MEMLEKETIMDE KIS

2015-01-06 19:51:00
MEMLEKETIMDE KIS |  görsel 1

Memleketimin pek çok yeri kar altında.. kar olmayan yerlerde soğuk hüküm sürüyor.. Biz burada gündüz 25 , gece 15 derecede nezle olmuş papatya çayına halen talim ediyoruz... Bu gün ofiste bir arkadaş hatırlattı.. Kış olmadığından mikroplar kırılmıyormuş.. Klimalar da hasta ediyor.. Nedendir bilinmez bu havada içerileri 17 dereceye düşürecek kadar soğutuyorlar. Bir de merkezi sistem . Artık şallara sarınıp oturuyoruz.  Akşam eve gelince internetten memleketimde ne olmuş ne bitmiş bir bakayım dedim.. Kara kışa teslim olmuş meğer.. Sevinen de var şikayet eden de..  Elbette soğukta ısınma sorunu olanlar için , evsiz , yurtsuz olanlar için birşeyler yapılmalı.. Baktım hemen bütün şehirlerde belediyeler , valilikler dışarıda kalan vatandaşlar için sıcak yatak ve sıcak yemek imkanları sağlamak için seferber olmuşlar . Bu iyi haber.. Bizler de kendi adımıza kimin elinden tutar bir sıcak aş oluruz ona bakmalıyız değil mi ? Küçük dostları kuşları kedileri de unutmayalım.. Kapanan yollara , tatil olan okullara gelince bunlar olacak elbet.. Sonuçta yağan kar.. Anadolu'nun doğusuna bir bakın .. Orada kışın tamamı kar altında geçiyor.. Hatırlarım , ilkokula giderken Malazgirt (Muş) ta 2 yıl kaldık 3 kış geçirdik. Eylül sonu bir başlardı kar Nisan sonuna kadar toprağı görmezdik.. İlk gittiğimizde okuldaki çocukların kara lastik çizmelerine bir tuhaf bakmıştım. İki gün geçmeden benim deri botlar kar suyunu emince, ayaklarım morarıp şişince iki numara büyük bir kara lastik çizme de bana alınmıştı . İçine iki kat yün çorap ile giyebileyim diye.. Üst üste nasıl giyinilir iyi öğrenmiştik.. Kirpikler nasıl buz tutar, evin gece sabaha kadar donan lavabosuna sabah sobanın üzerindeki kaynayan gugumle nasıl su dökülüp... Devamı

ISRAFA DAIR

2015-01-05 18:25:00
ISRAFA DAIR |  görsel 1

Hekimoğlu İsmail israfa dair yazmış... okuyalim... Birkaç sene evvel beni bir yere davet ettiler. Yeni açılan bir müesseseymiş. “Ağabey, hem gel misafirimiz ol hem de konferans ver.” dediler. Hanım ve kızım da “Gidelim, hava değişikliği iyi gelir.” deyince, onları üzmemek için gittim. Konforlu odalar, bir yanda yemyeşil tepeler, bir yanda deniz, insanlar kırlarda, bahçelerde hoplayıp zıplıyor, çeşit çeşit yemekler… Orası belki bazıları için cennet gibi bir yerdi. Amma ben yaşadığım huzursuzluğu anlatamam. Âlem-i İslam kan ağlarken sefa sürmek olur mu? Maddî ve manevî âlemleri bilmenin, anlamanın ne kadar ıstırap verdiğini o zaman anladım. Demek ki bilmeyen çekmez. Bilen çeker. Cehenneme giden yol öyle süslenmiş ki aldanmamak çok zor. “Canım helal dairedeyiz, haram bunun neresinde?” deniyor amma, bir tabakta beş çeşit tatlı; bir dilim yeniyor, geri kalan çöpe… Helal bunun neresinde? Şeytana uymamak, insanın en büyük başarısıdır. Bu başarının karşılığı cennettir. Bu mükâfat veresiye olduğu için pek çok kimse peşin zevki tercih ediyor… Bu düşünceler beni hasta etti… Kızıma dedim ki, “Aman evladım, israfın olduğu yerde deccaliyet hüküm sürüyor demektir. Deccalin cennetinde ne işimiz var? Lütfen beni evime götürünüz…” Böylece evimize döndük. Bediüzzaman Hazretleri’ni ziyaret ettiğimizde buyurmuştu ki, “Öyle bir hayat yaşayın ki, hapisteyken evi aramayasınız.” Yani zengin de olsanız, fakir gibi yaşayın demişti. Kıymetli olan maddî rahatlık değil, manevî rahatlıktır. İç huzurumuzu temin etmek için lüzumsuz harcamalar yapmaya gerek yoktur. Bu sebepten çok zengin olan... Devamı

