Cilalanmadan nasıl Ayna olacaksın !

2012-11-13 08:33:00
Cilalanmadan nasıl Ayna olacaksın ! |  görsel 1

 

Sevgili Dostlar,
Sabah uyandığınızda kendinizi yine yorgun ve bezgin mi hissediyorsunuz?. Hayatla mücadele etmek sizin üzerinizde ağır bir yük mü oluşturuyor.? Çoğu zaman herşey istediğiniz gibi gitmiyor mu. ? Çok emek ve çaba sarfettiğiniz halde yaptıklarınız istediğiniz sonucu vermiyor mu? İşteki başarınız birileri tarafından engelleniyor mu? Yoksa bütün çabalarınız en yakınınızdakiler tarafından bile takdir edilmiyor mu? Ağır ekonomik prolemleriniz mi var . Kimse sizin fikirlerinizi önemsemiyor sözünüzü dinlemiyor mu? Artık size kimsenin umursamadığını mı düşünüyorsunuz.? Bulunduğunuz yerden uzaklaşmak mı istiyorsunuz.?
 
Evet bütün bunlar günlük yaşamımızda bizi sıklıkla sarıp sarmalayan duygular. Unutmayın bu zorlu yaşam mücadelesinde bunları tek hisseden siz değilsiniz. Hele son yüzyılda bu tür duygu çatışmalarına ve onların insan ruhu ve bedeni üzerinde yaptığı etkiye kısaca stress deyivermişiz.
 
Bu hissedilen baskı bazen öyle ağırlaşıyor ki insan çığlık atarak bağırmak , kaçmak kurtulmak, uyuyup tüm sorunlar hallolduktan sonra uyanmak istiyor.
 
Ancak bütün bu sıkıntı ve baskıdan kurtulmak da mümkün. Çok çetin bir süreç bizi bekliyor gibi gelebilir ama belki de nefes almak kadar kolay olabilir !!!
 
Öncelikle kabul etmemiz gereken en önemli nokta başımıza gelen hiçbirşeyin sebepsiz olmadığı . Belki bütün sorunlar bizden kaynaklanmıyor. Belki en ummadık şekilde belalar bizi buluyor, bazen en sevdiklerimizden en inanılmaz , en acı darbeler geliyor... Ama ne olursa olsun sebepsiz değil !!! En önemli sebep ise dünyanın ve bu dünyadaki yaşamın bir imtihan oluşu... Öyle ya zorluklar olmasa , musibetler olmasa doğru ile yanlış, iyi ile kötü, hak eden ile etmeyen, gerçekten inanan ile inanmayan birbirinden nasıl ayrılacak. Altın ateşe atılmadan ayrışır mı pisliklerinden, anlaşılır mı gerçekten altın olduğu???
 
Bütün bunları bildiğimiz halde , uygulamaya çalıştığımız halde yine de bu yaşam kargaşasında içine düştüğümüz kısır döngüden kurtulamıyorsak, çemberi kırıp ruhumuzda yaşama sevincini ve coşkusunu hissedemiyorsak ; gönül gözümüzün önündeki perdeleri yırtıp atamıyoruz demektir.
 
Demek ki uygulamada birşeyleri değiştirmemiz gerekiyor. Bir yerde biz de yanlış yapıyoruz. Faturayı başkalarına kesmek hep mümkün. Trafikte hızlı giden, hatalı sollayan başkası, iş yerinde hakkımızı vermeyen patron, söz dinlemeyen çocuklar, saygısız ve umursamaz bir aile , bizi arkadan vuran dostlar, bazen ruhumuzu kanatan hatta öldüren darbeler .... Hepsi suçlular. Ya biz??? Biz bir yerlerde yanlış yapıyormuyuz önce ona bakmalıyız ...
 
Her işimizi Allah rızası ile mi yapıyoruz. Yoksa çıkarlarımız doğrultusunda mı? Rabbim dedi diye mi uyguluyoruz dinimizi , yoksa nefsimizin oyununa mı geliyoruz....? İlla ki ısrar ediyor muyuz hep benim istediğim olsun diye ...
 
