SORUMLULUK

2006-11-11 04:03:00

********Kalabalik bir alisveris merkezindeydik. Bir kadinin bagirmasi duyuldu. Basimi cevirip gozlerimle aradim sesin sahibini . Az otede otuz yaslarinda bir kadin cocuguna bagiriyordu. Bir taraftan da kolunu yakalamis sarsiyordu. Bir de tokat attigini gordum kalabaligin arasindan. Herkes isini gucunu birakmis onlara bakiyordu. Kadin “sorumsuz cocuk,!!!” diye bagiriyordu… sonra da, agzima bile alamayacagim bir suru hakaret iceren soz. Daha fazla kalamadim, hizla ayrildim oradan.’ Sorumsuz cocuk!!!” cigliklari kulagimdan uzun sure gitmedi. Ne yapmisti cocuk acaba? Bu kadar , herkesin onunde kisiliginin ayaklar altinda ezilmesine sebep olacak.?.. Oysa eminim birkac dakika once kadina sorabilseydiniz en sevdi varligi, “oglum” diyecekti size. Hatta biliyorum ki su anda da yine oyle hissediyordur. Peki niye onca insan kalabaligi icinde asagiliyor evladini?!! Sizce simdi o cocuk ogrenmis midir sorumluluk sahibi olmayi?….“Bir cocuga nasil hitap edip cagirirsan oyle olur “derdi rahmetli annanem. Onun icin hep “efendi oglum “, “hanim kizim “ diye hitap ederdi kendisi….Sorumluluk … Cok zaman uzerinde uzun uzun dusunmusumdur bu kelimenin. Nedir bu kelimenin altinda yatan gercek ? Nasil sorumluluk sahibi olur insan? Bundan tam 23 yil once idi. Universite sinavini kazanmistim. Istanbul’a gidip annanemlerin yaninda kalacaktim ve orada okuyacaktim. Evde bir sevinc havasi hakimdi. Bir aksam kalabalik bir misafir grubu vardi, oturup sohbet ediliyordu ki. Birisi babama donup: “ Sizdeki de iyi cesarat yani” diye soze basladi . “ Kiz cocugu, yaninda anababa yok. Nekadar olsa dede nine onu yeteri kadar takip edip ilgilenemez, bakamaz. Istanbul kac milyonluk sehir. Sabah cikip aksam gelecek. Dunyanin binbir turlu hali var, nasil guveneceksiniz.?…” boyle konusup duruyordu ki Babam sozunu kesti “ Yaniliyorsunuz efendim, bizim icin hic bir endise soz konu... Devamı

AH COCUKLAR!!!

2006-11-11 04:01:00

Cok uzun yillar onceydi. Istanbul’daydik, yaz tatilinde… Annanemlerde kaliyorduk.Bir sabah hep birlikte gezmege gitmek uzere hazirlanmistik. Tam herkes ayakkabilarini giymisti ki o zamanlar 3 yaslarinda olan rahmetli kardescigim su istedi. Hep boyle olmaz mi zaten , tam kapidan cikacakken..!.. Annem suyu getirdi, kapinin onunde taslikta duran kardesime uzatti. O uzandi bardagi aldi yavasca suyu icti, bitirdi. Sonra elindeki bardagi cevirerek soyle bir bakti ve birden yere firlatti. Bardak sangirdayarak paramparca olmustu. Annem kizgin bir sesle “ ne yaptin oglum” diye bagirirken annanem onu sakinlestirmeye calisarak “Yok canim bisey olmaz, kaza ile olmus , elinden dusmus annesi” diyordu. O gayet sakin yerdeki cam parcalarina bakiyordu. Sonra basini kaldirip gozlerini bize dikti. “ Hayir kaza degil. Ben isteyerek, bilerek attim. Nasil kiriliyor merak ettim “ dedi. *************Yedi sekiz yil kadar once , Balkanlarda yasayan muslumanlarin zorluk icinde bulunduklari, yasam mucadelesi verdikleri gunlerdi. Bir gurup Turk asilli musluman Turkiye’ye getirilmis, Trakya da bir kampa yerlestirilmislerdi. Yurt genelinde onlar icin bir bagis kampanyasi yapiliyordu. Izmir’den de yardim icin kamyonlarin gonderilecegini ogrenince ben de evden gonderilebilecek giyisi ve benzeri malzemeler toplamaya baslamistim. Ayirdigim esalari torbalara topluyordum ki o zamanlar 3- 4 yaslarinda olan kizlarim yanima geldi. Ne yaptigimi sordular. “ Annecigim , bakin evi ve esyasi olmayan ablalar, teyzeler, amcalar ve kardesler varmis. Onlar herseylerini kaybetmisler, bu hazirladiklarimi onlara yollayacagim” diye cevap verdim. Aradan 10- 15 dakika gecmisti. Kizlar ellerinde surukliyerek getirdikleri bir torba ile kapida gorunduler. “ Bu da ne “ diye sordum. ‘Biz de hicbiseyi olmayan kardesler icin oyuncak topladik” dedi buyuk kizim. “ Icim titredi bir an. Torbanin icine baktim en sevdikleri ve en ye... Devamı