Miladi bir Yılın son günü... Muhasebe günü

2014-12-31 12:00:00
Miladi bir Yılın son günü... Muhasebe günü |  görsel 1

Miladi bir Yılın son günü... Muhasebe günü İyi bir insan mıydınız? Bu yıl içinde bir yere bağış yaptınız mı? Bir hayır kurumunda gönüllü çalıştınız mı? Kimsesiz bir çocukla ilgilendiniz mi? Kan verdiniz mi? Fırında askıya ekmek bıraktınız mı? En yakındaki (özel olmayan) okula gidip müdüre fakir bir veya daha çok öğrencinin ihtiyacını gidermek istediğinizi söylediniz mi? *** İyi bir komşu muydunuz? Apartmanda oturanlarla tanıştınız mı? Selamlaşıyor musunuz? Günaydın derken gülümsüyor musunuz? Komşunuzun oğluna/kızına bedava İngilizce ders verdiniz mi? Yan taraftaki yaşlı ve yalnız teyzeye bir demet çiçek alıp götürdünüz mü? Kapısının önüne koyduğu çöpünü alıp attınız mı? Aşure günü aşure yapıp komşulara dağıttınız mı? Mahalleye bir ağaç diktiniz mi? Bir ağacın kesilmemesi için didindiniz mi? *** İyi bir anne miydiniz? Oğlunuzun sevmediğiniz karısını sevmeye çalıştınız mı? Kızınızın derdini içtenlikle dinlediniz mi? Yaptıkları işlerle hiç adam gibi ilgilendiniz mi? Ofislerine hiç gittiniz mi? Okudukları kitapları siz de okudunuz mu? Beraber bir hobi edindiniz mi? Aşk acısı çekerken “aman çok gençsin, değmez” klişesi dışında bir laf edebildiniz mi? O günlerinde yanında olabildiniz mi? *** İyi bir evlat mıydınız? Annenizi ve onun bir arkadaşını beraber iyi bir tatile yolladınız mı? Ona bir gün de damatsız/gelinsiz gittiniz mi? Hasta olana kadar beklemeden bir arada yaşamayı hiç düşündünüz mü? “Niye daha sık gelmiyorsun?” diye sitem ettiğinde öfkeyle bahane saymak yerine “haklısın anneciğim” dediniz mi? 60’ından sonra ona araba kullanmayı öğretmeyi içtenlikle teklif e... Devamı

Hayat delice değil, dikkatlice yaşamak içindir…/ Selim Gündüzalp

2014-11-28 07:36:00
Hayat delice değil, dikkatlice yaşamak içindir…/ Selim Gündüzalp |  görsel 1

Bir öğretmenin çok güzel bir itirafı vardır, severim: “Hocalarımdan çok şey öğrendim, arkadaşlarımdan da. Ama en fazla öğrencilerimden öğrendim” der. ...  Hayatın karşısına bir öğrenci gibi çıkmak, bize çok dersler aldıracak. Bir Allah dostu, “Seni Allah’ım, nerede bulabilirim?” diye soruyor. Kalbine bir ilham düşüyor birden: “Eğer beni arıyorsan, zaten bulmuşsun demektir.” diyor. Hayatı güzel yaşamanın şartı, sadeliktir, duruluktur. Bunun da sonucu, ruhun huzurudur. Kendi hayatının katili olmadan, yaşadığı hayatın öğrencisi olmak için hızlı akışa “Dur!” demek zorundadır insan. Ne kadar kıymetli olduğunu anlamak istiyorsan hayatın, aldığın bir nefesi içinde tut, kolundaki saate bak. Bakalım kaç dakika dayanabiliyorsun nefessiz kalmaya… Düşün ki, beden için bu böyleyse, ruh için de, Allah’tan uzak yaşamak, O’nun eserlerine bakmadan yaşamak, aynen nefessiz kalmak gibidir işte… Evet… Olduğun gibi ol, olman gerektiği gibi ol; gerisini Allah’a bırak. Sen ne kadar safî isen, sadelik içindeysen, kâinatı da o temiz aynanda, aynı sadelik ve güzellik içinde göreceksin. Her doğan gün, insan için yeni bir hayattır. Günü öldürmeye değil; günü güldürmeye, günde güller açtırmaya var mısınız? Kalbimiz Allah’a yakın oldu mu, kederden ve dertten de uzak oluyor. Herkesin aradığı, elimizde, önümüzde… Câhil mal arar; akıl sahibi ise, kemâl arar. Niye kaçıralım ki bu güzelliği, bu fırsatı? Hayat delice değil, dikkatlice yaşamak içindir… ... Devamı

Seni mutlu edecek öğeleri dışında değil, kendi içinde ara!

