Karanlığın en koyu olduğu yerde... şafak

2014-11-08 14:02:00
 Karanlığın en koyu olduğu yerde... şafak |  görsel 1

Ve Sabah namazı kılınıyor.. Ayet ayet yükseliyor arşa ... ne büyük huzur, ne büyük coşku... Kainat uyanıyor dünyanın bu yüzünde..  Alemlerin Rabbine hamdolsun.. Az sonra gün ışıkları süzülmeye başlayacak.... karanlığın en koyu olduğu yerde... şafak sökecek.... Ey Rabbim ! Dünyayı Güneş ile aydınlattığın gibi hiç akstamadan her sabah, bizlerin gönüllerimizi de nurunla aydınlat.. Bütün mahklukatı uyandırdığın gibi uykusundan, bizlerin ruhlarımızı da dirilt yeni baştan..Semaya yükselen Kur'an Ayetleri gibi Ruhumuzdan da yükselsin münacatlar... Az sonra gün ışığının sarıp sarmalamaya başlıyacağı gibi yeryüzünü. Rahmetin de sarsın bizleri.. Havadaki serinlik gibi serinlet yüreklerimizi... Bu gecenin en koyu anında nebadatın üzerine yağdirdigin çiğ damları gibi konsun umutlar yüreklerimize, damla damla... Şu an denizin olduğu kadar sakin ve dingin olsun ruhumuz... Artık yerinden doğrulmaya başlayan ve az sonra dünyadaki en muhteşem uçuşlarını gerceklestirmeye hazirlanan kuşlar gibi eminiz ki , her koyu karanlığın ardı aydınlık olacaktır.. En büyük aydınlığa , nura ve müjdeye ebedi hayatımıza gözümüzü açtığımız anda kavuştur bizi Ya RAB ! Ey geceyi ve gündüzü, karanlığı ve aydınlığı, iyiliği ve kötülüğü, azı ve çoğu, sevinci uzuntuyu, siyahi ve beyazı yaratan Rabbim, bize herşeyi zıddıyla gösteren ve farkettiren Rabbim, bizleri ikilemlerde bırakma, her zaman doğrunun Hakk'in ve Rızanın yolunda olanlardan eyle... Artık gün doğumunu seyretme vaktidir.. Yeni gün hayırlara vesile olsun...şerlerdeki hayır ve hikmetleri de görebilmemize vesile olsun.. Nefret dilini değil sevgi dilini kullanmamıza vesile olsun..  İnşirah olsun..  Sekine olsun..  Fark... Devamı

HAYIRLI CUMALAR

2014-05-17 05:58:00

Maneviyat dolu bu CUMA gününde kanayan yüreğimden kopup gelen dualarım SOMA'daki kardeşlerim için, ebedi hayata göçen , hala madende mahsur kalan kardeşlerim... yaralanan kardeşlerim, aileleler, eşler, analar babalar, kardeşler, evlatlar... Bu sadece cennet yolcularımızın değil, insanlığımızın imtihanı... Rabbim bu ağır imtihanda yardımcımız olsun.... Biz susalım birazcık artık dualarımız konuşsun...... Devamı

HATA

2014-04-25 15:43:00

"Bir çocuğun elinden şekerlemesini alırsanız, o hırsından geriye kalanları da fırlatır!" Yaşamında yeni bir sayfa açmayı beceremeyenlerin en büyük hatası budur işte! Geçmişlerinden ötürü bütün hayatlarını mahvetmeye çalışanların... Nasıl tevbe edeceklerini bilmeyenlerin... Nedir o hata? İşlenen günahların ceremesini bütün hayata ödetmek! Kendini kendinden ötürü cezalandırmak! Kısaca, gelecekten ümid kesmek! Gelecekten, yani O'ndan! Hakkın rahmetinden! Dücane Cündioğlu ******** ''Nur ile bakınca gönül, nar'ları Nur'dan bilir, Kimsede noksan aramaz her şeyi 'Yar'dan bilir..! Peki ya dua.. Ah ! Dua olmasa , nasıl görürdü umutlarımız Güneşi.. Ağladın mı…! Daraldın mı…! Kalbinmi kırıldı…! Derdin mi çok…! Neden daraldın…! Rahat değil misin…! (…) Bak o zaman ne söyleniliyor: “ELA BİZİKRİLLAHİ TATMEİNNUL KULÜB” “(Kalpler ancak Allah’ı zikir ile mütmâin olur)” (Rad – 28) Hiç kimse, yapmış olduklarına mukâfat olarak,onlar için gözaydınlığından nelerin saklı olduğunu bilmez. (Secde süresi 17) Kitab’a sımsıkı sarılanlara,namazı dosdoğru kılanlara gelince,şüphesiz biz, iyiliğe çalışan kimselerin mukâfatini zayı etmeyiz. Araf 170 .....Ve ben, Rabbim, sana (ettiğim) dua sayesinde hiç bedbaht olmadım. - Meryem Süresi 4 HAYIRLI CUMALAR .... Muhabbetle....... Devamı

YAGMUR

2014-04-25 15:41:00

    Asagidaki satirlari bundan tam dort yil once kaleme almistim... Ancak az once annemle gorustum Bursa'da sagnak yagmur varmis... Yagmuru dusundum.. Bu diyarda az gorulen yagmuru... Yagmura dair bu yazimi paylasayim istedim. Penceresinden yagmuru seyredenlere, yagmurda seyahat edenlere, islananlara armaganim olsun....  Ozden DUBAI de YAGMUR Yağmurlu ve soğuk bir Dubai sabahından selamlar . Son bir haftadır kapalı olan hava dün yerini sağnak yağışa terketti. Son 24 saattir kesintisiz yağan yağmur yüzünden burda hayat neredeyse felç oldu. Bütün caddeler nehir gibi. Arabalar yarılarına kadar suya gömülmüş, zorlukla ilerliyor. Bazısı ilerleyemiyor , bozulup yolda kalmışlar. Dün evlerinden iş eve okullarına gitmek için çıkanlar yollarda saatlerce mahsur kaldığı için bugün ve yarın okullar tatil edildi. Biz şu anda evimizde sıcak çayımızı yudumluyor , penceremizden gri gökyüzünü ve yollarda mucadele eden insanları seyrediyoruz. Adeta bir film seyreder gibiyiz. Gökyüzü grinin bütün tonları ile bezenmis. Ara sıra şiddetlenen rüzgar siyaha yakın koyu gri bulut kümelerini hızla sürüklüyor. Parça parca alçalan bulut kümeleri taşıdıkları su damlacıklarını cömertçe yeryüzüne bırakıveriyorlar. Rüzgarın da şiddetiyle bazen cisil çisil yağan damlalar arada hırçınlaşıp hızla camlara vuruyor. Her yer yıkanıyor, bütün kir ve pisliklerinden arınıyor sanki.. Arada sırada duyulan gök gürültüsü insanı yerinden hoplatıyor. Sanki daldığın düşüncelerden uyan kendine gel der gibi.. Çakan şimşekler ise bu grilere bürünmüş yeryüzü parçasına inanılmaz , büyülü bir renk katıyor. İnsanlar yollarda sırılsıklam, ters dönmüş şems... Devamı