INSANLAR

2006-11-10 20:00:00

Yillar once Rahmetli kardescigimin anlattigi bir olay geliyor gozlerimin onune: Kardescigim universite yillarinda dagcilik sporu ile ugrasirdi. Firsat buldukca arkadaslari ile birlikte Turkiye'nin dortbir yaninda tirmanislar yaparlardi. Bir yaz tatilinde , Karadeniz'de Kackar daglarinda tirmanisa geciyorlar. Yukseklere dogru ilerledikce tertemiz hava serinliyor. Sis kapliyor her yeri… O yesilin gorulebilecek en guzel tonlari ile kapli yaylalardan geciyorlar bir bir….Aksamuzeri, artik ulasabildikleri en son, insan bulunan yaylada dinlenmek ve gecelemek istiyorlar. Yayladaki ahsap barakalardan uzakca bir yerde cadirlarini kuruyorlar. Sonra yemeklerini hazirliyorlar ve de yayladakilere selam verip yiyecek birseyler satinalmak icin o tarafa dogru yuruyorlar. O zaman soyledigine gore 80 yaslarinda olan bir nine onlarin karsina cikiyor. Soruyor 'Kimsiniz, napiyonuz burda' diye. Anlatiyorlar sabah tirmanis yapacaklarini ve az otede geceleyeceklerini. Nine bir onlara bakiyor bir de uzaktaki cadira… "Ben burda varken siz oyle bezin, culun altinda yatamazsiniz"diyor. "Benim adamim yok, sizi iceri alamam ama sizi disarida da birakmam .Damin altinda yatak yaparim orda yatacaksiniz." Her ne kadar istemeyip itiraz da etseler nineye soz geciremiyorlar. Yarim saat sonra damin altinda hazirlanmis doseklerinde sicacik mis gibi tereyagli kuymaklarini kasikliyorlar istahla. Sabah da hayatlarindaki en guzel kaymak ve tazacik misir ekmegi bekliyor onlari kahvaltida. Ertesi gun harika bir havada zirve yapiyorlar. "O zirvede kildigim namazi hic bir seye degismem "demisti kardescigim. Donuste yine konakliyorlar ninenin yaninda. Ve sonraki iki yil daha her yaz Kackar tirmanisinda yine bulusuyorlar ayni nine ile……. Evlatlarim geldi yine dermis ninecik onlari her gorusunde,,,,Damin altina seremis yataklarini ve elcegizleri ile pisirirmis kuymaklarini………. Anadolunun her yani boyle nineler dedeler ve insan olan insanlar ile dolu. Ci... Devamı

