COCUGUMUZDAN UTANIR MIYIZ?

2008-06-18 21:35:00

 

Bu sabah internette okuduğum bir yazı beni epeyice düşündürdü. Sizinle paylaşayım dedim.
Olay, üniversiteye hazırlanan bir kız çocuğu ile ailesi , daha doğrusu annesi arasında geçiyor. Geçtiğimiz hafta sonu üniversite sınavları yapıldığı için konu güncel.
Bu genç kızımız dersanelere gittiği ve elinden geldiği kadar çalıştığı halde iki yıl üst üste üniversite sınavında başarılı olamıyor. Ailesi buna çok sert tepki veriyor. Onu suçluyor, bağırıp çağırıyor. Fakat annenin bir sözü çok ilginç; "Beni konu komşuya rezil ettin " diyor; ve de üniversiteyi kazanan komşu ve akraba çocuklarını örnek göstererek kızını aşağılıyor. Sonuçta da kızın puanı sadece açıköğretimi tuttuğu halde "konu komşuya rezil olmamak için" İstanbul Üniversitesini kazandığı yalanı uyduruluyor.
Kayıt zamanı İstanbul'a giderek orda bir akraba yanına kızı yerleştiriyorlar ve orda gerçekten okuyormuş gibi bir senaryoyu yaşamasını istiyorlar.
İşte bu trajikomik hikaye beni gerçekten çok düşündürdü.

Öncelikle konu komşu ne der diye yaşamak nasıl birşeydir? Başkaları beğensin diye birşeyler yapanlar ne büyük ziyandadır, sadece kendilerini aldatmaktadırlar değil mi? Böyle bir insanda karakterden bahsedilebilir mi? Baskalari ........ desinler diye yapmak ne kadar tehlikeli... Nerede Mevlana'nın " Ya olduğun görün , ya da göründüğün gibi ol" veciz sözü?

 Sonra gelelim ikinci aşamaya ; böyle bir ailede yetişmiş olan çocuktan nasıl bir başarı beklenebilir ki! Devamlı aşağılanan , eleştirilen, başkalarının fikirlerinin onunkiden daima daha önemli olduğu öğretilmiş, etrafında yanlış ve hastalıklı rol modelleri bulunan bir genç nasıl ideal sahibi olur? Nasıl bu idealinde başarılı olabilir. Ziyan olacak bir insan ve bir hayat modeli daha iste ...
Bu anne gerçekten kör, burnunun dibini bile görmüyor... Kendini başkalarınca yaşanan hayatların ortasında yitirmiş, gerçeklere gözlerini yummuş, ailesini ve evladını bile bu uğurda heba etmis. Sanki yazılmış bir tiyatro oyununun içinde yaşıyor. Perde kapanıp oyun bittiğinde yüzüne çarpacak gerçek yaşam ile uyanacak elbet , ancak o zaman çok geç olacak.
 
Sevgili Sabri Babamin hanimi  Rahmetli Rana annem ile bir anısı vardır da hep anlatır, bende bir an bile unutmam.
Evlendiği gün evinin kapısından girerken Rana Anneme demiş ki "Bak, Rana” dedim, “şu andan itibaren yeni bir hayat başlıyor. Bundan böyle bu evde ne senin dediğin olacak, ne benim dediğim olacak. Allah’ın ve Peygamberin emirleri neyse o geçerli olacak”.. Bu söz hayatı paylaşabilmenin sırrı bence. Böyle başlayabilen bir yuvada yetişen çocuklar da hep doğruyu ve güzel olanı öğrenirler, asıl sevgiyi, Allah sevgisini, edebi ve çalışkanlığı benimserler. Sonra da elbet kişiliklerine ve ilgi alanlarına göre eğitimlerine devam ederler. Tahsilleri ne olursa olsun yaptıkları iste, edindikleri meslekte de hep başarılı olurlar. Çünki insan gibi insan olurlar. Onlar onlar hakkında kim ne demiş umursamazlar. Zaten onlar için de olumsuz bir yorum kimse yapamaz. Zira Rabbının rahmeti ve koruyuculuğu hep onların üzerindedir. Olabilecek olumsuzlukları ve bazı insanlarım maalesef yapabilecekleri yaraları da böylece kolaylıkla atlatabilirler değil mi?

Sonuçta hızla çocukluktan gençliğe doğru hızla yol alan iki kız evlat sahibi olarak bu durumu epeyce düşündüm. Herhalde benim evlatlarımdan biri bir konuda başarılı olamasa ben hatayı önce kendimde ararım. Evde yolunda gitmeyen neler var onları araştiririm. Evladımın ilgi alanlarını bir daha gözden geçirir, yaptığım yönlendirmelerde bir hatam var mı birdaha bakarım, gelişim ve değişim sırasında biz aile olarak ona nasıl örnek olduk , bir hesaplaşma yaparım , sonra onun bu konu ile ilgili gerçek duygularını öğrenmeye çalışırım diyorum....
 Allah bütün ana babaların yardımcısı olsun ve bizlere gerçekleri görebilecek gözler nasib etsin.

0
0
0
Yorum Yaz