Madem ki hayatımızdan memnun değiliz. Düzeltmek için kendimizden başlamaya ne dersiniz. Hiç hayatımıza radikal değişiklikler yapmayı denedik mi? Örneğin uyku saatlerimizi , yeme alışkanlıklarımızı, insanlara olan davranışlarımızı değiştirmeyi denedik mi... Ya ibadetlerimizi gözden geçirdik mi. Onlardaki samimiyetimizi sorguladık mı?
 
Bizi yaratan Rabbimizin bizi herkesten çok sevdiğini , Rahman ve Rahim esmaları ile kuşattığını biliyoruz da öyle ise neden dualarımız kabul olmuyor diye üzülebiliyoruz. Dua etmeyi kısmet eden Rabbim bütün duaların kabul olduğunu da müjdeliyor. Sadece zamanı gelmeli. O zaman bu umutsuzluk, moralsizlik, üzüntü, stress niye?
 
Gelin derin bir nefes alalım ve hayatımızı küçük değişiklikler ile stressten ve dertlerden temizleyip arındıralım. Güne erken başlayalım. Sabah ezanının sesi ile kalkıp Allah’imiza bize yeni bir güne daha uyanmayı nasip ettiği için şükredelim önce. Sonra Bizim için yarattığı dünya ve emrimize verdiği bütün mahlukat için şükredelim. Bakın o maneviyattaki yükselme ve iç huzuru ile güne başlamak bizi nasıl güçlü kılacak. Sonra kabul olacağı Rabbim tarafından vaad edimiş olan dualarımızı büyük bir huşu ve inanç ile edelim. Rabbimin indinde imkansız yok. O ol derse olur. Sonra her işte her ilişkide hep iyi için çaba sarfedelim ama inat etmeyelim. Rabbimden hayırlısını isteyelim. Hele ki ben yaptım ben başardım hiç demeyelim. Rabbim nasip etti oldu. Ya da hayırlı değilmiş olmadı diyelim... İnsanlara gülümseyelim. Unutmayalım ki en kolay sadaka gülümsemektir. Alçakgönüllü ama vakur ve adaletli olalım. Namaz vakitlerimizi geçirmeyelim. Mümkün mertbe mescitlerde eda edip cemaat ruhundan ve sevabından faydalanalım. Akşamları erken yatıp uykumuzu tam olarak alalım. Elimizden geldiğince; ya yatmadan önce ya da gece kalkarak gece namazı kılalım. Gecenin sessizliğinde , bütün gözlerden ve riyadan uzak kılınan gece namazı nafile ibadetlerin en hayırlısı değil midir.?? O vakitte yapılacak duaların kabulü için kesin vaad ve müjde vardır. Her güne bir zikrimiz ve duamız olsun. Rabbim ihlasla işte kulum vereyim diyor. Sadece ve sadece ondan isteyelim. Hemde gönlümüz ferah ve inanmış olarak isteyelim.
 
Evimize girerken ailemizi selamlayarak girelim. Onlar olumsuzluklarına devam etseler de göreceğiz ki bir süre sonra bizdeki huzur ve pozitif enerji onlara da geçecektir. Mutluluk bulaşıcıdır ama stres ve mutsuzluk da bulaşıcıdır unutmayalım.
 
Üstelik bu dünya hayatının o sonsuz ahiret yaşamına göre sadece bir an nisbetinde olduğu hatırlanacak olursa hangi sıkıntının önemi kalır ki?
 
Rabbim her daim , her an bizimle ve yaptıklarımızladır. Her anın değerini verebilmek nasib olsun inşaallah.
 
Sözlerimizi Mevlana'dan bir nasihat ile bitirelim :
Sabırlı ol!
Nazik ve tahammülsüz olma,
Balçık gibi gevşek bir halde bulunma,
Her zahmete her mesakkete kızar, kinlenirsen,
Cilalanmadan nasıl Ayna olacaksın !
 
Hayırlı Gunler,
Sonsuz sevgi ve dua ile....

0
0
0
Yorum Yaz