ANA BABA HAKKI

2006-11-10 19:56:00

Bu sabah telefon ile annemle gorustum. Dunden beri hasta. Sesi iyi geliyordu sevindim. Gerci oksuruk konusmamizi cogu zaman kesti ama yine de oyle tatli anlatiyordu ki icim mutlulukla doldu. Ramazan ayinda calistigi kanser derneginde hasta cocuklari ve hasta yakini olan cocuklari giydiriyor. Her gun birkactanesini carsiya goturuyor tepeden tirnaga bayramliklar aliniyor. Hikayeler cok, hem de pek cok. Onlarin heyecani sanki annecigime gecmis. Tabi bu arada kostururken de usutmus faranjit olmus. Yine de iyiyim ben ilaclar iyi geldi birseyim yok diyor , hep cocuklarinin hikayelerini anlatiyor. Onlar orada mutlu oldukca ben de burada ferahliyorum. Iste ailelerinden ana-babalarindan uzak olanlarin hasret duygusu da burada kendini gosteriyor. Gonul istiyor ki kus olup ucuversem oralara….Simdilerde daha da iyi anliyorum. Insan sevdiklerine onlari ne cok sevdigini , nasil deger verdigini her firsatta soylemeli. Birlikte olduklari anlarin kiymetlerini bilmeli. Sonra onlar bu dunyadan goctugunde ya da fiziksel olarak uzaklarda yasamak zorunda kaldiginda o birlikte olunan anlarin kiymeti oyle iyi anlasiliyor ki.! Bu ayin 23 unde Buyukbabami Hak’ka ugurlayali bir yil dolacak, anneannem dokuz , rahmetli kardescigim yedi yil once Hak’ka goctu. Bu icinde bulundugumuz maneviyati yuksek gunlerde dualarim hep onlarla. Sevgili anacigim ve babacigim icin ise daha cok sey yapabilmeyi isterdim. Ama Rabbim boyle kismet etti … Bizim icin neyin hayirli oldugunu biz bilemiyoruz bazen. Simdi yapabilecegim en iyi verimli bir sekilde yasayarak, iyi ve dogru evlatlar yetistirerek, mutlu bir aileye sahip olarak , manevi olarak hep onlarin yaninda oldugumu hep hissederek ve hissettirerek vazifemi yerine getirmeye calisiyorum. Rabbim yardimcimiz olsun. ..Burada bir hikaye aklima geliyor: Peygamber Efendimizin sahabesinden Alkame adinda, aslinda sadakasi bol, hayir ve hasenati cok, namazina duskun, iyi bir kimse agir bir hastaliga tutulmus, koma halinde yatiyormus. Durumun ag... Devamı

EKMEK

2006-11-10 19:50:00

Uyandiginda gunes coktan yukselmisti. Yavasca dogruldu yataktan, gozlerini ogusturarak pencereden uzaklara bakti. Yasasin! Diye dusundu.”Piril peril bir gun, Acik mavi gokyuzunde tul gibi bir iki parca bulut vardi. Artik yaz iyice kendini hissettirmeye baslamisti. Neseyle yataktan firladi. Terliklerini ayagina gecirdi, merdivenleri ikiser ikiser atlayarak alt kata indi. Burasi los bir taslikti. Alt katta mutfak ve kiler bulunuyordu . bahceye acilan kapinin yanindaki tas lavaboya yoneldi. Evlerine sehir suyu baglanmamisti daha. Ablasiyla birlikte her gun kosedeki mahalle cesmesinden bidonlarla su tasimak onlarin goreviydi. Babasi iki tane kocaman musluklu bidon almisti. Iste bu harika olmustu. Artik yuzlerini yikamak, bulasiklari durulamak cok kolay oluyordu. Bahcelerindeki kuyulardan cikan aci suyu da evin temizliginde kullaniyorlardi. Dudaklarinda en sevdigi turku , avuclarina doldurdugu suyu yuzune birkac kez carpti. Iyice ferahlamis acilmisti. Mutfaktan tikirtilar geliyordu. Annesi coktan evin isini kolaylamis , yemek yapmaya girismis olmaliydi.. Kosar adim mutfak kapisina yoneldi. “ Gunaydin annecigim, yardim edeyim mi?” Annesi kucuk tahta mutfak masasinin etrafina koydugu pazar cantalarini acmis, icindekileri ayiriyor, kimilerini tel dolaba yerlestiriyor, kimilerini yikamak uzere su dolu taslara bosaltiyordu. “ gunaydin evladim, uyandin mi? Nasil rahat uyudun mu aksam?” Diye sordu. “ Ah annecigim!” diye dusundu . Nasil da yorgun gorunuyordu. Yanaklari al al olmus alni terlemisti. Kolay degildi taa Eyup pazarindan alisveris yapip eve getirmek. Giderken cabucak variyordu da insan, gelirken bayagi dik bir yokusu tirmanmak gerekiyordu eve kadar. “Annecigim bizi de uyandirsaydin keske , pazarda sana yardim ederdik, torbalari tasirdik” dedi. Annesi gulumsedi: “Okullar kapanali bir iki gun oldu dinlenesiniz istedim. Hem bazen tek basima daha cabuk yapiyorum alisverisi. Dinleniveririm simdi” hadi ablana ... Devamı