2014-11-20 21:08:00
Seni mutlu edecek öğeleri dışında değil, kendi içinde ara! |  görsel 1

Sabah gezintisine çıkan bir ülkenin sultanı yolda bir dilenciye rastlar. "Dile benden ne dilersen" der. Dilenci güler ve "Dileğimi gerçekleştirebilecekmiş gibi soruyorsunuz." diye yanıtlar. Sultan : - Pek tabii her dediğini yerine getirebilirim. Sen söyle , ne istiyorsun? diye sorar. - Söz vermeden önce iki kez düşünün sultanım. Sultan bastırır: -Ne istersen verebilirim.Yerine getiremeyeceğim hiçbir dileğin olamaz. Bunun üzerine dilenci, çanağını uzatır: - Şu çanağı herhangi bir şeyle doldurabilir misiniz? diye sorar. Sultan kahkaha atar ve çanağın altınla doldurulmasını emreder.Çanak dolup taşmakta ama anında boşalmaktadır.Altınlar buhar olup uçmaktadır sanki. Giderek pırlantalar, elmaslar, yakutlar akıtılır çanağa. Ne var ki çanağın dibi yoktur sanki. Atılanları yer yutar. Sultan yenik düşmüştür. Dilenciye sorar: - Tamam, sen kazandın, dileğini yerine getiremedim ama ne olur bana çanağın neden yapılmış olduğunu söyle. - Çok basit, diye yanıtlar dilenci. İnsan nefsinden yapılmıştır. Yani insanın arzu ve isteklerinden. Doymak bilmez oluşu bundandır.İstek nedir ki! İstek ulaşılana kadar, belli bir süre heyecen veren bir duygudur. Para istersin...güzel bir ev istersin...bir eş istersin! Tek tek her birini elde ettiğinde, tümü anlamını yitirir.Çünkü istek, onu elde ettiğinde sönüp gitmiştir.Yine boşluğa düşer, yeni bir istek yaratmak zorunda kalırsın.Bir istekten bir diğerine çırpınıp durursun. Amacına ulaşır ulaşmaz bir yenisini yaratırsın. İstek doyumsuzluk uyandırır ve giderek gerçek bir dilenci gibi olursun.İsteğin bu yönünü kavradığında hayatının dönüm noktasındasın demektir. Bu gerçeği bir kez kavrarsan yaşantın değişir. Seni mutlu edecek öğeleri dışında... Devamı

Her olayın dili insana bir hikmeti söyler.

2014-11-16 20:35:00
Her olayın dili insana bir hikmeti söyler. |  görsel 1

Kalbe gelen bazen lüzumsuz, bazen zararlı düşünceleri çi­karmak, bazı insanlara son derece güç gibi görünür. Aslında, bu güçlüğün nedeni o kalpte aşkın olmamasındandır. Bir insanın kalbi ilâhi aşkla dolarsa, gördüğü her zerrede Hak’kı müşahede etmeye başlarsa, ne yana bakarsa baksın, orada Allah’ın vec­hini müşahede ederse, her şey kolaylaşır. Bir tasavvuf şairi, “in­sanda görecek göz, işitecek kulak, hissedecek kalp varsa, her zerre onu Hak’ka ulaştıracak, visâle kavuşturacak bir Cebrail gibidir” diyor. Edep, hayâ her yerde, Allah’ın huzu­runda olduğunun bilincinde olmaktır. Lâilâhe illâllah sırrına maz­har olanlar, tevhide ulaşanlar, kendilerinden çıkmış, muratsız kalmış kimseler Allah’ın velileridir. Onlar için korku ve hüzün yoktur. Korku, nefsinden soyunamayanlardadır. Tâhâ süresi 114. ayetinde Allah, sevgili peygamberine, “Benim ilmimi arttır de” buyuruyor. Mânevî rızk için kanâat olmaz. Sarf olundukça meydana çıkar. Artar ama eksilmez. Allah’ın hazinesi kulun hazinesi gibi değildir. İlâhi tecelliye nihayet yoktur. Önemli olan nefsimizden kalbimize sefer edebilmek, Yunus’un dediği gibi, “Bir siz dahi sizde bulun benim bende bulduğumu” hâlini yaşayabilmektir. Kâl’den hâl’e geçtiğimizde fetih başlar. Ancak tahkike erenler, hakikate vasıl olurlar. O, bize şah damarımız­dan daha yakındır. Nefsimize uyup, boş şeylerle vakit geçirmek, kendimize yapacağımız ihanetten başka nedir? Biz O’nu bilmek, bulmak, O’na ulaşmak için gönderilmedik mi? Aslî görevimiz bu değil mi? Biz kendimizi bilince, Allah’ın ilmi meydana çıkar. Nef­sini bilen Rabbını ... Devamı

