“Mazlumun Gözyaşı, Ebâbil Kuşun Gagasından Atılan Siccilîn Taşl

2013-08-22 10:58:00

 


Günlerden beridir bir yanım yorgun, kırgın , üzgün , diger yanım olması gerektiği gibi ümitvar ve tevekkülde.. 
Son yılların en ızdıraplı günlerine sahne oluyor Ortadoğu coğrafyası… Bunlar ilk ve yeni değil elbet. Son olmasıdır dileğim… 
"Bir insan acı duyabiliyorsa canlıdır. Bir insan başkasının acısını duyabiliyorsa insandır." demis Tolstoy… Acilar derin derin isliyor bu gunlerde…

Sabah sosyal medya paylaşımlarına bakarken Çok kıymetli Kardeşim Uğur Akkafa’nın “Ahirete İmanım olmasaydı, bu Suriye ve Mısır da yaşanan zulümlere üzüntümden aklı dengemi kaybedebilirdim !” sözlerini gördüm.. Evet onaylıyorum.. İyi ki ahiret inancım var ve ADL , adil olan Rabbim elbet günü geldiğinde bütün mazlumların hesabını soracak zalimlerden…

Aslında bu konuda ne yazsam bilemedim.. Bazen olur ya duygular düşünceler kelimelere sığmaz.. Öyle hissettim…
İnsan dediğin varlık öyle güzel yaratılmış , öyle güzel meziyetlerle donatılmış, öyle muhteşem nimetler önüne sunulmuş ki.. Amma…. Evet amma bir nefis var onda.. Bir anda bu en üst vasıflardan “esfeli safilin’ e düşebiliyor… Yani hayvandan da aşağı bir durum…

İşte gözümüzün önünde işlenen katliamlar , zulümler de onu gösteriyor bizlere.. İnsanın aklı almıyor, hiç bir yere sığdıramıyor ki bir insan diğerine bunu nasıl yapabilir…
Ama yapmış, yapmakta… Habil ile Kabil’den bu yana her coğrafyada, toplumda böylesi zulüm olmuş… Tarihler boyu neler görmüş bu yaşlı dünya… Bizlerin hissesine düşenler de bunlar…

Çok değil bundan yirmi sene kadar önce Balkanlarda , Bosna'da , Kosova’da olanları ne çabuk unuttuk.. O zamanın teknolojisi ile ancak elde edilen bilgi telefonlarla idi.. Televizyonlarda doğru dürüst görüntü bile verilemedi.. Katliamdan kurtulanların anlattıkları dehşet verici olayları öylece dinledik.. Bugün gerçeklikleri toplu mezarlarla kanıtlandı, mağdurları halen yaşıyor bütün acıları ile…
Hocalı katliamında yapılanları katliamı yapanlardan bazıları anılarını yazdı da dünya öyle inandı.. Kimler hala o günleri hatırlıyor o coğrafyada yaşıyanlardan, yakınlarını kaybenlerden başka…

Bu yaşlı gezegen son asırda iki büyük dünya savaşı gördü.. Hiroşima’ya atom bombası atıldığında uzaklarda kaç kişinin yüreği yandı , darmadağan oldu o bambanın toz bulutuyla birlikte…

Afrika’da her gün topluca kaç insan ölüyor, ne uğruna nasıl hayatlarını yitiriyor, nasıl hayatta kalma mücadelesi veriyor, nasıl yaşıyorlar … Kaçımız ilgileniyoruz…

Ancak sosyal medya sosyal medya olalı mı arttı duyarlığımız…
Önümüze servis edilen katliam görüntülerini , Uzaktan hedef alınarak , tek kurşunla göğsünden vurulan nur yüzlü , Can Esma’nın o inanılmaz güzel tebessümü içimize işleyince rahatsız oluyoruz… Binlercesi o meydanlarda…
Suriyede kaç zamandır insanlar acımasızca öldürülüyor , biz öylece seyrediyoruz… Ama son çocuk resimleri dağlıyor yüreklerimizi..

Rabbim Rahman … Elbet onlar olabilecekleri en güzel ebedi yaşamı kazandılar… Ya biz geride kalanlar…
Kendimize, halimize , ahvalimize ağlıyorum …

Bütün coğrafyalarda süregiden her türlü zulme dur diyemediğim için , bir duadan fazlasını gönderemediğim için gözyaşlarım.. Rabbimden yardım diliyorum, bu dehşetli asırda imtihanı kolaylaştırması için…

Bu arada bir küçük olay düştü aklıma… Bundan birkaç yıl önce büyük kızım okuldaki coğrafya dersinde Afrika ve doğal zenginliklerini okurken onlara dersle ilgili olarak bir film seyrettirmişler.. Blood diamond – pırlanta madenlerinin ve o yüzden katledilen, orda mahkum olarak çalıştırılan zenci halkın öyküsü ve Afrika üzerine oyunların anlatıldığı bir film… Afrika coğrafyasının gerçeğini gözler önüne seriyor… Kızım eve geldiğinde çok etkilenmişti.. “ Anne dedi ben hayatta pırlanta yüzük falan takmam, hatta pırlanta ile ilgili hiç bir şeye dokunmam.. Onlarda inasanların kanı var… “ Evet dedim çaresizce.. ama büyüdüğü zaman fikri değişir diye düşündüm.. Ne de olsa pırlanta , tek taş falan öyle empoze edilmişki modern dünyada , sembolü olmuş aşkın, evliliğin… Ama fikri değişmedi.. Hatta nefreti iyice arttı… 

“Taşa ,toprağa ,maddeye değerini veren insandır , uğruna insanlara kıyılıyorsa benim için değeri sıfırdır” diye düşünüyor hala… 
Bizler , kaçımız bu sağlam duruşu gösterebiliyoruz? Yaşadığımız rahat, güzel hayatlarda insanların hayatı için nelerden vazgeçebiliyoruz ?
İşte kızımdan aldığım ders şudur; Herşey eğitimdir… Bizler, elleri zulmü durdurmaya eremeyenler, duadan başka yapacak şey bulamayanlar bizim vazifemiz düzgün nesiller yetiştirmektir.. Bu medya, sanal alem, sosyal ortamlar, inanılmaz kültürel yozlaşma, maddiyat alemi, etrafımıza örülmüş duvarlar, her yönden gelen benlik ve bencillik tazyikleri altında önce kendi nefsimizi terbiye etmeli, çalı ve diken dolu arazide yürüyen insan hassasiyetinde, yara almadan yürümeye çalışmalı ve evlatlarımızı dosdoğru , insan gibi insan olarak yetiştirmeye çalışmalıyız ki gelecek kusaklardan ümidimiz olsun.. 

Hala gözümde yaşlar, hala gönlümde hüzün.. ve dilimde bitip tükenmeyen dualarla dünyanın her yerinde zulüm altındaki insanlık için Rabbime münacattayım…

Unutmayalim: 
“Mazlumun Gözyaşı, 
Ebâbil Kuşun Gagasından Atılan Siccilîn Taşları Gibidir. 
Aktığı Her Yeri Yakar. “ 

Seyyid Sâki Hâşimî (k.s)

Ve.............

''Sakin, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor."(İBRÂHÎM 42)

Ey Adl ve Kahhar olan Rabbim
Sen mazlumları zalimlerin zulmünden muhafaza eyle....

Amin !...

Hepiniz Rabbime emanetsiniz..

0
0
0
Yorum Yaz