HAYAT DERSLERI

2006-11-09 09:27:00

Karli bir kis gecesi varmistik kasabaya. Soguk bicak gibi kesiyordu. Geceyarisini coktan gecmisti.Ay isigi kapkaranlik toprak damli evlerin uzerinde yigilmis karin beyaz rengini ebem kusagina cevirmisti. Kar yiginlarinin altinda ezilmis kaybolmus gibiydi evler. Tek tuk kiremit catili binalar goze carpiyordu etrafta . Sipsivri buzullar sarkmisti sacaklarindan. Uykulu gozlerle etrafimiza bakiniyor nerede oldugumuzu anlamaya calisiyorduk. Sanki bir masalda yasiyor gibiydik. Ertesi sabah babamin ofisinde kolyuklari birlestirerek yaptiklari yatakta acmistim gozlerimi. Basimi kaldirip pencereden disariyi gormeye calismis , bacasindan dumanlar tuten karlarin altinda iyice yerle bir gorunen o toprak damlardan baska birsey gorememistim. Bir bizim banka binasi iki katliydi, birde yanibasimizdaki postahane .. Ust kata esyalarimizi tasimaya baslamislardi bile… adamlarin ayaklari altinda doseme tahtalari eziliyor , asagiya, basimiza toz tanecikleri yagiyordu. Birden arkalarda sari, tek katli , catili bir bina farkettim. Iste okulumuz buydu..!.Daha gorur gormez pek hoslanmadim sinifimdan. Cocuklar anlamadigim bir dilden konusuyorlardi. Hepsinin ayaklarinda kara lastik cizmeler vardi. Ustleri baslari perisan, siyah onlukleri solmus, yakalari eski sararmis, hatta bazilarinda yaka bile yoktu. Usumemek icin uzerlerine eski , sokuk orgu kazaklar giymislerdi. Siralarda ucer ucer oturuyorlardi. Hic kimsenin yanina oturmak istemiyordum, gozlerimle bos bir sira aradim yoktu… Kapi acildi, ogretmen iceri girdi. Zayif ,orta boylu, catik kasli ve erkekti.” Aman Allahim ben burda ne yapacagim “diye dusundum. Beni sinifa tanittiktan sonra nasilsa tek basina outran nispeten daha temiz ve bakimli bir kizin yanina oturttu. Ders basladiginda , histettigim cekingenlik ve korku duygulari yerini saskinlik hatta sevince birakti. Bu cocuklar 4. siniftaydilar ama daha dogru durust okuyamiyorlardi bile. ‘Evet ‘ dedim icimden hic calismama gerek yok ben bu halimle besinc... Devamı

