuru topraga yagmur ile hayat verdigi gibi ariflerin hikmetli sözleriyle de ölü kalpleri de öyle diriltir,onlara hayat verir.Onun için onlarin sohbetinde bulun. Yüce bir himmet, saglikli bir sevgi ve samimi bir irade, mutlu bir hayati temin eder.   Siirt evliyasindan Seyh Turki hazretlerine gencin biri sordu; -Efendim, ben namazlarimi muntazam kiliyorum, ama hiç lezzet alamiyorum,Sebep nedir acaba?Mübarek , sefkatle bakti gence :.-Rabbini , yalniz namazda degil, her zaman hatirla evlâdim.Genç anlayamadi:-Nasil  hocam ?-Günahlari terk edersen, namazlarindan lezzet alirsin.   Beyazid-i Bistami Hazretlerine, Hakk ile kul arasindaki mesafenin ne kadar oldugu soruldu, söyle cevap verdiler: “Kul ile Hakk arasinda dört adim vardir. Kul ilk adiminda dünyadan, ikinci adiminda halktan, üçüncüsünde nefisten , dördüncüsünde ise ahiretten geçer. Bu adimlari attiktan sonra Allah ile her dem beraber olur.”       Câfer-i Sâdik Hazretleri talebelerine sunlari nasihat etmistir: Bir sâlih amel isleyince onu gözünde küçültesin ve gizli tutasin. Çünkü küçük görürsen seni kendini begenmeye götürmez. Gizlersen, eksigi tamam olur, fazîleti artar. Salih bir amel islemek istedigin zaman acele et, zira nefs zayifliga kapilip onu geciktirebilir veya seni ondan vazgeçirebilir. Mümin kardesine âit sevmedigin bir sey duyarsan, israrla onun bir mâzeretinin olabilecegini düsün. Bulamazsan, belki benim anlayamadigim bir özrü vardir, de ve ayibini ört!   Cüneyd-i Bagdadi  Hazretleri s&o... Devamı

EY NEFSIM

2009-05-22 07:38:00

EY NEFSİM!Yıllardır beni uyuttun. Hep yarına bıraka bıraka koca bir ömür heder oldu. Gecelerim teheccütsüz heyecansız gündüzlerim semeresiz başarısız geçti. Acaba yarın yarın diye uyuttuğun yarınlarımı, meçhul bir yarında nasıl doldurabileceksin?Ne zaman beni çevreleyen basitliklerle bağımlılıklara  bir darbe vurup hür dünyaya açılmak istesem, granitten dağlar gibi karşıma dikildin. Olmadık vesveseler verdin, vaadlerle beni kandırdın, sen daha ne guzelliklere layiksin dedin, dunyayi hos gosterdin, sen cok daha iyisini hakediyorsun dedin, daha cok sevilmelisin dedin beseri sevgilere düsürdün, . Bitmeyen isteklerle beni aldattın. Yıllardır taam (yemek), kelam (konuşma) menam (uyku) hapisanesinde, inim inim inlettin, ızdıraplarımı, bana ney gibi dinlettin. İrademi, rehavet, meskenet zincirleriyle sımsıkı sardın.Bana sunulan saat altınlarını değerlendiremedin. Hepsini heva ve heveslerime kurban ettirdin, hayatimi  zayi ettin. Kimbilir, içinde ne hediyeler saklayan günlerin ve ayların zarfını açamama bile müsaade etmedin. Hepsi boşa gitti. İçlerinde neler sakladığını anlayamadan. Söyler misin; ALLAH aşkına, senin yaşayan bir cenazeden ne farkın var?İnsan süresini ağlaya ağlaya okudun. Amma o muhteşem sarayın kapılarını bir türlü aralayamadın. Kendini, kendi çevreni tanıdığın kadar tanıyamadın. Kendi içinde kendine yabancı kaldın. Kendi kendine hapisane yaptın.Fetih süresini okudun, bırak dışarıyı, içinde bir tek fetih bile yapamadın. Konuşma, yemek, uyku esaretinden kurtulamadın. İradeni feth edemedin. Namazla cenneti takas etmeyi çalıştın, ayetleri bir teyp gibi ezberledin amma uyguladıkların hep adetlerin oldu.Peygamberimizin saçlarını ağartan Hud süresiyle karanlık gecelerin bir türlü aydınlatamadın. Gayreti hep birilerinden bekledin. Senin de birileri olduğunu hep unuttun... Devamı