Olumsuz görünen olayın içindeki hayra ulaşabilmek

2014-04-16 20:36:00

"Hayat çok kolay ve zahmetsiz bulunur. Doğduğumuzda bedelsiz bize verilmiştir. Kolay bulunan hayat zor yaşanır. Bedelsiz insana verilen hayatı yaşamanın bedeli vardır. Hayat dağdağalıdır. Telaşı ve zorluğu ile hayat ancak hayattır. Rahatça ve keyif içinde bir düşün içinde olanı hayat en kısa sürede düşünden uyandırır. Hayat kıvrılan, alçalan, yükselen, ileriye, geriye, sağa, sola doğru dönen bir yol gibidir. Bazen yavaşlar, bazen hızlanır. Bazen durur gibi olur hayat. Hayatın sabitesi yoktur. Kırılgandır. Fanidir. Yaşananlar gelip geçer. Konar ve göçeriz. Gece de yaşarız, gündüzde. Ağlarız da seviniriz de. Hayat insanın istediği şekilde gitmez. Engellenme duygusu insanların en çok yaşadığı bir histir. Yağmur yağmasını isteriz, yağmaz. Yürüyüşe çıkmak üzereyizdir. Sağanak halinde yağmur semadan iner. Sağlıklı olmak isteriz. Bir virüs ile yatağa düşürülürüz. Çok yaşamak isteriz. Gençken ölümle tanışırız. Hayattan bıkar duruma geliriz. Ölüm bir türlü gelmek bilmez. Başımıza işler gelir. Terkederiz, terkediliriz. Severiz, sevilmeyiz. Oradan oraya savruluruz. Yaşadığımız olaylar bize iyi de görünse kötü de görünse olayların sırrını merak ederiz. Yaşadığımız koşullar sağlam temeller üzerine kurulu değildir. Zenginlikten fakirliğe, çocukluktan yaşlılığa devşirilir dururuz. Köyden şehire, kalabalıktan yalnızlığa hallaç pamuğu gibi atılırız. Kazandım demek bu dünya için oldukça büyük bir iddiadır. Kaybettim demek ise ruhu dipsiz bir uçuruma götüren gereksiz bir umudsuzluktur. Kazanırız ve kayberiz. Kaybettiğimizi sandığımız an kazanma, kazandığımızı söylediğimiz an kaybetmemiz olasıdır. Zahiren kazansak da ebedi kazanmayı, zahiren k... Devamı

MEVLID KANDILINIZ MUBAREK OLSUN

2014-01-11 17:41:00

Sevgili Dostlar, Yarın Sevgili Peygamberimiz (SAV) in doğumu münasebeti ile mevlid kandılını kutlayacağız.. Eminim yine alışageldiğimiz gibi bu vesile ile büyükler aranacak , ziyaretler yapılacak, eller öpülecek, kandil mesajları yayınlanacak, hatta cep telefonlarından hazır şiir tadında kandil dilekleri ayını anda onlarca kişiye yollanacak, telefonlar edilecek... Ne güzel.. Birlerek ya da bilmeyerek , farkında olarak yada olmayarak, mecburen ya da gönülden insanın bazı güzellikleri gelenekselleştirmesi de güzel... Ancak ben kendi adıma birşeyler daha yapayım istedim.. Durdum , düşündüm... Ben dedim Peygamberimi ne kadar seviyorum.. Ya da ne kadar tanıyorum .. ne kadar biliyorum... İnsan kimi sever, kime gönülden bağlanır.. Tarihte gelmiş geçmiş şahsiyetlerle bir gönül bağımız olabilir mi ? Hayatlarını kronolojik olarak ezberlediğimiz şahsiyetlere hayran olabiliriz belki, takdir edebiliriz de.. Sevebilir miyiz.. Candan yürekten bütün benliğimizle sevmemiz mümkün müdür.. İşte diyorum eksik olan bu.. Bilmek sevmeye yetmiyor.. Ancak Sevgili Peygamberimizi tam olarak anlayabilirsek, bir insan olarak ,yaşadıklarıyla, hissettikleriyle, düşünceleriyle, aile hayatı ile, çocukalri ve torunları ile, sahabeleri ile olan bütün ilişkileri ile, hayat karşısında takındığı tavır aldığı duruşlar ile bilebilirsek , işte ancak o zaman O'nu gerçekten tanımış olabiliriz.. Bir nebze de olsa sünnetini hayatımıza nasıl taşıyabileceğimizi öğrenebiliriz... İstedim ki bu Mevlid Kandılı herzamanki kandillerden daha fazlasını yapayım. Kur'an okumalarımız, dualarımız olsun elbet, ziyaretler tebrikleşmelerde olsun.. Ama tefekkür olsun, okuma olsun, öğrenme olsun, anlama olsun, sevgi olsun, özlem olsun , farkındalık olsun, hayret olsun, heyecan olsun, idrak olsun, aşk o... Devamı