YASAM SEVGISI

2006-11-09 09:10:00

****Dun aksam kizlarin kitapligini duzenlemeye karar verdik.Acele ile alinip geri koyulan kitaplar ve dergiler yuzunden epey karismisti ortalik. Bir taraftan raflari duzenliyor, bir taraftan da sohbet ediyoruz. Bir ara gozum arkada kalmis bir zarfa ilisiyor. Acip bakiyorum iki yil once yaz tatilinde cekilmis resimler. Aslinda resimleri her zaman duzenleyip albume yerlestirir , sonrada altlarina tarihlerini yazip cesitli notlar duserim. Nasil olduysa bu zarf unutulmus demek ki..Tek tek bakiyorum hepsine . Birkac tanesinde Sedacigimin guler yuzu ile karsilasiyorum. Birden onunla ilk konustugum an geliyor aklima… Uc yil once bu gunlerdeydi….Annemi aramistim cep telefonundan. Telefon acildiginda farkli, genc bir ses isitmistim. Caglayan sular kadar temiz ve berrek bir ses…. “Ablacim nasilsin? Seninle konustuguma sevindim. Fikriye annem mesgul de telefonu ona uzatacaktim , baktim senin adin var ben konusayim dedim. Kizlar nasillar, Olgun abim nasil ? Ne zaman geliyorsunuz? Cok ozledik sizi……” durup dinlenmeden siraliyiverdigi kelimelerin hizina yetismeye, kim oldugunu anlamaya calistim bir an. Sonra hemen toparlandim. Fikriye annenin cocuklarindandi , Seda. “Tesekkur ederim canim, insallah bir iki aya geliriz, gorusuruz….” Diye surdurduk konusmamizi… Hayatta hic o kadar billur gibi, neseli coskulu bir ses duymamistim. Insani, adeta icine cekip goturuyordu… Sanki on yillardir tanisiyormuscasina rahatti.. O gunden sonra arada konustuk, mesaj yolladik birbirimize Seda ile… Bazen “Fikriye annemin misafiri var yardima geldim” diye yaziyordu…”bazen bu gece Fikriye annemde kaldim, sizden bahsettik.” Diyordu. Yazin birlikte neler yapabilecegimizi planliyordu… Inanilmaz derecede sevgi doluydu… Yaz tatilinde gorustuk sonunda Birlikte gezdik, oturduk, sohbet ettik. Sanki evimizin kizi gibiydi … Seda, Onkodayin uyelerindendi .. Orada tanismisti Fikriye annesi... Devamı

SABIR VE SUKUR

2009-10-19 06:41:00

*********Oglen olmak uzereydi.. Elimde kahve fincanim pencerenin onune oturdum . Disarida oyle guclu bir sicak vardi ki balkona bile cikmayi goze alamamistim. Camlara elimi surdum, renkli camlar gunes isigindan isinmisti. Havada agir birde nem vardi. Gokyuzunun o guzelim mavisi , sarimtirak bir sis tabakasi ardinda kaybolmustu. Yanibasimizda hizla yukselen insaata baktim. Isciler , baslarini, yuzlerini sarmislar karincalar gibi calismaya devam ediyorlardi. Nede hizli yukseliyor bu insaat diye dusundum. Daha baslayali iki ay bile olmadi oysa. Simdiye dek hicbir yerde bu kadar hizla ilerleyen , bu kadar cok sayida gokdelen insaatini bir arada gormemistim. Isciler , is makinalari gece gunduz calisiyordu. Isciler ise Hintli, Afgan yada Bangladesli. Gulumsedim. Aslinda bu modern yuzlu yeni dunya sehrinin gercek kuruculari bu isciler diye dusundum. Oglen ezani duyuldu. Insani etkileyen , gur ve berrak bir sesle okunuyordu. Bir kipirdanma oldu isciler arasinda . Baktim, bir karton , bir koli parcasi, bir cimento cuvali bulan , uzerinde namaza duruyordu. Yuce yaradanin huzurunda , o muthis sicak altinda , kavrulmus bedenler saflar olusturuyordu. ….Tam gun calisan klimanin serinligini daha bir cok hissettim sirtimda bir an. ……dondum……Penceremin onune geri dondugumde adamcagizlar kucuk gruplar halinde kizgin betonlara oturmus , birer madeni kabin icersindeki yemeklerini paylasarak yiyiyor , sohbet ediyorlardi. Birden cok neseli , mutlu gorundukleri dikkatimi cekti. Yemeklerini bitirenler ise yine betonlarin uzerinde uzanmis , yorgun bedenlerini biraz da olsun dinlendirebilmek icin uyumaya calisiyorlardi… Bir iki gun once gormustum de uzun uzun dusunmustum bu manzara uzerine . : ’Aslinda belki de onlar bizden , buradaki pekcok kisiden daha mutlu ve huzurlu gorunuyorlardi.  Calisacak isleri var, yiyecek ekmekleri var hatta para biriktirip memleketlerindeki ailelerine de yollayabiliyorlar. Baskaca bir kaygilari da yo... Devamı