GUZEL MEMLEKETIMIN GONLU GUZEL INSANLARI

2009-05-21 17:51:00

 Prof. Dr. Saffet Solak'ın bir hatırasıni okudum aynen asagiya aliyorum.    IŞIĞI YANAN EVLER... Tıp fakültesini yeni bitirmiş, pratisyen hekim olarak ilk görev yaptığım yere, Konya'ya bağlı bir beldenin sağlık ocağına gitmiştim. Gençtim, bekârdım. Küçük bir beldeydi gittiğim yer.Gittiğim ilk gece bir eve misafir olmuştum. Tren istasyonunun hemen yanında bir evdi. Akşam yemeğinden sonra çaylarımız gelmiş, sohbetler edilmişti. Üzerimde yol yorgunluğu, geldiğim yeni yerin yabancılığı vardı. Saatler ilerliyor, ağır bir uyku beni içine çekiyordu. Ev sahibine bir şey de diyemiyordum. Bir müddet daha geçti; yine bir hareket yoktu. Evin büyüğü olan Hacı anneye sıkılarak: "Anneciğim, sizin buralarda kaçta yatılıyor?" dedim.Hacı anne:"Evlâdım treni bekliyoruz. Az sonra tren gelecek, onu bekliyoruz" dedi. Merak ettim, tekrar sordum: "Trenden sizin bir yakınınız mı inecek ?"  Hacı anne: "Hayır evlâdım, beklediğimiz trende bir tanıdığımız yok. Ancak burası uzak bir yer. Trenden buraların yabancısı birileri inebilir. Bu saatte, yakınlarda, ışığı yanan bir ev bulmazsa, sokakta kalır. Buraların yabancısı biri geldiğinde, "ışığı yanan bir ev" bulsun diye bekliyoruz."Konya Ovası'nda, yada bir başka yerinde Türkiye'nin, trenden inen yabancılar için "Işığı yanan evler" yerinde hâlâ duruyor mudur? Yabancılar, yorgun bedenlerini yün yataklarda dinlendirmeye devam ediyorlar mı? Aç bir köpeğin önüne bir kap yemek bırakan kadınlar yaşıyorlar mı? Kuşlara yuva yapan mimarlar sahi şimdi neredeler? Bu güzel insanlar, atlarına binip gitmişler. Bizler, atlarına binip giden güzel insanlara sahip bir medeniyetin yetimleriyiz. Çekip gidenlerin doldurulmamış boşluklarında savrulup duran yoksullarız.Şâir öyle diyordu: "Güzel insanlar, güzel atlara binip gittiler." Şimdi bu ... Devamı

DORT MEVSIM SABIR

2009-05-19 15:41:00

            DÖRT MEVSİM SABIR   Çiçeksen baharı bekleyeceksin sabırla... Erken açmayacaksın , kış soğukları vurur. Baharın gelmesinden ümidi kesip , toprağın karanlıklarına teslim olmayacaksın, çürür yokolursun... Sabır Rabbin halıkıyetine , ibdasına güveni, bir iç direnci koruyarak baharı bekleme eylemidir.... Tohumsan , toprağın bağrında saklanmaktır mükerrer bir vakte kadar sabır... Karanlığa boyun eğmemektir. Üzerindeki yük altında ezilmemektir. Misyonunu unutmamaktır. Zamanı geldiğinde cidarı çatlatabilmek, toprağın üzerine doğru, ışığa doğru tırmanabilmektir. "Rabbimin dilediği bir gün var , ışığa çıkmak için, yaratılış misyonumu ifa etmek için" virdini her an diyebilmektir sabır..... Güneşsen bekleyeceksin, karanlığın koynunda doğum anını ... Enerjin yaradılış sırrında saklıdır. Aydınlığı ve karanlığı yaradana teslim olacaksın... Baharsan, kışın soğuklarında saklayacaksın binbir rengini, çiçeğini.  Kış geçecek ve geleceksin... Buzların içinde çıkacak kardelenler... Toprak bir ana rahmi gibi saklayacak seni.. ve kara topraktan, al - mor menevseler boy verecek... Sabrın , binbir tomurcuk demek.. yaprakların , yeşilin, çağlayanlar gibi hayata koşmak demek.. Kışın buzulları içinde iraden çürümeyecek.. çözülmeyecek.... ebedi buzullaşmalara mahkum etmeyecek dünyayı... Bebeksen karanlıkları aşacaksın dünyaya gelmek için... Sabredeceksin dokuz ay on gün.. Damarlarında Rabbının verdiği sabır akacak.. Anneysen, sabri bir doğum sancısı gibi yaşayacaksın... Çilelerde tükenmeyeceksin.. teslim olmayacaksın zor zamanlarda .. Bir ödül arıyorsan nur topu gibi, onun bedeline katlanacaksın... Müminsen, sabri bir gön... Devamı

HAYAT

2009-05-09 23:47:00

Gidene kal demeyeceksin. .. Gidene kal demek zavallılara, Kalana git demek terbiyesizlere, Dönmeyene dön demek acizlere, Hak edene git demek asillere yakışırKimseye hak ettiğinden fazla değer verme,yoksa değersiz olan hep sen olursun... Düşün... Kim üzebilir seni senden başka? Kim doldurabilir içindeki boşluğu, sen istemezsen? Kim mutlu edebilir seni, sen hazır değilsen? Kim yıkar, yıpratır sen izin vermezsen? Kim sever seni, sen kendini sevmezsen? Her şey sende başlar, sende biter... Yeter ki yürekli ol, tükenme, tüketme,Tükettirme içindeki yaşama sevgisini... Ya çare sizsiniz yada çaresizsiniz. .. Öyle bir hayat yaşadım ki, cenneti de gördüm cehennemi de. Öyle bir aşk yaşadım ki tutkuyu da gördüm pes etmeyi de. Bazıları seyrederken hayatı en önden, kendimi bir sahnede buldum Oynadım…Öyle bir rol vermişlerdi ki okudum, okudum anlamadım. Kendi kendime konuştum bazen evimde, hem kızdım hem güldüm halime. Sonra dedim ki söz ver kendine Denizleri seviyorsan dalgaları da seveceksin, Sevilmek istiyorsan önce sevmeyi bileceksin, Uçmayı biliyorsan düşmeyi de bileceksin, Korkarak yaşıyorsan yalnızca hayatı seyredeceksin. Öyle hayat yaşadım ki son yolculukları erken tanıdım. Öyle değerliymiş ki zaman hep acele etmem bundan anladım Friedrich Wilhelm Nietzsche  ... Devamı

HIC DUSUNMUYOR MUSUNUZ?

