MEMLEKETIMDE KIS

2015-01-07 05:51:00
MEMLEKETIMDE KIS |  görsel 1

Memleketimin pek çok yeri kar altında.. kar olmayan yerlerde soğuk hüküm sürüyor.. Biz burada gündüz 25 , gece 15 derecede nezle olmuş papatya çayına halen talim ediyoruz... Bu gün ofiste bir arkadaş hatırlattı.. Kış olmadığından mikroplar kırılmıyormuş.. Klimalar da hasta ediyor.. Nedendir bilinmez bu havada içerileri 17 dereceye düşürecek kadar soğutuyorlar. Bir de merkezi sistem . Artık şallara sarınıp oturuyoruz. 

Akşam eve gelince internetten memleketimde ne olmuş ne bitmiş bir bakayım dedim.. Kara kışa teslim olmuş meğer.. Sevinen de var şikayet eden de.. 
Elbette soğukta ısınma sorunu olanlar için , evsiz , yurtsuz olanlar için birşeyler yapılmalı.. Baktım hemen bütün şehirlerde belediyeler , valilikler dışarıda kalan vatandaşlar için sıcak yatak ve sıcak yemek imkanları sağlamak için seferber olmuşlar . Bu iyi haber.. Bizler de kendi adımıza kimin elinden tutar bir sıcak aş oluruz ona bakmalıyız değil mi ? Küçük dostları kuşları kedileri de unutmayalım.. Kapanan yollara , tatil olan okullara gelince bunlar olacak elbet.. Sonuçta yağan kar.. Anadolu'nun doğusuna bir bakın .. Orada kışın tamamı kar altında geçiyor.. Hatırlarım , ilkokula giderken Malazgirt (Muş) ta 2 yıl kaldık 3 kış geçirdik. Eylül sonu bir başlardı kar Nisan sonuna kadar toprağı görmezdik.. İlk gittiğimizde okuldaki çocukların kara lastik çizmelerine bir tuhaf bakmıştım. İki gün geçmeden benim deri botlar kar suyunu emince, ayaklarım morarıp şişince iki numara büyük bir kara lastik çizme de bana alınmıştı . İçine iki kat yün çorap ile giyebileyim diye.. Üst üste nasıl giyinilir iyi öğrenmiştik.. Kirpikler nasıl buz tutar, evin gece sabaha kadar donan lavabosuna sabah sobanın üzerindeki kaynayan gugumle nasıl su dökülüp de lavabo açılır orada öğrenmiştim.. ama hiç şikayet etmedik.. Oradaki insanlar da yok yoksuldular ama öyle yaşamaya alışıktılar, hazırlıklı idiler , hiç de sikayet duymadım.. 
Yine 30 yıl önce İstanbul'da öğrenci iken, annanemlerle yaşarken, kışın en soğuk günlerinde soba yanan tek odamızda sobanın üzerine dizdiğimiz portakal kabuklarının kokusunu bu gün gibi hatırlarım.. dedemin sobanın kovasına kömürleri doldurup üzerine bir sanatçı inceliği ile odun parçalarını dizmesini hiç unutamam. öyleki tek kibritte ateş alırdı o kova , hiç tütmeden.. Sobamızın üzerinden bitki çayımız eksik olmazdı.. Ve biz hiç hasta olmazdık.. Sabahın karanlığında Eyüp'un sırtlarından taa Rumeli Hisarüstü'ndeki okuluma gitmek için yola düşer, kara , çamura batarak duraklarda bekler, 3 otobüs değiştirerek okula derse yetişir , hiç de iyi ısınmayan okulumuzun 200 kişilik anfilerinde paltolara, şallara sarılırak dersleri dinler, kantinde içeceğimiz bir bardak çayla ısınırdık.. Ama yine de hiç şikayet etmezdik.. Elimizdeki ile yetinmeyi mi bilirdik acaba.. Ya da neydi bizimkisi?. 

Memur çocuğu olarak Anadolu'da küçük kasabalarda geçti çocukluğum .. Zorlandık ama böyle böyle güçlendik sanırım... Şikayet etmeyi değil çözüm üretmeyi öğrettiler bize... Ve günün birinde öğrenci olarak yurt dışına gittiğimizde de , yıllar sonra dünyanın başka ucunda hayatın farklı zorlukları ile yüzleştiğimizde de şikayet etmedik.. Hep elimizde olanı görüp nasıl çözüm üretiriz ona baktık.. Hamdolsun.... 

Karşıdan her şey hoş geliyor da, size bu rüya şehri Dubai ile ilgili bir küçük bilgi vereyim dostlar.. Bu memleket kış mevsimini bilmiyor ya bu kadar muhteşem mimarlık harikası binalara, lüks alışveriş merkezlerine, 163 katı bulan kule binalarına. her biri 6 seritli otoban yollarina ragmen altyapı sıfır.. Tamamen sıfır.. Burada yağmur az yağar.. ama yağar yılda bir iki kez.. İşte o yağdığı zaman var ya hayat bitmiştir... şöyle durmadan iki saat yağsın evinize gidemessiniz. Çocuklarınız okudan evlerine dönemezler. Her yan göl olur. Caddeler nehire döner. Çünkü gider sistemi yoktur. Kum da suyu çekmez. Hele ki araçlarınızı kum zeminde parkettiyseniz unutun. Artık günlerce oluşan çamur ve bakçıktan kurtaramazsınız.. Kazara bir alt geçide girin çıkamaz suya saplanır kalırsınız.. Ben birkaç yıl önce böyle ani başlayan yağmurda yollardaydım.. Kocaman 4x4 araçların öyle şaşkınlıkla dörtlüleri yakıp otobanın ortasında kaldıklarını gördüm. Ben benim zavallı emektar reno ile sağdan sağdan iki tekerlek kaldırımda eve gelmeyi başarırken millet yollarda suya saplandi kaldı.. Saat 6 da çıktığımız işten gece 10 da eve gelebildik.... İşte bu diyarda da yağmur tatili veriliyor inanın.... 

Sevgili dostlar, Şehrinizde , kasabanızda kar yağıyorsa camın önünde tarhana çorbası içmeyi ihmal etmeyin.. En sevdiğim yemektir karlı günde tarhana çorbası .. 

Şimdilik yağmursuz ama serin bir akşamdan selam ve sevgilerimi gönderiyorum..
Dua ile...Rabbime emanetsiniz,,,

NOT: Ekteki resim Guzelim Bursa'min Uludag yamacindaki evleri ile bir kis manzarasi..

52
0
0
Yorum Yaz