NEDEN HZ. PEYGAMBER

2014-01-11 17:38:00

 Neden Hazreti Peygamber ? Öteden beri hayret ederim; çoğu insan, bir müşkülle kar­şılaştıkları zaman, bir sorunun içinden çıkamadıkları zaman, paniğe kapılır. Kime başvuracağını bilemez; sağa gider, sola gider, gittikçe artan bir sıkıntı içinde bunalır kalırlar. Acaba bugün kaç kişinin aklına geliyor, benim Peygamberim böyle bir durumda nasıl hareket etmiş, o sorunun çözümü için nasıl bir yöntemizlemiştir. İş lâfa gelince, birçok insanın yanlarına yak­laşılmaz. Efendim ben Peygamberimizi şöyle severim, böyle severim diye. Nice edebiyatlar yapılır, ama önemli olan söz değil iştir. Resulullah Efendimiz bir Hadis-i Şeriflerinde şöyle buyuruyor: “Allah’a kasem ederim ki, hayatta hiç kimse benim kadar acı ve ıstırap çekmedi.” İnceleyecek olursak görürüz ki, çocukluk günlerinden itibaren Kâinatın Efendisinin hayatı nice çilelerle geçmiş, nice dev gibi ıstıraplara göğüs ger­miştir. İlim ve sağduyu sahipleri bilir ki, Peygamber Efendimiz sâde inanan, temiz müslümanlar için değil, yeryüzündeki bütün insanlar için tek ve en güzel rehberdir, örnektir. Acaba hangi insan bir sorun karşısında kaldığı zaman, Peygamberimiz nasıl bir davranış tarzı içindeydi diye sordu da, meselenin en güzel hâl yolunu bulamadı? Ne yazık ki, bugün pek çok insan, bu ışıktan mahrûm. Kar­şımıza çıkan problemlerin hâlli için, olmayacak kimselere baş­vuruyoruz, onlardan yardım istiyor, medet umuyoruz. Bir dü­şünsek, acaba akıl almaya gittiğimiz insan, kendi sorunlarını çözmüş müdür? Kendi hayatına bir renk, bir ışık, bir güzellik getirmiş midir? Hele günümüzde..... Devamı

KURBAN BAYRAMINIZ MUBAREK OLSUN

2013-10-15 15:25:00

  Sevgili Dostlar, Bilgisayarın başına oturdum, Klavyem parmaklarımın ucunda , bayram mesajı yazmak istiyorum tüm dostlara… nasıl başlasam… yazıp yazıp siliyorum, beğenemiyorum… Kelimeler yetmiyor, anlam ifade etmiyor… daha doğrusu duygularımı, düşüncelerimi , dileklerimi açıklamaya yeterli gelmiyor. Her birine bin anlam yüklemek istiyorum….. Kurban Bayramının manevi anlamı öyle derin ki aslında.. İnsanın birşeyleri Allah uğrunda feda edebilmesi, sonsuz bir itaat ve teslimiyet icinde bulunması , öncelikle nefsini kurban edebilmesi , sevgisini merhametini tüm insanlarla paylaşabilmesi, maddi manevi birbirlerine el uzatıp destek olması, kendisi için istediklerini tüm insan kardeşleri için istemesi demek bu bayram. Şu anda Mekke de yaklaşık 3 milyon müslüman Hac farizasını yerine getirip Rabbine yönelmişken biz gidemeyenler de onlarla hemhal olup o ruhaniyetle kendi içimize uzun yolculuklar yapmaktayız.. Peki bir hatırlayalım neler söylemişti Sevgili Peygamberimiz S.A.V son haccının veda hutbesinde ümmetine : "Rabbınız birdir. Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah'tan korkmaktadır. Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman Müslüman'ın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar kardeştirler. Bir Müslüman'a kardeşinin kanı da, mali da helal olmaz. Sakin benden sonra eski sapıklıklara dönmeyiniz ve birbirinizin boynunu vurmayınız! Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Cahiliye devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Biliniz ki, faizin her çeşidi kaldırılmıştır. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınların da sizin üzerinizde hakkı ... Devamı

DUBAI'de BIR BAYRAM SABAHI

2013-10-15 15:16:00

    Bu diyarlarda gurbette yine bir kurban bayramına erişmenin heyecanını yaşıyoruz.. Bayram namazına kızlarımla birlikte giderek başladık güne . Sabah namazında imam öyle güzel okuyor ki Kur'an-ı Kerim'den ayet ayet, içimiz coşuyor. . İki rekatlık sabah namazınının farzını eda etmemiz yaklaşık 20 dakika sürüyor. Sanki Mekke'deymiş gibi hissediyorum Orada hacılar ne yapıyorlar diye düşünüyorum gözlerimde yaş. Sonrasında başlayan tekbirler hiç durmaksızın bir saatten fazla devam ediyor. Bu arada tekbirlere katılırken etrafımız iyice doluyor. Kadın, çoluk çocuk, hatta bebekler , annelerinin dizlerinde uyuyan minikler, hep bir ağızdan tekbirlere devam ederken birbirlerine sevgiyle gülümsüyorlar. Cemaat camilerin içini dolduruyor sonra bahçeye daha sonra da yollara taşıyor.. Sonunda beklenen an geliyor ve huşu içinde bayram namazı eda ediliyor. Namaz bittiğinde herkes bayramlaşmaya, getirdikleri çikolata ve şekerleri birbirlerine ikram etmeye , çocukları sevindirmeye başlıyorlar. Yeni bir bayrama daha hep birlikte kavuşmuş olmanın heyecanıyla dopdolu hiç tanımadığımız belki ilk ve son kez gördüğümüz kardeşlerimizi kucaklıyoruz sevgiyle.. Seviyorum bu ülkede bayramları … Memleketten uzak .. gurbet te olsa….   Rabbim kendinden uzak eylemesin…   Aminn...   ... Devamı

“Mazlumun Gözyaşı, Ebâbil Kuşun Gagasından Atılan Siccilîn Taşl

2013-08-22 10:58:00

  Günlerden beridir bir yanım yorgun, kırgın , üzgün , diger yanım olması gerektiği gibi ümitvar ve tevekkülde..  Son yılların en ızdıraplı günlerine sahne oluyor Ortadoğu coğrafyası… Bunlar ilk ve yeni değil elbet. Son olmasıdır dileğim…  "Bir insan acı duyabiliyorsa canlıdır. Bir insan başkasının acısını duyabiliyorsa insandır." demis Tolstoy… Acilar derin derin isliyor bu gunlerde… Sabah sosyal medya paylaşımlarına bakarken Çok kıymetli Kardeşim Uğur Akkafa’nın “Ahirete İmanım olmasaydı, bu Suriye ve Mısır da yaşanan zulümlere üzüntümden aklı dengemi kaybedebilirdim !” sözlerini gördüm.. Evet onaylıyorum.. İyi ki ahiret inancım var ve ADL , adil olan Rabbim elbet günü geldiğinde bütün mazlumların hesabını soracak zalimlerden… Aslında bu konuda ne yazsam bilemedim.. Bazen olur ya duygular düşünceler kelimelere sığmaz.. Öyle hissettim… İnsan dediğin varlık öyle güzel yaratılmış , öyle güzel meziyetlerle donatılmış, öyle muhteşem nimetler önüne sunulmuş ki.. Amma…. Evet amma bir nefis var onda.. Bir anda bu en üst vasıflardan “esfeli safilin’ e düşebiliyor… Yani hayvandan da aşağı bir durum… İşte gözümüzün önünde işlenen katliamlar , zulümler de onu gösteriyor bizlere.. İnsanın aklı almıyor, hiç bir yere sığdıramıyor ki bir insan diğerine bunu nasıl yapabilir… Ama yapmış, yapmakta… Habil ile Kabil’den bu yana her coğrafyada, toplumda böylesi zulüm olmuş… Tarihler boyu neler görmüş bu yaşlı dünya… Bizlerin hissesine düşenler de bunlar… Çok değil bundan yirmi sene kadar önce Balkanlarda , Bosna'da , Kosova’da olanları ne ç... Devamı

RAMAZAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

2013-08-07 04:05:00

  Bilgisayarın başına oturdum, Klavyem parmaklarımın ucunda , bayram mesajı yazmak istiyorum tüm dostlara. Nasıl başlasam… Yazıp yazıp siliyorum, beğenemiyorum… Kelimeler yetmiyor, anlam ifade etmiyor. Daha doğrusu duygularımı, düşüncelerimi , dileklerimi açıklamaya yeterli gelmiyor. Her birine bin anlam yüklemek istiyorum. Bir bayram sabahına erişirken sevinçli ve coşku doluyuz gerçekten . Ancak yaşadığımız yoğun duygular Ramazan'dan çıkmış olmanın, oruç günlerini arkada bırakmanın ve rahatça yeme-içme ve istediğimiz gibi davranma serbestliğine ermenin sevinci değil de ; kulluk vazifesini eda edip , Rabbimin affına nail olabilme ümidiyle gelen gönül ferahlığı aslında. Evet, bizim bayramımız, başlangıcı rahmet, ortası mağfiret ve sonu da cehennem ateşinden kurtuluş olan Ramazan-ı Serifi elimizden gelenin en iyisi ile değerlendirip, Allah'ın (c.c.) rahmetinin enginliği ve o rahmetten nasiplenme beklentisi ile kutladığımız bayram olacaktır inşallah. On bir ayın Sultanı olarak karşıladığımız Ramazan Ayının yaşadığımız muhteşem iklimi ile hayatımızda , alışkanlıklarımızda , söylemlerimizde, gönlümüzde edindiğimiz bir terbiye ile Ramazan ahlakını yerleştirebilmiş olmayı ve bu günden itibaren başlayacağımız On bir ayın her birinde, her gününde, her anında Ramazan ruhunu yaşayabilmeyi şiar edinmiş olarak bayramı selamlıyoruz inşallah. Bu vesile ile bu mübarek günlerde, eriştiğimiz Ramazan Bayramında; güzelliklere kucak açmak için bir milat bekleyenlere çağrımdır; . Daha da bir özenle gözden geçirelim hayatı ve davranışları. Elimizdeki nimetlerin farkına varalım, şükrünü edelim. . Gözlerimizi daha bir dikkatle çevirelim etrafımızda süregiden yaşamlara. . Eğer bir duvar ördüysek etrafımızda, ... Devamı

DUBAI de RAMAZAN

2013-07-20 09:17:00

Bu yıl Dubai'de onbirinci kez Mübarek Ramazan ayını idrak ediyoruz. Yine huzurlu , yine coşkulu yine sevinç ve sevgi doluyuz. Buralarda Ramazan insanların hayat akışını oldukça etkiliyor. İşyerleri , resmi daireler, okullar sabah bir saat daha geç açılıyor ve öğlen ikide kapanıyor.Çalışma saatleri gün içersinde toplam 6 saat olacak şekilde düzenleniyor. Herkes evine dönüp dinlensin ve iftara , geceye hazırlansın diye.. Gün olabildiğince sakin geçiyor her yerde.. İnsanlar günlük meşgalelerden bir nebze de olsa uzaklaşıp tuttukları orucun hakkını vermek, bedenen ve ruhen dinlenmek istiyorlar. Ya müslüman olmayanlar. Onlar için de hayat bir miktar değişiyor. Çünkü burada Ramazan boyunca dışarıda , yani herkesin görebileceği alanlarda yemek ve içmek kesinlikle yasak. Restoranlar kapalı. O nedenle oruç tutmayanlar da tutanlara saygı gösterip açlık hislerini evlerinde yada kimsenin göremiyeceği kapalı alanlarda gidermek durumunda kalıyorlar. Evet böylesine ağırlaşan tempolu günlerin aksine geceler uzun , geceler kalabalık, geceler canlı mı canlı..İlk geldiğimiz yıl Ramazan Ekim ayının sonlarına doğru başladığından daha serin havalara denk gelmişti. Parklar iftarlarını piknikte açan ailelerle dolu olurdu. Şimdi ise hava sıcaklığı geceleri de 35 derece civarında seyrettiğinden ve ağır bir nem heryeri kapladığından bu pek mümkün olmuyor. O sokaklara, parklara taşan coşku pek görünmez oldu. Ancak fuar merkezlerinde düzenlenen Ramazan aktiviteleri , fuarlar, sergiler, çocuklar için eğlence parkları insan kalabalığını içerlere taşıdı.... Bu insan seli , sahura kadar sürüp gidiyor.. Asıl coşku ise camilerde.. Ramazanla birlikte cemaat camilere sığmaz oldu. Akşam namazından önce istisnasız bütün camil... Devamı