2009-05-07 20:31:00

Hergün etrafımızda gelişen yeni olaylar var. Hepimiz sürekli olarak Rabbimiz tarafından karşımıza çıkarılan yeni bir olayla sınanıyoruz. Bu bazen bir kişinin sözü oluyor, bazen en sevdiklermizden gelen inanilmaz aci bir darbe ,  bazen bir hastalık, bazen bir kaza oluyor. Etrafımız güllük gülistanlık değil. Diğer taraftan, düşününce bize acı gelen olaylar aslında nefsimizi tanımamıza yardımcı oluyorlar ve bizler ancak nefsimizi tanıdıkça onu terbiye etme yoluna girebiliyoruz. Yani, diyebiliriz ki yaşanan acılı olaylar aslında nefsaniyetimizden kurtulmanın birer  ilacı.  Her şey olumlu olsa ne ben nefsimi bilebileceğim, ne de onu terbiye etme yoluna girebileceğim. Olumsuz yaşantılar insanı belli bir edebe girme yoluna sokuyor. Kalbin edebi sükut ile başlar dersiniz. Benim anladığım bu susuş gerek iş yerinde gerekse evde, tüm yaşantımız içerisinde pasif bir susuş değil. Aksine tam bu nokta, nefsin susup, Allah’ın bize verdiği aklımızın aktif bir şekilde kullanılacağı yer. Bize hep pilin çalışması için artı ve eksi kutubun gerekliliğinden bahsedersiniz. İşte insanda da edep yolunda düşünme faaliyetinin başlayabilmesi için, yaşantısında olumsuzluklarla karşılaşması gerekiyor. Dendiği gibi "Rabbimizin nuru da güzel, narı da güzel."Herşeyin  hareket ve yeni bir oluşum içerisinde olduğu evrende insanın pasif olması düşünülemez. İnsanı insan yapan, onu hayvandan ayıran, Allah'ın ona verdiği düşünme faaliyeti. Bu faaliyet durdu mu insanlıktan da uzaklaşılıyor. Benim anladığım Hz. İnsan olma yoluna nefsi susturup, aklımızı sürekli olarak Allah'a yakın olmak için kullanmak ile giriliyor. Pek çok olaya karşı doğru tavrı alabilmek bir zeka kıvraklığını gerektiriyor. Olaylar karşısında duygusallaşıp, alınganlaşıp, üzülmenin, mü... Devamı

HALKA HIZMET, HAK'KA HIZMETTIR

2009-05-08 18:08:00

Sevgili dostlar hayirli cumalar diliyorum.   Bu Haftanin duasi olarak soyle seslenmek istiyorum.   ALLAHIM MALverdigin zaman SAADETIMI KUVVET verdigin zaman AKLIMI IKTIDAR verdigin zaman BASIRETIMI BELA vedigin zaman IMANIMI NIMET verdigin zaman MERTLIGIMI GUZELLIK verdigin zaman IFFETIMI ZORLUK verdigin zaman SABRIMI BENDEN ALMA Amin   "Ey  kapilari acan Allahim bize kapilarin en hayirlisini ac,  Ey bizleri halden hale ceviren Allahim , halimizi en guzel hale cevir,  Ey kalpleri evirip ceviren Allahim, kalplerimizi dinin uzerine sabit kil."   Bu sabah okudugum bir kitapta Sevgili Peygamberimizn su hadis-i serifini gordum. " Insanoglu malim malim der, halbuki Ademoglunun yiyip tukettigi, giyip eskittigi ve sagliginda tasadduk edip gonderdiginden baska kendisinin olan neyi varki? Gerisini olumle terkeder ve insanlara birakir."   Evet bu dunyanin sonsuz yolculukta sadece bir mola yeri, bir dinlenme mekani, en onemlisi bir imtihan yeri oldugunu nasil guzel anlatiyor degil mi.   O yuzden bu sonsuz yolculukta anlik gafletlere kapilmayip her animizi en guzel sekilde degerlendirip Asr suresinde dedigi gibi O buyuk gunde husranda olanlarin arasinda bulunmamak icin, salih amel isleyenler , birbirine Hak ki ve sabri tavsiye edenlerden olmaliyiz.    Rabbimiz buyurmus ki "Halka hizmet Hak ka hizmettir". "Bir hurma ile de olsa ahiretinizi kurtariniz demis  sevgili Rasulumuz. O da yoksa tatli soz soyleyiniz, insanlara guler yuz gosteriniz , guler yuz de sadakadir."  O gun iste bu gundur. Yeni bir baslangic yapalim hayatimizda daha merhametli, daha sevgi dolu, daha anlayisli, daha mutevazi, daha kanaatkar, daha mutebessim, daha tevekkel, daha comert, daha cok Allah korkusu tasiyan birisi olmak , insanlara ve tum kainata kucak acmak icin en dogru an iste bu an. ... Devamı

