BU SABAH YENIDEN BASLAMAK
Pazartesi, Kasım 12, 2007 -Kategori: TEFEKKUR

Yok yok , aslında bu eve ilk adım attığım günden beri penceremin önünde uzanan bu muhteşem tablo her an şükür ve tefekkür içinde bulunmam için vesile oldu… Yine de bir süre sonra önümüzde yükselmesi beklenen inşaat herhalde bu günümün kıymetini daha iyi anlamama sebep oluyor.
Geçen yıl şiddetli bir göz enfeksiyonu ile doktorun kapısına dayandığımda da benzer şeyler hissetmiştim. Doktor bir saati geçen muayene sonucunda;” Nerdeyse gözü kaybediyormuşuz, şu anda görmenizde yüzde otuz kayıp var.” dediğinde gözlükle bile görebilmenin ne büyük bir nimet olduğunu kendime itiraf etmiştim. O her zaman dilimizden düşmeyen “Allahım verdiğin sağlık ve afiyet için şükürler olsun” sözlerinin gerçekten de içimiz titriyerek, anlamına vararak, gönülden ve her an yeniden söylenmesi gerektiğini anca idrak etmiştim… Duanın ve şükürün sadece dilde değil her an gönülde olması gerektiğini anlamıştım… Bir yılı aşkındır süren tedavi sonucu her gün bir parça geri kazanılan sağlık ise her an şükür etmeye vesile oluyor. Aslında bu bile ne büyük nimettir... değil mi?
Etrafımızı saran nimetler ne kadar çok… Aslında ne kadar zengin olduğumuzun farkında değiliz. Kaybettiğimiz sağlığımızı , bir gözümüzü , ya da organımızı hangi maddi servet geri getirebilir ki?.
Evet maalesef çoğu zaman Rabbımızın bize sunduğu o muhteşem güzelliklerin, sayısız nimetlerin, sağlığın, gönül zenginliğinin, gözlerimizin önün bulunan ve her biri inanılmaz ibretler içeren , sayılamayacak kadar çok çeşitli türleri bulunan bitki ve hayvanlar aleminin farkında olamıyoruz… Günlük hayat dediğimiz koşuşturma bizi kendi ellerimizle inşaa ettiğimiz bir hapisanenin içine kapatıyor.. Kısıtlanıyor, bunalıyoruz.. kapasitemizin, zenginliğimiz farkında bile olamadan, kısır çekişmeler, basit ihtiyaçlar, başkalarının hayatları, sonuçta bize fayda sağlamayan işler içinde mücadele edip duruyoruz.. Aslında bu günlük koşuşturma içindeyken hapisane avlusunda
Bu dünya hayatı geçici, biz ise gelip geçen yolcularız.. İnsan bir geceliğine konakladığı otel odası ne denli lüks olursa olsun hiçbir eşyasını sahiplenip , sırtlanıp götürmeye kalkar mi, gönlünü oraya bağlar mi?
Balkonun demirlerinden hızla havalanan kuşlara takıldı gözlerim. Dün sabah deniz kıyısında yürüyüş yaparken sürü halinda yüzen balıkları seyretmiştim dakikalarca.. Deniz altı ise bambaşka bir dünya.. daha adını bile duymadığımız görmediğimiz milyonlarca tür var… Ya ayaklarımızla basıp geçtiğimiz çimenlerin toprağın altındaki canlı hayat.. Her birinin bir varoluş sebebi var. Bir türü yok ettiğinizde tüm denge bozuluyor.. Geçen yıl kuş gribi var diye yok edilen kanatlı hayvanlardan sonra kene vakalarında nasıl da artış oldu. Çünkü tavuklar ve kanatlılar keneleri avliyorlarmıs… Hiç bir zerre boş ve sebepsiz yaratılmamış…
Bu muhteşem denge ve duzen içinde ya bizim yerimiz… Rabbım bizi insan olarak yaratarak en büyük şerefi vermis. Şimdi o şerefe layık olabilmek için ne yapıyoruz.. ? İnsanlığımızı nerede nasıl kullanıyoruz..? Neyin ne kadar farkındayız? Farkındalığımızı arttırmak için neler yapıyoruz.. Kendimizi geliştirmek, bahsedilen kapasiteyi hakkıyla kullanmak için bir çabamız var mı? Önümüzde uzanan sonsuz nimetlerin şükrünü edebiliyor muyuz? Etrafınıza bir bakın; her ailede bir en umutsuz durumdayken kurtulan, yeniden hayata sarılıp başarıya ulaşan bir insanın öyküsü vardır.. Biz içimizdeki cevheri keşfedebildik mi?
Bir insan; bu çocuk uyumsuz , okuyamaz dendiği halde büyük bir bilim adamı olabiliyor. Bir başkası; iflas etti, battı denirken tekrar düştüğü noktadan kalkıp dimdik iş hayatında başarıya koşabiliyor. Bir bakıyorsunuz bir kazadan sonra artık yürüyemez denilen kişi takma bacağı ile maraton koşabiliyor. Sağır olan birisi inanılmaz besteler yapabiliyor. Gözleri görmeyen ve elleri olmayan bir genç, ağzıyla tuttuğu fırçasıyla harika resimler yapıyor.. Bizi tutan , başarıdan alıkoyan, şükürsüzlüğümüze sebep olan nedir peki ?
Gönül gözümüzü açalım güzelliklere.. Rabbımızın nimetleri sınırsız. Elimizde öyle bir cevher var ki işlenmeyi bekliyor… Sadece karar verip başlıyacağız bugün.. Gülümseyerek başlıyalım.. Şükrederek herşeye.. Geçmişteki başarısızlıklara , sevgisizliklere, aldığımız darbelere yanmayı bırakalım. Geçmişi düzeltemeyiz.. Gelecekte kaybetmemiz muhtemel şeyleri düşünerek, başımıza gelebilecek olumsuzlukların ihtimallerinden cekinerek , yada olamıyacak şeylerin hayellerine kapılarak zamanımızı öldürmeyelim. Gelecek bilinemez.. Şu andan başlayalım. Ve şu an ne yapıyorsak en iyisini yapalım. Ve tek bir an unutmayalım ki her olanda bir hayır vardır. Şükür ve teffekür içinde olalım.
Şimdi benim için de bu harika manzaraya ve tertemiz havaya veda zamani. Günün yapılması gereken işleri beni bekliyor. Az sonra şehrin sokaklarında koşuşturan insanlar arasına karışacağım inşaallah. Her baktığımda güzeli görmeye çalışacağım, ilk selami veren ben olmaya gayret edeceğim, İçim daraldığında şikayet değil, şükür etmeyi deniyeceğim.. Allah yardımcımız olsun … Rabbım bütün insan kardeşlerime ve bana gerçekleri görecek gözler nasip etsin.
<%EntryCommentCount%> yorum yazılmıştır