RAMAZAN ANILARI 3

2013-07-16 07:33:00

    Sonunda bu yıl da ne zamandır hasretle beklediğimiz mübarek Ramazan ayına kavuştuk... Bu günlerdeki maneviyat ve coşku ne büyüktür değil mi? küçüklüğümüzden beridir bir coşku , bir heyecan... Hatırlarım da daha okula bile gitmezdik belki , Ramazan da bizi sahura çağırmayacaklar diye uykumuz hafiflerdi adeta, mutfaktan gelen tıkırtıları duyduk mu uykulu uykulu sofraya gelir otururduk. Oruç tutmasak da sanki o sahur yemekleri dünyanın en essiz yiyecekleriydi. Kaçırmak istemezdik... Sanki taze pişirilmiş pilavın kokusu da bir başkaydı , üzüm hoşafı da.. Normal günde hiç yemezdim hoşaf ve kompostoyu ama sahurda ne tatlı gelirdi..   Sonra zaman geçti birer ikişer gün başladık oruç tutmaya.. Kendimize güvenimiz bir arttı ki sormayın.. Annem sabah evden çıkarken iyice tembihlerdi , kimse ile tartışmayın, sakin olaki kötü bir laf söylemeyin, kimsenin kalbini kırmayın orucunuz bozulur sonra diye... Sanki her yanımızı saran meleklerin hafifliği ile kendimi bulutlara yükselmiş hissederim, ayaklarım yere değmezdi bütün gün.. Hele o iftar sofrasını hazırlamak , ne zevkliydi.. Babamın işten gelişini beklemek için pencerenin önündeki yerimi alırdım. Bakardım zengin fakir , kim olursa olsun elinde ufacık da olsa bir paket, bir pide evine doğru koşar adım geliyor... Herkeste bir huzur ve mutluluk hissederdim.. Kalem gibi göğe uzanan minarelerdeki kandillerin yanmasını heyecanla seyreder , ezan sesiyle sofraya koşardık. Hayattaki en lezzetli yemeklerdi onlar.. Hele birde iftara gidilmişse, yada iftara misafir çağrılmışsa sevincimiz , mutluluğumuz daha da katlanarak buyurdu... Sevinci, coşkuyu, ekmeği paylaşmanın bereketi nasıl arttırdığına şahit olurduk.   Bir bayram tatili için Ramazanın son günlerinde Bursa’y... Devamı

RAMAZAN ANILARI 2

2013-07-14 10:15:00

    Bu aksam sizlere yasanmis bir Ramazan öyküsü aktarmak istiyorum. Bundan tam yirmi yıl önceydi. Çok sevgili Ayşe ablam ,hayat arkadaşını uzun ve üzüntülü bir hastalık sürecinin arkasından ebedi yaşama uğurlamış üç küçük çocuğu ile başbaşa kalakalmıştı. Yeni yeni toparlanmaya çalışıyordu. Eşinin sağlığında Bursa’da otururlardı ancak onun gidişi ile herşey değişmişti. İş yerleri ve evleri kayınbiraderlerinin üzerineydi. Çok zengin ve bolluk içinde bir yaşam sürmelerine rağmen rahmetli beyi en küçük kardeş olduğundan üzerinde hiçbir iş ve mal varlığı görünmüyordu. Bunu kendi çıkarları doğrultusunda kullanan kayınbiraderleri ,onu o üzgün ve ne yapacağını bilemez hali ile oturdukleri evden çıkarmıs, eşyalarını bir kamyona doldurmuş, bundan sonra sana baban baksın diyerek çocukları ile birlikte İzmir’e yollamışlardı. Yollamışlardı ama baba evi de bıraktığı zamanki gibi değildi. Evde üvey anne ve evlenmemiş kızkardeş vardı. Birkaç gün içinde bu eve de sığamıyacağını anlamış, hele bir gece babası ile analığının tartışmasını da duyunca ben ayrı eve çıkayım demis, ufak bir kiralık ev tutup çocukları ile birlikte taşınmıştı. Kocasının bağkurdan henüz dul maaşı bağlanmamıştı. Daha liseyi bile bitirmeden zengin bir kısmet diyerek alel acele evlendirdikleri için bir mesleği yoktu. Nasıl çalışıp evi geçindireceğini bilemiyordu. Babasının ve kız kardeşinin getirdiği yiyecekler tükenmişti. Çocukların ikisi ilk okul 4 ve 5 e gidiyorlardı , küçük oğlan ise okula bile gitmiyordu. İşte böyle bir günde Mübarek Ramazan Ayı başlamıştı. Ramazının ilk günü için çocuklar “Anne yarın biz de oruç tutalım &ldqu... Devamı

RAMAZAN ANILARI 1

2013-07-14 10:13:00

  Yirmi İki yıl önce, İngiltedeyim. Dil okulu için gitmiştim ve pansiyoner olarak bir evde kalıyordum … Ev sahibi bayan 50 yaşlarında İngiliz , beyi Fransız… Brezilyalı bir kızla aynı odayı paylaşıyorum. Bir başka odada ise Japon bir kız daha kalıyor. Birbirimize alışmaya ve yarıbuçuk dilimiz ile anlaşmaya çalışıyoruz. Ev sahibimiz her sabah kahvaltımızı ve akşam yemeğimizi hazırlıyor . yemekten sonra sofrayı kaldırmaya yardım etmek istiyorum. "hayır gerek yok bu benim görevim"diyor Israr ediyorum Evde de hep böyle yaptığımı burdada kendimi evde gibi hissetmek istediğimi söylemeye çalışıyorum. Zorla kabul ediyor. Bir buçuk ay kadar sonra Ramazan Ayı geliyor. Kadıncağıza gidip oruç tumam gerektiğini bunun için de sabah yemek hakkım olan kahvaltımı yatmadan önce yada gece yiyip yiyemeyeceğimi soruyorum. "Peki olur diyor sen bana ne zaman başlayacağını söyle ." "Ama diyorum biz bütün gün yemek yemiyoruz , akşam yemeğini ise tam hava kararacak olduğunda yiyiyoruz. Sizin yemek saatine hiç uymuyor ben sizden yaklaşık bir buçuk saat sonra yemeliyim, üstelik bu saat her gün birkaç dakika daha farklılaşıyor.. Siz benim payımı ayırırsınız ben de sonra ısıtır yerim." Ona da tamam diyor. Çok seviniyorum. Gerçekten de söylediğim gece saat 12 de kadıncağızı mutfakta bana kahvaltı hazırlarken buluyorum. Ramazanin ilk gecesi yemeğimi tek başıma hava kararınca yiyiyorum. Ertesi aksam ev sahibim beni yanına çağırıyor, bir kağıt uzatıyor hayretle bakıyorum bir imsakiye… Kocasının işyerinde bir müslüman varmış ondan istemişler ben yemek saatlerimi daha iyi bileyim diye..... Çok seviniyorum, teşekkür ediyorum. Elimden imsakiyeyi alıp buzdolabının üzerine asıyor "Biz dün akşam öbür kızlarla ve eşimle konuştuk ve bir ka... Devamı

