MURAD GULEN

2014-06-24 09:55:00
MURAD GULEN |  görsel 1

Bugün 24 Haziran Rahmetli kardeşimin dünya hayatına merhaba dediği gün.. 29 yıllık hayatına 80 yıllık yaşam sığdırmış dünyada ender görülen doğru, dosdoğru bir insan... Mütevekkil, kararlı, yaptığı her işin en iyisini yapmaya çalışan, hiç yalan söylememiş , kırmamış, kırılmamış adam gibi adam... Öylesine hassas yaşadı ki şu dünya hayatında adeta çalı, diken dolu bir arazide ayaklarını kanatmadan yürümeye çalışan insan kadar dikkatliydi.. Atacağı her adımın muhasebesini yapardı... Derviş gönlü ile geldi bize ve insanlığa verbileceğinin en iyisini verdi.. İmtihanını tamamladı ve yine bir derviş teslimiyetinde vuslata erdi... 29 yıllık yaşamının son 10 senesinde aldığı her nefeste Allah dedi.. Ve Ramanın rahmetine kavuştu... Rabbim mekanını cennet eylesin... Her zaman dert ortağım , sırdaşım, oğlum , kardeşim, hocam herşeyimdi... 1991 yılında ben İngilterede iken yazdığı mektupları emaneti olarak saklıyorum.. İşte onlardan biri ile sözü yine ona bırakıyorum... Bu güzel gecede dualarım Muradım için... *** Hey Sen, Orada 3000 km ötedeki. Hayatın tüm cilvelerine göğüs gerip dimdik ayakta durabilen. Biricik kardeşin biricik ablası. Seni seviyor ve özlüyorum. Sen ki hayatın zorluklarından yılmayan, hatalılara boyun eğmeyen, zorbalara haddini bildirirken kaba kuvveti değil de kıvrak zekasını kullanan ... Ve biliyorsun ki lafla peynir gemisi yürümüyor. Hayatın dikenlerini, insanın midesini bulandıran milyonlarca faktörü, ardniyeti, insanın başına çöreklenmiş toplumdan dışlanma korkusunu bırak da bir düşün. Neyi diyeceksin? Güzel birşeyi mi diyeceksin? Sevgiyi mi? Doğayı mı? Yok! Ya hayat mı? kesinlikle hayır. Düşün katiksizliği, saflığı, eldeğmemişliği, dokunulmamışlığı,kullanılmamışlığı, salt ... Devamı

Yeni Bir Memleket Yeni bir YASAM

2006-11-24 06:17:00

Uçak Dubai Havaalanına indiğinde saat sabaha karşı ucu gösteriyordu. Havaalanındaki yoğunluktan dolayı epey uzak bir köşesinde durmuştuk. Kapılar açıldı, yolcular uçağa uzatılan merdivenlerden inerek otobüslere doluşup havaalanı binasına doğru hareket etmeye başladılar. Kapıdan dışarıya ilk adımımı attığım an yüzüme ağır bir nem ve sıcaklık çarptı. Ciğerlerime dolan bu hava ile nefes almakta güçlük çekiyordum. Ağustosun son günleriydi, sabaha karşı saat üç. Sanki alev alev yanan bir fırının kapağını açmış bakıyormuşum gibi hissettim. Buranın gündüzü nasıldır acaba diye düşündüm... Allah yardım etsin bize diyerek indik merdivenlerden… Evimiz havaalanına sadece 5, 6 km kadar uzaklıkta olduğu için karanlıkta pek fazla bir şey göremedik etrafta... Sadece yüksek binalar, ışıl ışıl aydınlanmış yollar… Ertesi sabah pencereden dışarı baktığımda gökyüzünün sarımtırak bir bulut tabakası ile kaplı olduğunu gördüm. Havada yine ağır bir nem vardı. Evler arabalar, kapalı alanların tamamı klimalı idi. O yüzden içeride sorun yoktu ama dışarıda yürümek neredeyse imkânsızdı (en azından bizim için şimdilik!). Sonradan da göreceğim gibi buranın kışları harika. Ekimden Nisan sonuna kadar nefis bir bahar havası hâkim oluyor gökyüzünün mavisi denizinki ile birleşiyor. Palmiye ağaçlarının esintisi sizi ferahlatıyor. Yavaş yavaş dışarıya çıkıp dolaştıkça, kalabalık alanlara girdikçe kendimi farklı bir dünyada gibi hissetmeye başlıyorum. O güne kadar birkaç Avrupa ülkesi görmüştüm sadece... Hiçbir Afrika veya uzak Asya ülkesinde bulunmamıştım. Buraya gelirken de nasıl bir şeyle karşılaşacağımı bilmiyordum. Hatta biraz da ürkektim galiba… Oy... Devamı