EFLATUN'DAN OGUTLER

2009-05-06 20:04:00

Eflatun'a iki soru sormuşlar... Birincisi; "insanoğlunun sizi en çok şaşırtan davranışları nelerdir?" Eflatun tek tek sıralamş: - Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler. Ne var ki çocukluklarını özlerler... - Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler. Ama sağlıklarını geri almak için de para öderler... - Yarından endişe ederken bugünü unuturlar. Dolayısıyla ne bugünü ne de yarını yaşarlar... - Hiç ölmeyecek gibi yaşarlar. Ancak hiç yaşamamış gibi ölürler...    Sıra gelmiş ikinci soruya ; "Peki siz ne öneriyorsunuz bu durumda?" Bilge yine sıralamış; - Kimseye kendinizi "sevdirmeye" kalkmayın! Yapılması gereken tek şey, sadece kendinizi "sevilmeye" bırakmaktır... - Önemli olan; hayatta "en çok şeye sahip olmak" değil, "en az şeye ihtiyaç duymaktır". - Sizi seven çok kişi vardır ama onlar duygularını nasıl ifade edeceklerini bilmeyebilirler... - Bazen başkaları tarafından affedilmek yetmez, siz de kendinizi affedebilmelisiniz... ... Devamı

SORULAR CEVAPLAR

2009-03-29 15:40:00

Bir gün, bir adam Peygamber Efendimiz'in  yanina gelerek, "Size dünya ve ahiretle alakali soracak sorularim var." der.Bunun üzerine Peygamber Efendimiz  o kimseye, "Ne istiyorsan sor." buyururlar. Ardindan o kisi ile Peygamber Efendimiz arasinda bizim de pek çok dersler çikarabilecegimiz su diyalog yasanir: Insanlarin en zengini olmak istiyorum. Ne yapmaliyim?Kanaatkâr olursan insanlarin en zengini olursun. Insanlarin en hayirlisi olmak istiyorum. Nasil olabilirim?Insanlarin en hayirlisi, insanlara en faydali olandir. Sen de insanlara faydali ol. Insanlarin en adaletlisi olmak istiyorum. Adil kisi nasil olur.Kendin için istedigini insanlar için de istersen insanlarin en adili olursun. Insanlar içinde Allah'a en yakin, O'nun en has kullarindan olmak istiyorum.Allah'i çok zikredip anar ve hatirlarsan o zaman Allah'in en has kulu olursun. Muhsinlerden, iyilik edenlerden olmak istiyorum.Allah'a, O'nu görüyor gibi ibadet et, her ne kadar sen O'nu görmesen de O seni görüyor. Imanimi kemâle erdirmek istiyorum.Güzel ahlakli olursan imanin kemâle erer. Insanlarin en kerimi olmak istiyorum.Allah'a kullarini sikayet etmezsen insanlarin kerimi olursun. Kiyamet günü nur içinde hasrolmak istiyorum.Hiç kimseye zulmetme, kiyamet günü nur içinde hasrolursun. Önce kendine ve insanlara merhamet et ki; Allah da sana merhamet etsin. Rizkimin bol olmasini istiyorum.Temizlige devam edersen rizkin bol olur. Dualarimin kabul edilmesini istiyorum.Haramlardan sakinirsan dualarin kabul olur. Allah'in beni baskalarinin yaninda rezil etmemesini istiyorum. Namusunu koruyup iffetli ol ki; insanlar yaninda rezil olmayasin. Allah'in ayiplarimi, kusurlarimi örtmesini istiyorum. Musluman Kardeslerinin ayiplarini örtersen Allah da senin ayiplarini örter. Allah yanin... Devamı

Ey YUNUS

2009-03-31 15:38:00

Ey Yunus , Koca Yunus  ne de  guzel soylemis; Bu insan kalabaliginda , hayat dagdagsi, malayani mesgaleler, nefsani istekler  arasindan siyrilip da gonul gozunu acan Hak Asigi,  VAR OLAN HAKK TIR. GAYRISI YOKTUR Canlar canını buldum bu canım yağma olsunAssı ziyandan geçtim dükkanım yağma olsunBen benliğimden geçtim gözüm hicabın açtımDost vaslına eriştim günahım yağma olsunİkilikten usandım birlik hanına kandımDert şarabıni içtim dermanım yağma olsunVarlık çün sefer kıldı dost andan bize geldiViran gönül nur doldu cihanım yağma olsunGeçtim bitmez sağınçtan usandım yaz u kıştanBostanlar başın buldum bostanım yağma olsunYunus ne hoş demişsin bal u şeker yemişsinBallar balını buldum kovanım yağma olsun   Devamı