RAMAZAN AYI HURMETINE YAPILAN KUR'AN-I KERIM HATMI DUASI

2013-07-08 14:18:00

  Bismillahirrahmanirrahim Kul hüvallâhü ehad.Allâhüssamed.Lem yelid ve lem yûled.Ve lem yeküllehû küfüven ehad. Bismillahirrahmanirrahim Kul e'ûzü birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğasikın izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil'ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased. Bismillahirrahmanirrahim  Kul e'ûzü bi-rabbin nâsi melik'in-nâsi ilâh'in-nasi min şerril ves'vas'il hannasi ellezi yüvesvisü fi sudûr'in-nâsi minel cinneti ven-nâs.  EstağfirullahilAzim El Kerim ellezi lailahe illa Huvel Hayyul Qayyum ve etubu ileyh.. Elhamdulillahi Rabbil Alemîn  Vassalatu vassalamu ala Resûlina Muhammedin ve ala âlihî ve sahbihî ecmaîn Ya Allah! Ya Rahman! Ya Rahim! YaHayy! Ya Qayyum!  Ya Ferd, Ya Hakem,YaAdl,Ya Quddus. Ya Rabbi, çoklarının ma’siyette sözleşip, buluştuğu şu sanal alemde, dünyanın dört bir tarafından bizler, senin için toplandık..Şahid ol!.. Yâ Rabbi! Dile getirdiğimiz her türlü eşsiz hamd ve sena ancak Sana mahsusdur. Bütün salat ü selamlar; rahmet ve selametlikler, iki cihan güneşi, baslarımızın tacı Rahmeten lil’âlemin, Muhammed Mustafa sallallahü aleyhi ve sellem Efendimiz ve O’nun bütün âl ve ashabına olsun. “0l! emriyle; bilinen ve bilinmeyen, görünen ve görünmeyen sayısız alemleri yaratan; “Yok 0l!” emriyle de, her şeyi bir anda yok etme gücüne sahib olan, alemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Yüce Allah’ım! “Bana dua edin, duanızı kabul edeyim” buyurdun. Ya Rabbi ! Bu gece  huzuruna geldik, boynumuzu büktük, ellerimizi Sana açtık. Seni Rahim... Devamı

HOSGELDIN RAMAZAN

2013-07-08 08:46:00

  Yarın yeni bir gün , yeni bir Ramazan ayı başlıyor İnşaallah Rabbim bize bu yıl da mübarek Ramazan ayına erişmeyi nasip etti. Az önce düşünüyordum da; sorsak herkes “Ah o eski Ramazanlar!!” diye söze başlıyor. Hep eski yaşadığımız güzelliklerden, çocukluğumuzda aldığımız manevi lezzetlerden bahsediyoruz… Eskiyi özlemle anıyoruz. Oysa insanın hafızası oldukça ilginç… Genellikle iyi izler bırakan , sevinç ve mutlulukla dolu anlar pek unutulmuyor. Ancak, bize üzüntü veren, kötü izler bırakan hatıralar ise geriye atılıyor, pek hatırlanmak istenmediğinden herhalde kolayca akla gelmiyor. İşte biz de o güzel maneviyat yüklü anları hep mutluluk ve özlemle anıyoruz. Bilirim annem , babam ya da büyükanne büyükbabalar da “Ah eski Ramazanlar!...” diye anlatmaya başlarlardı: sanırım bizim çocuklarımız da öyle diyecekler günü geldiğinde. .. Geçmişe duyulan özlem, aslında günündeyken tam yaşanıp değeri hakkıyla verilmemişlere duyulan özlem midir yoksa ? Oysa geçmiş geçmiştir, dönmeyecek… Güzel hatıralar hoş, ders almak, özlemek, anmak güzel ancak, şikayetlenmenin bu güne faydası yok…. Gelecek ise belirsiz, bir an sonra ne bekliyor bizi bilmiyoruz….. Onun için şimdiden hayıflanmak da ne denli boşa harcana zaman değil mi? Elimizdeki hazine ise şu an , içinde bulunduğumuz… Onu nasıl değerlendirdiğimiz…. Ben kendi adıma dedim ki: eğer mübarek Ramazan ayı bu kadar önemli, içindeki o mübarek Kadir gecesi ile birlikte iyi değerlendirildiğinde 80 yıllık ömre bedel ise….. O zaman neden şu önümüzdeki bir ayı hayatımızın en güzel Ramazan ayı olarak değerlendirmeyelim.?  Neden bu g&u... Devamı

UMUT

2013-06-30 09:47:00

    "Bir çocuğun elinden şekerlemesini alırsanız, o hırsından geriye kalanları da fırlatır!" Yaşamında yeni bir sayfa açmayı beceremeyenlerin en büyük hatası budur işte! Geçmişlerinden ötürü bütün hayatlarını mahvetmeye çalışanların... Nasıl tevbe edeceklerini bilmeyenlerin... Nedir o hata? İşlenen günahların ceremesini bütün hayata ödetmek! Kendini kendinden ötürü cezalandırmak! Kısaca, gelecekten ümid kesmek! Gelecekten, yani O'ndan! Hakkın rahmetinden! Dücane Cündioğlu   ********   ''Nur ile bakınca gönül, nar'ları Nur'dan bilir, Kimsede noksan aramaz her şeyi 'Yar'dan bilir..!     Peki ya dua.. Ah ! Dua olmasa , nasıl görürdü umutlarımız Güneşi..     Ağladın mı…! Daraldın mı…! Kalbinmi kırıldı…! Derdin mi çok…! Neden daraldın…! Rahat değil misin…! (…) Bak o zaman ne söyleniliyor: “ELA BİZİKRİLLAHİ TATMEİNNUL KULÜB” “(Kalpler ancak Allah’ı zikir ile mütmâin olur)” (Rad – 28)   Hiç kimse, yapmış olduklarına mukâfat olarak,onlar için gözaydınlığından nelerin saklı olduğunu bilmez. (Secde süresi 17)   Kitab’a sımsıkı sarılanlara,namazı dosdoğru kılanlara gelince,şüphesiz biz, iyiliğe çalışan kimselerin mukâfatini zayı etmeyiz. Araf 170   .....Ve ben, Rabbim, sana (ettiğim) dua sayesinde hiç bedbaht olmadım. - Meryem Süresi 4       ... Devamı