ITALYAN FATMA

2006-11-09 06:36:00

….       Onunla ilk karsilastigimizda , durusu, konusmasi, haraketleri, giyinisi  her seyi beni etkilemisti. Gozleri guluyordu, isil isil sevgiyle bakiyordu. “Turkleri cok seviyorum, kendimi sizin yaninizda cok mutlu hissediyorum eger bir toplantiniz olursa beni de cagirin” dermis. O yuzden buradaki Turk hanimlar bir araya geldiklerinde ona da haber verirmisler. Iste oyle bir yemekli toplantida karsilasmistik ilk kez. Basinda Turk usulu baglanmis ortusu, ne konusuldugunu anlamasa da ilgiyle bizi takip eden gozleri, guler yuzu, agir ve oturakli davranislari, sakinligi, yumusak ses tonu, konusma tarzi… Farki farkediliyordu. Rabbimin Hilm Esmasi nurlu yuzunden yansiyordu. Nasil musluman oldugunu  merak etmistim ama ogrenmek pek de kolay olmadi. Cok konusmayi ve kendinden soz etmeyi sevmediginden bunun icin bir sure beklemem gerekti. Zaman icersinde yavas yavas anlatilanlar bir araya geldiginde ogrendim ilginc yasam oykusunu. Yillar once bir Arapla tanisir ve evlenme teklifini Kabul eder Fatma. Kocasi istedigi icin de musluman olur. Ancak dinini arastirmaya , ogrenmeye basladiginda gorur ki kocasi Islamiyeti ismen kabul etmistir ama hayatina yansitmamaktadir, bir musluman yasami surmemektedir. O ise kabul ettigi dine sarilmak ister, anlasamazlar ayrilmak zorunda kalir. Bir sure sonra Amerikali bir beyden evlenme teklifi alir yine. Bu kez esi musluman degildir. Fatma da  yeni yeni ogrenmektedir dinini , arastirmalari devam etmekedir. Ancak cok kisa bir sure sonra musluman bir kadinin musluman olmayan bir erkekle evlenmemesi gerektigini ogrenir. Cok uzulur. Cunku esi ile cok iyi anlasmaktadir, cok sevmektedir.Durumu esine anlatir.  Kafasi karismistir… Kendisini dinlemek icin bir sure Italya ya ailesinin yanina gitmek ister. Ardan henuz bir ay bile gecmeden , bir gun kapi calar , actiginda esini karsisinda gorur. Haytindaki en mutlu andir o an. Esi de Islamiyet ile sereflenmis onu alip evine goturmeye gel... Devamı