Şeyh Edebali'nin Osman Gazi'ye Nasihatı

2009-04-02 15:34:00

Şeyh Edebali'nin Osman Gazi'ye Nasihatı adlı mektubun orjinal metni Süleymaniye Kütüphanesinde mevcuttur.)  Oğul; “İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, gün batarken ölürler. Unutma ki dünya sandığın kadar büyük değildir. Dünyayı bize büyük gösteren bizim küçüklüğümüzdür. Hırsımız, bencilliğimiz…” Dünya bir garip han, bir hoyrat mekan, İnsan bir garip varlık kabına sığmayan… Hayat bir yudum su, bir anlık rüya… Ömür bir kısa yol tekrarı olmayan… Bu yolda nazarımızı sonsuzluğa dikip; büyük yürümek ve büyük ölmek gerek. Bu yolda hırs, diken; benlik ve kibir, engeldir oğul. Sakın ha kendine takılmayasın ve kendinde boğulmayasın. Teklik sadece Allah’a mahsustur, tek başına karara durup hoyrat dünyanın dayanılmaz ağırlığını kaldırmayasın. İşlerini ehil kişilere danışarak tutasın, danışırsan yol alırsın, danışmasan yolda takılıp kalırsın oğul. “Güçlüsün, akıllısın, söz sahibisin; ama bunları nerede, nasıl kullanacağını bilemezsen, sabah rüzgarında savrulup gidersin.” Bir dem gelir bir tekmeyle dünyaları yıkacak olursun, bir dem gelir yerdeki karıncaya mağlup olursun. Güç hayvanda bile mevcut. Akıl sadece anahtar. Anahtara takılmasın. Aslolan anahtarın açacağı kapılardır. Kapıların ardında hazineler, kapıların ardında sırlar vardır. Sırlar ki, ebedi muştuları koynunda barındırır; sonsuza kavuşturur. Aklını kullanıp dünyadayken cennetin kapılarını aralayasın oğul. “Öfken ve benliğin bir olup aklını yener! Daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın, azminden dönmeyesin. Çıktığın yolu, taşıyacağın yükü iyi bil, her işin gereğini vaktinde yap!” Öfke ateş, öfke afet, öfke şeytandır oğul. İnsanoğlu dağları devirir; ama &o... Devamı

PISMANLIK DUYMAK ISTEMIYORSAK

2009-03-28 07:57:00

Eğer hayatımızda pişmanlıklarımızın olmasını istemiyorsak bazı seçimleri doğru yapmamız gerekir.Hayat arkadaşını , eşimizi doğru seçmemiz gerekir.Doğru eş dışarıda tanıştığın her zaman uzun zaman flört ettiğin kişi değildir. Çünkü bu şekilde insan ancak nefsinin ve cismanı isteklerinin esiri olabilir. Önemli olan seninle aynı dünya görüşüne sahip,Aynı manevi değerlere inanan,Aile kurmanın de kadar önemli ve kutsal bir vazife olduğunun farkında olan,Yaşam tarzlarınızin aynı olduğu , En az senin kadar Rabbini tanıyıp sevenAile kurmanın geçici bir heves olmadığını, evliligin isteklerini tatmin yeri olmadigini  bilen Zor zamanların da hep yanında olacağını bildiğin,Hayatta, başına olumsuzluklar geldiğinde sana hep destek olacak Ancak hata yaptığında gönül rahatlığı ile sana doğruyu söyleyebilecek, Allah’ in izin ve yasakları konusunda birbirinize her zaman öğretici ve uyaracı olabileceğinizPırıl pırıl ve tertemiz , Allah yolunda bir nesli birlikte omuz omuza yetiştirebileceğin,İlim konusunda birbirine öğretmen olacak, eksik ve yanlışlarını birlikte düzeltebileceğiniz, Hayatı boyunca ne olursa olsun sana hiç ama hiçbir zaman yalan söylemeyecekKendi ailesine sonsuz sevgi ve saygi gosteren ve senin ailene de kendi ailesine gösterdiği saygıyı gösterecek,İnsanın hayatında ailesinin ve akrabalarının önemini anlayacak onlarla yaşamı paylaşacak,Bütün insanları ve kainatı birlikte sevebileceğin,Birbirinize her durumda ve her şartta karamsarlığı, nefreti, olumsuzlukları, sevgisizlikleri, insanlara güvensizliği ve kızgınlığı değil de Peygamber efendimizin sünnetinde olduğu gibi dürüstlüğü, sevgiyi, affediciliği, kusurlarını kapatıp insanları Allah rızası için sevmeyi, olumsuz olaylara karşı olumlu tutum içinde bulunmayı telkin edebileceginizEvde ne senin ne de önün sö... Devamı

UCLU FILITRE TESTI

2009-03-24 15:00:01

Bir gün büyük filozof Sokrates bir tanıdığına rastlamış.Adam ona demiş ki;''Arkadaşınla ilgili ne duyduğumu biliyor musun ?'' "Bir dakika bekle" diye cevap vermiş Sokrates; "Bana bir şey söylemeden evvel senin küçük bir testten geçmeni istiyorum. Buna Üçlü Filtre Testi deniyor.""Üçlü Filtre?" ''Doğru,'' diye devam etmiş Sokrates. "Benimle arkadaşım hakkında konuşmaya başlamadan önce, bir süre durup ne söyleyeceğini filtre etmenin sebebini birazdan anlayacaksın. Şimdi birinci filtre; 'Gerçek Filtresi ' Bana birazdan söyleyeceğin şeyin tam anlamıyla gerçek olduğundan emin misin ?"'' Hayır,'' demiş adam ''Aslında bunu sadece duydum ...'' "Tamam,'' demiş Sokrates. " Öyleyse, sen bunun gerçekten doğru olup olmadığını bilmiyorsun. Şimdi ikinci filtreyi deneyelim, 'İyilik Filtresi'. Arkadaşım hakkında bana söylemek üzere olduğun şey iyi bir şey mi ?"'' Hayır, tam tersi...'' '' Öyleyse'' diye devam etmiş Sokrates, "Onun hakkında bana kötü bir şey söylemek istiyorsun ve bunun doğru olduğundan emin değilsin. Fakat yine de testi geçebilirsin, çünkü geriye bir filtre daha kaldı. 'İşe Yararlılık Filtresi' Bana arkadaşım hakkında söyleyeceğin şey benim işime yarar mı ?"''Hayır, pek değil." ''İyi'' diye tamamlamış Sokrates. "Eğer, bana söyleyeceğin şey doğru değilse, iyi değilse ve işe yarar değilse bana niye söyleyesin ki?".  Düşüncelerine dikkat et; kelimelere dönüşürler... Kelimelerine dikkat et; eylemlere dönüşürler... Eylemlerine dikkat et; alışkanlığa dönüşürler... Alışkanlıklarına dikkat et; karakterine dönüşürler... Karakterine dikkat et; kaderin olur...  ... Devamı

