DERVIS VE GUL

2012-10-03 11:09:00
DERVIS VE GUL |  görsel 1

 

 

 

Dergahın kapısı hikmeti arayan herkese açıktı. Dergaha hakikatin peşine düşen herkes kabul ediliyordu. Dergaha geçerli olan incelik; anlatmak istediklerini konuşmadan açıklayabilmekti.

Bir gün dergahın kapısına bir yabancı geldi.

Yabancı kapıda öylece durdu ve bekledi. Bu kapıda sessizce ve sezgiyle buluşmaya inanılıyordu, o yüzden kapıda herhangi bir tokmak. veya zil yoktu.


Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki mürid, kapıda duran yabancıya baktı. Bir selamlaşmadan sonra sözsüz konuşmaları başladı.

Gelen yabancı. dergaha girmek, fikir halkasına dahil olmak, burada kalmak istiyordu.

Kapıyı açan mürid bir ara kayboldu, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla geri döndü ve bu kabı yabancıya uzattı.

Mürid elindeki dolu su kabıyla şunu demek istiyordu:

“Dergahımız yeni bir arayıcıyı kabul edemeyecek kadar doludur.”

Bu durum karşısında yabancı dergah bahçesindeki güllerin yanına gitti, güllerden bir gül yaprağını alarak kabın içindeki suyun üstüne bıraktı.

Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su bir damla dahi taşmamıştı. Bu durumu gören mürid saygıyla eğildi ve kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı.

Hal dili ile şöyle denilmişti:
“Dergahta suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı”.
 
 

0
0
0
Yorum Yaz