HER SEY BIR ILK HARAKETLE BASLAR

2009-01-07 06:32:00

 

 

 Yavaş yavaş gün ağırıyor buralarda. Sabahları kızlarım ve eşim birlikte çıkıyorlar evden , epeyi erken ... Daha hava aydınlanmamış oluyor. Onları yolcu ettikten sonra pencereyi açtım, arkalarından bakıp dua ediyorum her sabah. Sabahın serinliği yüzüme çarptı bir an. Yollar yavaş yavaş haraketleniyordu. Henüz sokak lambaları sönmemişti. Daha yarım saat kadar önce sabah namazını kıldıran hocanın sesi yankılanan camide hala ışıklar yanıyordu. Cemaat yeni yeni ayrılıyordu besbelli.

Günün doğusunu seyretmek çok hoşuma gider. Yavaş yavaş havanın aydınlanması yüreğimi ısıtır , bana yeni bir gün için bir enerji yükler, içimi yaşama sevinci ve umutla doldurur.

Yoldan geçen arabaların hala yanan farları, ıslak caddeleri aydınlatıyor. Islak caddeler, evet yağmur yağmişti sabaha karşı. Onun kokusuydu, onun serinliği idi içimi dolduran. Derin bir nefes daha aldım. İşte bu yüzden güneş ışığının hüzmelerini göremiyordum henüz. Yavaş yavaş aydınlık arttıkça ortalığı koca bir grilik kaplıyor. Bir kış sabahına merhaba diyoruz... Gök gri, deniz gri, uçuşan kuşlar gri... Sanki tüm yaşam grileşmiş gibi geldi... Bir hüzün kaplamıştı sanki her yani... Bütün bu hüzne inat, yağmur suyuyla yıkanmış çimenler mis  gibi kokuyorlardı, daha bir canlı , daha bir yeşildiler sanki... Gökyüzünün gözyaşları onların yaşam suyu olmuştu... Ne hassas bir denge vardı her zerrede, her olanda...

Üşüdüm bir an. İçim titredi. Battaniyeme sarıldım , oturdum. Her mevsimde başka güzel, her havada başka anlam taşıyan yeryüzünü seyre daldim...

Serindi üşüyordum ama sarınacak bir battaniyem vardı.. Elimde bir fincan sıcak çay avuçlarımı ısıtıyor , buharı yüzüme vuruyordu. Benden binlerce kilometre uzakta yıkıntıların arasında evsiz, yemeksiz, battaniyesiz, soğuğu bile hissedemeyen , artık açılardan hissizleşmiş , çaresiz insanları düşündüm. Şükredecek ne kadar çok şeyim var benim. Acaba bunların sadece binde birinin şükrünü yerine getirebilirmiyim.

Kurumuş tohumları toprağın derinliklerinde şu yağmur suyuyla dirilten Rabbım elbette ki herşeye kadir, Her olanda bir sebep ve bize dönük bir ders var. Belli ki bir silkinmemiz bir kendimize gelmemiz lazım. Onun için arada bir imtahanımız şiddetleniyor. Bize bu dünyanın geçiciliği, bir sefahat yeri olmadığı, yaşamın anlamı, insanın , insanlığın ne olduğu, elimizdeki nimetlerin ziyadeliği, merhamet, acıma gibi duygular, birlik beraberlik hisleri, kardeşlik ve sevginin önemi hatırlatılıyor. Daha çok Rabbımızı zikrediyor , daha çok okuyor, Daha çok sevgili Peygamberimizin (SAV) hayatını hatırlıyoruz. Bir silkelenip insanlığımızı sorguluyoruz. Bu bile başlı başına ne büyük nimettir değil mi?..


Elbetteki dünya bütün arzuların tecelli mekanı değil. Sebepler var sırlar var, hikmetler var, ve de en mühimi mesuliyetler var. Biz bunların farkına varamıyorsak iste böyle dehşetli zamanlar da aklımızı başımıza toplamamız için birer vesiledir. Boş boş oturup , lüzumlu lüzumsuz konuşup, hayatı ucundan kıyısından zoraki yaşamaya çalışarak, yapılan az amelimizi çokmuş sayarak daha ne kadar devam edebiliriz ki. İşte şimdi silkinme kendine gelme ani... Bu an herşeye yeniden başlayıp doğru dürüst insan olma yolunda bulunma zamani. Herşeye elimiz ermiyor gücümüz yetmiyor olabilir ama kendimizi düzelterek, çocuklarımızdan, eşimizden, konu komşumuzdan başlıyarak sevmeye, değer vermeye, paylaşmaya[1] önemsemeye başlayabiliriz.  

Yoksa sadece gri gökyüzüne bakıp onunla ağlamak , hayıflanıp dertlenmek, dövünmek ama sonra bilidiğini okuyup, gülüp oynamak değildir çözüm.  

Bu şiddetli asırda imtahan ağır tecelli edecek bu bir gerçek. Sabır her an gerekecek... Grinin altından yeşili, sisin ardından gün ışığını görebilmeliyiz. Yağmura bir nimettir deyip şükretmeli, her olanda hikmet vardır deyip tefekkür edebilmeliyiz. 

Yeni güne merhaba diyerek yerimden doğruluyorum artık.


"Doğru dürüst ol hayırdan geri kalma

İncitme kimseyi sakın ah alma

Bunları hep sana söylerim amma

Kendim yapmadıkça yarar mı sağlar

Şu benim halime günahlarım ağlar"

 

diye mırıldanıyorum....

0
0
0
Yorum Yaz