“Her dem taze doğarız, bizden kim usanası”-Yunus E

2009-10-30 08:50:00

 Sevgili Dostlar, Hepinize hayırlı cumalar diliyorum. Rabbimin bize bahşettiği bir güne daha uyandık elhamdülillah. Burada havalar hala sıcak. Isı gün ortasında 30 -35 derece oluyor bazen. Oysa dün annemle görüştük Bursa'da epey soğukmuş.  İster sıcak ister buz gibi, belki dünyanın öbür ucunda yağmurlu ama bizler yavaş yavaş uyanıyoruz yeni güne. Çünkü Rabbim bize bir güne daha merhaba demeyi nasib etti. Şükrederek kalktım yataktan . İşte yaşayacak , tefekkür edecek, zikredecek, sevecek bir gün daha başladı dedim kendi kendime...  Biliyorum kimi dostlar hasta, kimilerin üzgün, kimleri belki kırgın, kimleri pek çok sorunlarla merhaba dedi bu güne... Belki içimizde sevinç çığlıkları atarak uyananlar , kendini yeni doğmuş gibi hissedenler de oldu... Her nasılsa , ne varsa bizde ; iste yaşamak için bir gün daha.. Bir fırsat bize her dem yeniden doğmak için... Kendimize bakıp düzeltmek için, kainata bakıp tefekkür etmek, Rabbimin nimetlerine şükretmek için.... Sevdiklerimizi arayıp onları sevdiğimizi söylemek, yaptığımız her işi doğru yapmak, belkide hatalarımız için onlardan af dilemek için... Kendimize bir de vicdan aynasından bakıp , içimizdeki ben ile barışmak için...İnsanlarla ve de en önemlisi kendimizle inatlaşmayı terketmek için ... Zira inatlaşmak şeytana davetiye çıkarmak değilmidir?  Haksızdan hakkımızı aramaktan da vazgeceğiz bu yeni günde.. Haksızdan hak iddia etmek de Hakk ka hürmetsizlikmiş bunu da anladık... Rabbime havale edeceğiz ismizi, tevekkülle boyun egıp teslim olduk mu , ihlasla sarıldık mı bize düşen işlere bakın nasıl açılıverecek kapılar.. Denge insanı olacağız , aşırılıklar bize göre değil... Esen rüzga göre değişmeyecek f... Devamı

BIR OYKU- Kanbur Niyazi

2009-03-13 17:27:00

Vaktiyle beylerbeyi sakinlerinden birinin adı Kanbur Niyazi diye anılırmıs. Saf bir meraklı sormuş- Efendim görüyorum ki sırtın dümdüz . Acaba niye size kanbur Niyazi diyorlar." Niyazi baba sakin sakin anlatmaya başlamış.  -Evladım ben bir zamanlar Beylerbeyinde sedefli yalının sahibinin oğlu idim. Sayısız insanlar etrafımda hizmete dururdu. Bir gün mahallenin meczubu beni görünce Kanbur Niyazi diye bağırdı. Önceleri aldırmadım ama o her gördüğünde bu sözünü tekrarlamaya başladı. Kendisine bahsis verdim hoş davrandım ama Kanbur Niyazi diye seslenmekten vazgeçmedi. Hatta bir gün 'Kanbur Niyazi inşaallah ezil de kamburun dümdüz olsun' diyince canıma yetti adamı yaka paça karşıma getirtip hesap sordum. İhtiyar bir an şaşırdı sonra ağır ağır dedi ki: "' Ah evladım beni yanlış anlamışsın . Maksadım gönülünü kırmak değildi. Aslında eziklik büyük bir rütbedir. İnsanoğlu nefsi ile mücadeleye başladığı zaman ham bir haldedir. Kıbir , azamet, hırs, kimseyi beğenmemek, kıskançlık, yanıldığını kabul etmemek gibi nice sıfatları sırtındaki benlik kamburunun üzerinde taşır. Bu devrede merhametten yoksun , işlerinde ters,siıması bet, huyda felaket biridir. Ama Hak ona nazar edip de yüzünü ona çevirmeye başladımı yavaş yavaş beli doğrulmaya başlar. Sırtındaki yükleri birer birer atmaya başlar. Hakkın azametini, göz kamaştirici varlığını her yerde her zerrede görmeye başlar. Bu azamet ve güzellik karşısında varlığı ezilir. ben diye birşey kalmaz ki kanburu kalsın.  Kendini beğenme, ibadetini beğenme , çok görme, onu bunu eleştirme, beğenmeme, kibir, beğenilme ve sevilme isteği, bunun gibi kamburunu sivrilten özelliklerden eser kalmaz. Bu halden sonra geceler gibi ayıpları örtücü,   ışık gibi hakikatı tatlılıkla gösterici,  salkı... Devamı