BIR MUCIZE YOLCULUK

2006-11-09 06:31:00

Televizyonda bir belgesel program izliyordum. Icinde bulundugumuz yasam kosullari sehirlerde yasayan bizleri dogal yasamdan ve diger canlilardan oylesine uzaklastiriyor ki. Teknoloji her yanimizi sarmis. Eglenmek ve dinlenmek icin yine kapali mekanlara gidiliyor. Ayaklarimiz hep betona basiyor. Balkonlarda ya da iceride yetistirebildigimiz birkac saksi cicek ve camimiza arada sirada konan kuslar, evimizde bulunan sus baliklari yada muhabbet kuslari ile mutlu olmaya calisiyoruz. Oysa tabiat bir harika. Dogal yasamda bulunan binlerce , milyonlarca canli turu , her biri baslibasina ibret-i alem. Nasil da gozlerimizden uzaklar…Yazik! Bunun onemini ancak belgeselleri seyrettigimde daha iyi anliyorum. Programin sunucusu muhtesem goruntuler esliginde, Kuzey Amerika’nin bati kiyilarindaki nehirlerde yasiyan somon baliklarinin yolculuklarini anlatiyordu. Bu dunyanin en ilginc goc oykusu. Somon yumurtalari nehir yatagina birakiliyor. Minik yavrular ilk besinlerini kendileri icin ozel yaratilmis besleyici keselerden aliyorlar. Sonra bir yil boyunca ayni akarsu yataginda yasayip gelisiyor, buyuyorlar. Sonra bir bahar sabahi binlerce somon, ayni anda goc yolculuguna basliyor, surekli okyanusa dogru yol aliyorlar. Pasifik okyanusuna vardiklarinda ne oluyor biliyormusunuz? Bedenlerinde var olan genetik bir mekanizma devreye giriyor ve yapisal bir degisim meydana gelerek tatli suda dunyaya gelmis ve yasamis olan somon baliklari artik pasifik okyanusunun tuzlu sularinda yasayabilecek yapiya kavusuyorlar. Bundan sonraki yolculuklari 4 yil kadar suruyor . Alaska’dan Japonya kiyilarina yol aliyor , oradan bir yay cizerek Kuzey Amerika kiyilarina geri donuyorlar. Yapilan biyolojik incelemeler gostermis ki somonlar dunyanin manyetik alanina gore yon tayini yapmalarini saglayacak dogal pusulalar ile yaratilmislar. Bu sayede rahatlikla okyanusta yonlerini sasirmadan geri donuyorlar. Iste bundan sonrasi sanki bir mucize… Bu kez dunyanin en hassas koku alma organina s... Devamı

DOSDOGRU INSAN OLMAK

2007-05-09 07:05:00

  Bir kaç ay önceydi.. Öğlen vakti , bir alışveriş merkezinin mescidine girdim.. Vakit epeyce ilerlediği için içeride pek kimse yoktu. Uzakdoğulu görünümlü 30 - 35 yaşlarında bir hanım abdest almış titizlikle örtüsünü bağlamaya çalışıyordu. Üzerinde yukarıdaki fast food yiyecek satan yerlerden birine ait , armalı üniforma vardı. O sırada içeriye orta yaşlı arap bir anne ile 14- 15 yaşlarındaki kızı girdi. Genç kız aynanın önünde örtüsü ile uğraşan bayanı görünce heyecan ile annesine birşeyler söyledi sonra da yanına giderek: ‘Sen yukarıda çalışıyorsun hep görüyorum ama şaşırdım şimdi, masaallah çok sevindim ne zaman müslüman oldun?’ diye sordu. Genç hanım kısık ve titreyen bir sesle cevap Verdi “ 3 gün önce”  İşte bundan sonrası benim için anlatılması güç duyguların yaşandığı çok önemli dakikalardı.. Üçümüz gayriihtiyari hanımın etrafını çevirdik heyecan içinde, anlattığı hikayesini dinlemeye başladık…  O ise gözleri dolu dolu, sesi titreyerek, tedirgin , sıcak ama sıcacık bakışlar ile anlatıyordu…. “ 10 yıldan fazladır bu ülkedeyim ‘ diyordu. “ Buraya çalışıp para kazanmaya geldim. Sri Lanka liyim . Aynı memleketli 5- 6 arkadaş aynı evde kalıyoruz. Ben yıllardan beridir dikkat ediyorum da İslami kendime çok yakın buluyordum. Sessiz bir insan sayılırım, Kimsenin işine karışmam, kimse ile alay etmem, kimse hakkında konuşmam, hep iyi insan olmaya çalışırım, pek fazla paraya önem vermem. Arkadaşlarım da çoğu zaman benimle dalga geçerler. Bu ramazan birden tuhaf birşeyler hissettim. Kendi kendime dedim ki ben de müslümanlar gibi oruç tutacağım. Denedim... Devamı