HERSEYE RAGMEN SEVMEK

2013-06-26 08:54:00
HERSEYE RAGMEN SEVMEK |  görsel 1

    Dünyada sevilmek istemeyen kisi yok gibidir" diye basliyor Toyotome.  "Ama sevgi nedir, nerede bulunur, biliyor muyuz?" diye soruyor.. Sonra anlatmaya basliyor..  "Sevgi üç türlüdür!.."  Birincinin adi "Eger" türü sevgi!..  Belli beklentileri karsilarsak bize verilecek sevgiye bu adi takmis  yazar..  Örnekler veriyor: Eger iyi olursan baban, annen seni sever. Eger  basarili ve önemli kisi olursan, seni severim. Eger es olarak benim  beklentilerimi karsilarsan seni severim. Toyotome "En çok rastlanan  sevgi türü budur" diyor. Bir sarta bagli sevgi.. Karsilik bekleyen  sevgi.. "Sevenin, istedigi birseyin saglanmasi karsiligi olarak vaad  edilen bir sevgi türüdür bu" diyor yazar..  "Nedeni ve sekli bakimindan bencildir. Amaci sevgi karsiligi birsey  kazanmaktir."  Yazara göre evliliklerin pek çogu "Eger" türü sevgi üzerine kuruldugu  için çabuk yikiliyor.  Gençler birbirlerinin o anki gerçek hallerine degil,hayallerindeki  abartilmis romantik görüntüsüne asik oluyor ve beklentilere giriyorlar.  Beklentiler gerçeklesmediginde, düs kirikliklari basliyor. Sevgi giderek  nefrete dönüsüyor.  En saf olmasi gereken anne baba sevgisinde bile "Eger" türüne  rastlaniyor. Yazar bir örnek veriyor. Bir genç Tokyo Üniversitesi giris  sinavlarini kazanarak babasini mutlu etmek için,çok çalisiyor. Okul  disinda hazirlama kurslarina da gidiyor. Ama basarili olamiyor.  Babasinin yüzüne bakacak hali yok. Üzüntüsünü hafifletmek iç... Devamı

Öfkeyle geçen her dakikanız, mutluluğunuzdan çalınmış 60 saniyed

2013-06-11 19:56:00
Öfkeyle geçen her dakikanız, mutluluğunuzdan çalınmış 60 saniyed |  görsel 1

Eski çiftlik evini restore etmek için tuttuğum marangoz, işteki ilk gününü zorlukla tamamlamıştı... Arabasının patlayan lastiği onun işe bir saat geç gelmesine neden olmuş, elektrikli testeresi iflas etmiş ve şimdi de eski püskü pikabı çalışmayı reddetmişti... Onu evine götürürken yanımda adeta bir taş gibi oturuyordu... Evine ulaştığımızda beni, ailesiyle tanışmam için davet etti... Eve doğru yürürken küçük bir ağacın önünde kısa bir süre durdu, dalların uçlarına her iki eliyle dokundu... Kapı açıldığında; adam şaşırtıcı bir şekilde değişti... Yanık yüzü tebessümle kaplandı, iki küçük çocuğunu kucakladı... Daha sonra beni arabaya yolcu etmeye geldiğinde; ağacın yanından geçerken merakım daha da arttı ve ona eve giderken gördüğüm olayı sordum... “O, benim dert ağacım” dedi, “Elimde olmadan işimde bazı sorunlar çıkıyor, ama şundan eminim ki o sorunlar evime, eşime ve çocuklarıma ait değil... Bunun için bu sorunları her akşam eve girerken o ağaca asıyorum... Sabahları tekrar onları oradan alıyorum. Ama komik olan ne biliyor musunuz?... Ertesi sabah onları almaya gittiğimde, astığım kadar çok olmadıklarını görüyorum...” Öfkeyle geçen her dakikanız, mutluluğunuzdan çalınmış 60 saniyedir.... Devamı

GECE

2013-06-11 19:49:00
GECE |  görsel 1

  Gece diyorum. Ne de güzel kucaklıyor hüzünleri... Devamı

BiR GUZEL INSAN

2013-04-14 23:51:00
BiR GUZEL INSAN |  görsel 1

    Bundan ikibucuk yıl önceydi... Bir akşam bir arkadaşın evinde tanıştık ... Otuz yaşlarında sarışın mavi gözlü , sakin sessiz görünüşlüydü... Tipik bir Avustralyalıydı..Hiç bir dine inanmadığını söylüyordu.. Daha doğrusu bu şekilde yetiştirilmişti.. On altı yaşında iken evden ayrılmış, okumuş , çalışmış, değişik ülkelerde kariyerine devam etmiş ve buralara kadar gelmişti.. Ailem bana hiç karışmadı karışmazlar.. Bilirim ki istesem arayabilir yardım isterim, istediğimde gider görüşürüm ama bunun dışında yalnızım diyordu.. Dünyada Yaradılışa ve Yaradana karşı bir merakı da olmamıştı.. Ama bir yerlerde melekler olmalı, bir enerji varmıs gibi geliyor dedi..  O güne kadar hiç Türk arkadaşı olmamış.. Bizleri Çanakkale savaşındaki Anzak hikayelerinden biliyormuş.. Kültürü merak ediyordu.. İnsanları da .. Çünkü bir süre önce bir Türk genç ile tanışmış evlenmeye karar vermişlerdi... Ancak hiç bir dine inanmaması buna engel olmuştu... İşte O da bunun için , dinin ne demek olduğunu merak ettiği için buradaydı bu gece ... Ben kimse istedi diye birşeye inanamam.. İnanmadığıma da inandım diyemem . Bunu gerçekten hissetmeliyim diyordu.. O kadar cok sorusu vardı ki..... Bir kısmı O geceye kadar bizim hiç aklımıza gelmeyenlerdi... Ev sahibi arkadaş, ben ve kızlarım .. Bir de O saatlerce süren sohbette neler konuşmadık ki.... Kimi zaman duygulandık, kimi zaman gözlerimiz yaşardı... Kimi zaman sessizleştik.. Kimi zaman Sorularını yanıtlamak için uzun uzun düşündük, kelimeleri seçmekte zorlandık... Uzun çok uzun ama bereketli bir geceydi...  Telefonlarımızı alıp verdik, bir daha buluşmaya ve sohbete söz verip ayrıldık oradan.. Aradan bir hafta geçmemişti ki bir cuma gunu Cum... Devamı

