PAYLASMAK , KANAAT VE TEVAZU

2012-09-23 07:33:00
PAYLASMAK , KANAAT VE TEVAZU  |  görsel 1

 

 

Hacı Bayram’da oturuyordu. Yaşı doksanı geçmişti. Bütün yakınları Hak’ka göçmüş, yapayalnız kalmıştı. Sordukları zaman yalnızım demiyor, Rabbiyle beraber oturduğunu söylüyordu. Her an sabır, şükür, edep ve niyaz içinde idi. Çevrede ona “Evliya Nine” diyorlardı. Başı darda kalan, hasta olan, sıkıntıda olan ona koşuyordu, kapısı herkese açıktı. Çevrede hiç kimse onun hayattan, insanlardan, yaşamakta
n sıkâyet ettiğini duymamıştı. Pek çok insan, onun ikaz ve irşatlarıyla doğru yolu bulmuş, hastalıklarından kurtulmuş, iç dünyalarını renk, ışık ve güzellikle doldurmuştu...Bir gün Azize Anne, dört hanım arkadaşıyla beraber, bu mübarek insanı ziyarete gitmişlerdi. Sohbet sohbeti açtı, o sırada minareden ezan sesi geliyordu, öğle olmuştu... Gelen misafirler “Efendim, bize müsaade” dediler. Ev sahibi hanım, “Katiyen olmaz” dedi. “Tam öğle vakti, yemek zamanı geldi. Önce namazlarımızı kılalım, sonra Allah ne verdiyse rızkımızı yeriz.” Gelen misafirler birkaç gidelimden sonra, ister istemez ev sahibinin teklifini kabul ettiler. Namaz kılındı, tespih çekildi, dualar edildi, yemek zamanı gelmişti, oturdular. Sofraya birkaç günlük kurumuş yarım ekmek ile bir kavanozun dibinde kalmış beş-altı biber turşusu geldi. Ev sahibi hanım, insanın içini ışıtan, aydınlatan tatlı gülüşü ile “Buyurun efendim” dedi. “Sonsuz şükürler olsun. Yüce Rabbimizin bugün ihsan eylediği rızkımıza besmeleyle başlayalım.” Bir hanım, o kuru yarım ekmeği parçalara ayırdı, kavanozdan birer turşu aldılar, yemeğe başladılar. Biraz sonra kapı çalındı. Kapıda genç bir erkek çocuğu, üzerinde kızarmış tavuklar bulunan bir pilâv tepsisiyle duruyordu. Büyük hanıma döndü “Nineciğim” dedi. “Bunu size babam gönderdi. Belediyede bir işi varmış, aylardır çıkmıyormuş. Sıkılmış, bunalmiş, adak adamış. Eğer Allah’ın izniyle bugün bu iş çikarsa, komşu nıneye tavuklu pilâv göndereceğim, demiş. İş çıkmış. Selâmlarını, hürmetlerini de gönderdi, dualarınızı beklıyor.” Ev sahibi hanım teşekkür etti, çocuk gittikten sonra ellerini kaldırdı “Allah’im” dedi. “Sana sonsuz hamd u senalar olsun.” Sonra misafirlerine döndü, “Rabbim ne buyuk değil mi?” dedi. “Önce misafirlerini gönderiyor, sonra tavuklu pilâvini.”

Sabri Tandogan ile Gönul sohbetleri
 
 
 

 

0
0
0
Yorum Yaz