Dedim Cok Yalnizim

2009-03-11 06:13:00

Dedim: Çok yalnızım.Dedin: ... فَإِنِّي قَرِيبٌ Ben ki sana çok yakınım. Bakara suresi-186Dedim: Evet biliyorum sen bana yakınsın ama ben senden uzağım, keşke ben de sana yakın olabilseydim.Dedin: وَاذْكُر رَّبَّكَ فِي نَفْسِكَ تَضَرُّعاً وَخِيفَةً وَ دُونَ الْجَهْرِ مِنَ الْقَوْلِ بِالْغُدُوِّ وَالآصَالِ Rabbini sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret. Araf suresi-205 Dedim: Bu da senin yardımını isterDedin: أَلَا تُحِبُّونَ أَن يَغْفِرَ اللَّهُ لَكُمْ ALLAH'ın sizi bağışlamasını istemez misiniz? Nur suresi-22Dedim: Tabii ki, beni affetmeni çok isterim.Dedin: وَاسْتَغْفِرُواْ رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُواْ إِلَيْهِ(Öyleyse)Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O'na tövbe edin. Ger&c... Devamı

SABIRLI SÖZLERDEN SEÇMELER

2009-03-12 06:09:00

SABIRLI SÖZLERDEN SEÇMELER İman iki parçadır Bir parçası SABIR diger parçası da şükürdür. Şüphe edilen altını ateşle muayene ettikleri gibi Cenab-i Hak da insanları dertle, musibetlerle imtihan eder. Bazısı bela ateşinden halis olarak çıkar, bazısı imtihani kaybeder. Bu dünya bütün arzuların tecelli mekanı değil ki !!! Sebepler var , sırlar var, hikmetler var, en mühimi mesuliyetler var… Haşa ki !!! Kuluna zülmetmez Hüdası, herkesin çektiği dili belası… Ahmak odur ki dünya için gam yiye, ne bilirsin kim kazana kim yiye!… Taş gibiydin çok kalpler kırdın artık yeter, Toprak ol da bak nasıl üzerinde güller biter … Sabirli Ol, nazik ve tahammülsüz olma. Balcık gibi gevşek ve s ölpük halde bulunma. Her zahmete her meşakkate kızar, kinlenirsen, cilalanmadan nasıl ayna olacaksın.? Aşk gibi kin de insani aptallaştirir. Dargınlık düşman kazandırır. İyi dost ancak kırk yılda kazanılır. Kusursuz dost arayan dostsuz kalir.Başkalarını sık sık affedin , Fakat Kendinizi ve nefsinizi asla!!!! Hoşlanmadığınıza sabretmedikçe , hoşlandığınızı elde edemezsiniz.Isyaniniz nefsinize, Itaatiniz Rabbinize olsun Kula bela gelmez Hak yazmayınca,Hak da bela yazmaz kul azmayıncaHak kulundan intikamını kul ile alırDin-İ irfan bilmeyen bunu kul etti  sanırBari emir olmayınca sanma yaprak kıpranır. Bu yük senden ALLAHIMÇekeceğim naçarımSenden Sana sığınırSenden Sana kaçarım Tarafımdan onlara de ki: Ey inanan kullarım Rabinize karşı gelmekten sakının Bu dünyada iyilik yapanlara iyilik vardır. Allahın yarattığı yeryüzü genistir. Yalnız sabredenlere (musibetlere katlananlara) sayısız mükafat verilir. (Zümer süresi. A: 10)... Devamı

STRES

2009-02-04 09:10:00

  Sabah uyandığınızda kendinizi yine yorgun ve bezgin mı hissediyorsunuz?. Hayatla mücadele etmek sizin üzerinizde ağır bir yük mü oluşturuyor.? Çoğu zaman herşey istediğiniz gibi gitmiyor mu. ? Çok emek ve çaba sarfettiğiniz halde yaptıklarınız istediğiniz sonucu vermiyor mu? İşteki başarınız birileri tarafından engelleniyor mu? Yoksa bütün çabalarınız en yakınınızdakiler tarafından bile takdir edilmiyor mu? Ağır ekonomik prolemleriniz mı var . Kimse sizin fikirlerinizi önemsemiyor sözünüzü dinlemiyor mu? Artık size kimsenin umursamadığını mı düşünüyorsunuz.? Bulunduğunuz yerden uzaklaşmak mı istiyorsunuz.? Evet bütün bunlar günlük yaşamımızda bizi sıklıkla sarıp sarmalayan duyglar. Unutmayın bu zorlu yaşam mücadeesinde bunları tek hisseden siz değilsiniz. Hele son yüzyılda bu tur duygu çatışmalarına ve onların insan ruhu ve bedeni üzerinde yaptığı etkiye kısaca stress deyivermişiz. Bu hissedilen baskı bazen öyle ağırlaşıyor ki insan  çığlık atarak bağırmak , kaçmak kurtulmak, uyuyup tüm sorunlar hallolduktan sonra uyanmak istiyor. Ancak bütün bu sıkıntı ve baskıdan kurtulmak da mümkün. Çok çetin bir süreç bizi bekliyor gibi gelebilir ama belki de nefes almak kadar kolay olabilir !!! Öncelikle kabul etmemiz gereken en önemli nokta başımıza gelen hiçbirşeyin sebepsiz olmadığı . Belki bütün sorunlar bizden kaynaklanmıyor. Belki en ummadık şekilde belalar bizi buluyor, bazen en sevdiklerimizden en inanilmaz , en aci darbeler geliyor... Ama ne olursa olsun sebepsiz değil  !!!    En önemli sebep ise dünyanın ve bu dünyadaki yaşamın bir imtihan oluşu... Öyle ya zorluklar olmasa , musibetler olmasa doğru ile yanlis, iyi ile kötü, hak eden ile etmeyen, gercekten inan... Devamı