BIR DOST

2013-04-11 18:30:00
BIR DOST |  görsel 1

  Onunla ilk karşılaştığımızda , duruşu, konuşması, haraketleri, giyinişi her şeyi beni etkilemişti. Gözleri gülüyordu, ışıl ışıl sevgiyle bakıyordu. “Türkleri çok seviyorum, kendimi sizin yanınızda çok mutlu hissediyorum eğer bir toplantınız olursa beni de çağırın” dermiş. O yüzden buradaki Türk hanımlar bir araya geldiklerinde ona da haber verirlermiş. İşte öyle bir yemekli toplantıda karşılaşmıştık ilk kez. Basında Türk usulü bağlanmış örtüsü, ne konuşulduğunu anlamasa da ilgiyle bizi takip eden gözleri, güler yüzü, ağır ve oturaklı davranışları, sakinliği, yumuşak ses tonu, konuşma tarzı… Farkı farkediliyordu. Rabbimin Hilm Esması nurlu yüzünden yansıyordu. Nasıl müslüman olduğunu merak etmiştim ama öğrenmek pek de kolay olmadı. Çok konuşmayı ve kendinden söz etmeyi sevmediğinden bunun için bir süre beklemem gerekti. Zaman içersinde yavaş yavaş anlatılanlar bir araya geldiğinde öğrendim ilginç yaşam öyküsünü. Italyan Fatma Yıllar önce Amerikada yasamakta iken bir Arapla tanışır ve evlenme teklifini kabul eder . Kocası istediği için de müslüman olur. Ancak dinini araştırmaya , öğrenmeye başladığında görür ki kocası müslüman olduğunu söyler , İslamiyeti ismen kabul etmiştir ama hayatına yansıtmamaktadır, bir müslüman yaşamı sürdürmemektedir. O ise kabul ettiği dine sarılmak ister, anlaşamazlar ayrılmak zorunda kalır. Bir süre sonra Amerikalı bir beyden evlenme teklifi alır yine. Evlenirler.. Bu kez eşi müslüman değildir. Fatma da yeni yeni öğrenmektedir dinini , araştırmaları devam etmekedir. Ancak çok kısa bir süre sonra müslüman bir kadının müslüman olmayan bir erkekle evlenmemesi gerektiğini öğrenir. ... Devamı

BASARININ SIRRI

2013-04-01 08:59:00
BASARININ SIRRI |  görsel 1

  Hayrli Sabahlar sevgili Dostlarım.. GÜzel , inşirah dolu, huzurlu , bereketli bir gün diliyorum.. Bu güne yine bir küçük hikaye ile başlıyalım dedim... Her zaman başarıyı belli şartlara bağlarız değil mi .. Koşullar, çevre , eğitim, olanaklar.... Elbette bunlar çok önemli .. Ancak en önemlisi ne farkında mıyız ? .............. İş adamının işleri bozulmuştu. Ne yaptıysa olmuyordu. Bir zamanlar çok başarılı bir insan olmasına rağmen şimdi büyük olan sadece borçlarıydı. Bir taraftan kredi verenler onu sıkıştırırken, diğer taraftan da bir sürü insan ödeme bekliyordu. Çok bunalmıştı ve hiçbir çıkış yolu bulamıyordu. Nefes almak için parka gitti. Bir banka oturdu, başını ellerinin arasına aldı ve bu durumdan nasıl kurtulacağını düşünmeye başladı.  Tam bu sırada birden, önünde yaşlı bir adam durdu. 'Çok üzgün görünüyorsun. Seni rahatsız eden bir şey olduğu belli… Benimle Paylaşmak ister misin?' diye sordu yaşlı adam. İşadamının yakınmalarını dinledikten sonra da, 'Sana yardım edebilirim' dedi. Çek defterini çıkardı. İşadamının adını sordu ve ona bir çek yazdı. Çeki ona verirken de şöyle dedi: 'Bu para senin. Bir yıl! sonra seninle burada buluştuğumuzda bana olan borcunu ödersin. Hadi al' dedi. Ve yaşlı adam geldiği gibi hızla gözden kayboldu.  İşadamı elindeki çeke baktı. Çekte 500 bin dolar yazıyordu ve imza ise John Rockefeller'e aitti, yani o gün için dünyanın en zengin adamına. 'Tüm borçlarımı hemen ödeyebilirim' diye düşündü. John Rockefeller'e ait bu çekle her şeyi çözebilirdi. Ama çeki bozdurmaktan vazgeçti. Bu değerli çeki kasasına koydu. Onun kasasında old... Devamı

MUTLULUK HIRSI

2013-03-24 07:04:00
MUTLULUK HIRSI |  görsel 1

  MUTLULUK HIRSI .. ( Mehmet Gundem) Çağın en büyük hastalıklarının başında geliyor; mutsuzluk. Mutluluk bile mutsuz ediyor insanı… Çünkü hiçbir şey sürekli değil, her şey gelip geçiyor insanın hayatından. İnsan süreli “ayrılıklar” yaşıyor. En çok yaptığımız şey değil mi vedalaşmak… Bırakıp gitmek ve bırakılıp gidilen olmak… Sorunda burada, insan her güzel şeyin “daimi” olmasını arzuluyor. Fani insanın baki ile imtihanı… Her şey mutluluk için ise… Mal, mülk, şan, şerefe, itibar, makam, mevki, dostluk, düşmanlık… Aşklar, sevdalar, ayrılıklar… Duygular, düşünceler, sızılar… Mesleğimiz, başarılarımız, itibarımız… Hatta sulh ve savaş, mükafat ve ceza da… Hepsi mutluluk için ise… Neden bütün bu durum ve bu imkanlar insanı mutsuz ediyor. Neden insan sürekli mutsuzluktan dem vuruyor. Niçin bir türlü ulaşamıyor mutluluğa… Yoksa imkansızın adı mıdır mutluluk denilen şey? Mutsuzluk ki çaresi var diye yazmıştım iki yıl önce… Hala aynı fikirde ve hala aynı inanıştayım. Çünkü ben mutluluğu gördüm. Mutluluğun ötesine geçmiş “huzura ermiş” insanları tanıdım. Onların “insanlık halleri” gözlerimin önünden gitmez, sözleri aklımda seyahat eder, gönülleri taptazedir. Onlar mutluluğu; daha ziyade kalbî ve insanın inançlarıyla gönlünde kurduğu cennetlerin esintisinden ibaret görüyorlar. Hatırlayınca, “acemi insanlık hallerim” ve yanılgılarım gelir aklıma… Mutluluk hem çok yakın hem çok uzak. Hem mümkün hem mümkün değil. Tamamen bize bağlı. Hayat felsefemizle çok... Devamı