HER SEY BIR ILK HARAKETLE BASLAR

2009-01-07 06:32:00

   Yavaş yavaş gün ağırıyor buralarda. Sabahları kızlarım ve eşim birlikte çıkıyorlar evden , epeyi erken ... Daha hava aydınlanmamış oluyor. Onları yolcu ettikten sonra pencereyi açtım, arkalarından bakıp dua ediyorum her sabah. Sabahın serinliği yüzüme çarptı bir an. Yollar yavaş yavaş haraketleniyordu. Henüz sokak lambaları sönmemişti. Daha yarım saat kadar önce sabah namazını kıldıran hocanın sesi yankılanan camide hala ışıklar yanıyordu. Cemaat yeni yeni ayrılıyordu besbelli. Günün doğusunu seyretmek çok hoşuma gider. Yavaş yavaş havanın aydınlanması yüreğimi ısıtır , bana yeni bir gün için bir enerji yükler, içimi yaşama sevinci ve umutla doldurur.Yoldan geçen arabaların hala yanan farları, ıslak caddeleri aydınlatıyor. Islak caddeler, evet yağmur yağmişti sabaha karşı. Onun kokusuydu, onun serinliği idi içimi dolduran. Derin bir nefes daha aldım. İşte bu yüzden güneş ışığının hüzmelerini göremiyordum henüz. Yavaş yavaş aydınlık arttıkça ortalığı koca bir grilik kaplıyor. Bir kış sabahına merhaba diyoruz... Gök gri, deniz gri, uçuşan kuşlar gri... Sanki tüm yaşam grileşmiş gibi geldi... Bir hüzün kaplamıştı sanki her yani... Bütün bu hüzne inat, yağmur suyuyla yıkanmış çimenler mis  gibi kokuyorlardı, daha bir canlı , daha bir yeşildiler sanki... Gökyüzünün gözyaşları onların yaşam suyu olmuştu... Ne hassas bir denge vardı her zerrede, her olanda...Üşüdüm bir an. İçim titredi. Battaniyeme sarıldım , oturdum. Her mevsimde başka güzel, her havada başka anlam taşıyan yeryüzünü seyre daldim... Serindi üşüyordum ama sarınacak bir battaniyem vardı.. Elimde bir fincan sıcak çay avuçlarımı ısıtıyor , buharı yüzüme vuruyordu. Benden binlerce kilometre uzakta yık... Devamı

MUTLULUK ve SEVGI

2009-02-22 05:31:00

Geçenlerde bir yazı okuyorum , dikkatimi çekiyor... Aynen söyle: ""Benim mutluluk üzerine okumadığım kitap kalmadı desem yeridir.Okuduğum her bir kitap kendine göre mutluluğun reçetesini veriyordu.Her bir kitap bu reçeteleri uygularsan mutlu olursun hesabı kimya formulü gibi mutluluk formulleri sunuyordu.Sonra bu mutluluk yazarlarının hayatlarına baktığım zaman kelin merhemi olsa başına sürermiş misali kendilerine hayırlarının olmadığını gördüm. Leo Buscaglia’yı bilirsiniz,bir zamanlar çok popülerdi.Yaşamak, sevmek ve mutluluk üzerine bir çok kitabı vardır.Bir gün  gazetede intihar ettiğiyle ilgili bir haber okudum.Bu haber ne kadar doğru bilemiyorum fakat doğruysa dünyanın en trajikomik olaylarından birisi. Dale Carneige’in “ Dost kazanmak ve insanları etkileme sanatı” adlı kitabı da dünyada en çok satan kitaplardan birisidir.Bu adamcağız da öldüğünde mezarında bir tane dostu yokmuş. Kabre konulurken dört kişi varmis. Biri papaz, üçü de mezarlık görevlisi hamallar.  Bazen insanlara yaşam dersi verenlerin sonları trajikomik bir şekilde bitebiliyor.Allah cümlemize böyle bir son göstermesin. Zira   Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz bir gerçeği şöyle beyan eder:      "İnsan nasıl yaşarsa öyle ölür; nasıl ölürse öyle dirilir; nasıl dirilirse öyle haşrolur Sonunda mutluluğun formulünü buldum. Hz Ali’nin bir sözü vardır. “İlim bir nokta idi,cahiller çoğlattı ”diye .Meğerse mutluluğun formulü sadece bir noktaymış.Ben ararken çok yoruldum.Eğer arayan varsa benim kadar yorulmasınlar diye buraya yazıyorum: İnsan, Allah’a ne kadar yaklaşırsa  hem bu dünyasında, hem ahiretinde mutlu olur. İnsan, Allah&rsqu... Devamı