Karanlığın en koyu olduğu yerde... şafak

2014-11-08 04:02:00
 Karanlığın en koyu olduğu yerde... şafak |  görsel 1

Ve Sabah namazı kılınıyor.. Ayet ayet yükseliyor arşa ... ne büyük huzur, ne büyük coşku... Kainat uyanıyor dünyanın bu yüzünde..  Alemlerin Rabbine hamdolsun.. Az sonra gün ışıkları süzülmeye başlayacak.... karanlığın en koyu olduğu yerde... şafak sökecek.... Ey Rabbim ! Dünyayı Güneş ile aydınlattığın gibi hiç akstamadan her sabah, bizlerin gönüllerimizi de nurunla aydınlat.. Bütün mahklukatı uyandırdığın gibi uykusundan, bizlerin ruhlarımızı da dirilt yeni baştan..Semaya yükselen Kur'an Ayetleri gibi Ruhumuzdan da yükselsin münacatlar... Az sonra gün ışığının sarıp sarmalamaya başlıyacağı gibi yeryüzünü. Rahmetin de sarsın bizleri.. Havadaki serinlik gibi serinlet yüreklerimizi... Bu gecenin en koyu anında nebadatın üzerine yağdirdigin çiğ damları gibi konsun umutlar yüreklerimize, damla damla... Şu an denizin olduğu kadar sakin ve dingin olsun ruhumuz... Artık yerinden doğrulmaya başlayan ve az sonra dünyadaki en muhteşem uçuşlarını gerceklestirmeye hazirlanan kuşlar gibi eminiz ki , her koyu karanlığın ardı aydınlık olacaktır.. En büyük aydınlığa , nura ve müjdeye ebedi hayatımıza gözümüzü açtığımız anda kavuştur bizi Ya RAB ! Ey geceyi ve gündüzü, karanlığı ve aydınlığı, iyiliği ve kötülüğü, azı ve çoğu, sevinci uzuntuyu, siyahi ve beyazı yaratan Rabbim, bize herşeyi zıddıyla gösteren ve farkettiren Rabbim, bizleri ikilemlerde bırakma, her zaman doğrunun Hakk'in ve Rızanın yolunda olanlardan eyle... Artık gün doğumunu seyretme vaktidir.. Yeni gün hayırlara vesile olsun...şerlerdeki hayır ve hikmetleri de görebilmemize vesile olsun.. Nefret dilini değil sevgi dilini kullanmamıza vesile olsun..  İnşirah olsun..  Sekine olsun..  Fark... Devamı

Rıza kapısına varmak için...

2014-11-06 18:24:00
Rıza kapısına varmak için... |  görsel 1

Dünya hayatındaki imtihanımızda bazen olmayacak olaylar üst üste geliyor, her yönden etrafımız sarılmış gibi hissedebiliyoruz.. Bu son günlerde bizde de çok ilginç şeyler oldu diyebilirim.. Ama her ne ise çözümsüz hiç birşey yok, elhamdülillah.. Bir şekilde yoluna giriyor..  Cok kiymetli Sabri Baba'nın çok sevdiğim ve hep kendime tekrarladığım bir sözü var. "Önemli olan basınıza gelen olaylar değil , olaylar karşısında takındığınız tavırlardır" der.  Hakikatten de insan olanın başına herşey gelebiliyor.. Ama herşey.. İnsanın hayatı yarım asıra yaklaştıkça bunu daha net anlıyor.. Ama iyi ki iman var.. İyi ki Rabbim bize imanı nasip etmiş. Yoksa şu kısacık dünya hayatının keşmekeşinde yitip gidenlerden olabilirdik pek ala.. Bu tempoda amaçsızca oradan oraya koşuşturan adına hayat denilen süreyi öylesine nasıl geçtiğini anlamadan tuketip gitmek.. Biliyormusunuz bu çok acı.. Tükenmişlik duygusu ve amaçsızlık.. Bugünlerde haberleştiğim farklı arkadaşlarımdan hep benzer şeyleri dinledim.. Üzüldüm çok.. sonra döndüm kendime baktım.. Geçip giden zaman baktım.. Harcanmış gibi görünen zamana.. Ama farkettim ki harcanan birşey yok. Hepsi kazanım. İnsan olma yolunda birer kaldırım taşı olmuş her biri.. İster hayal kırıklığı olsun, ister zorluklarla uğraşma, ister insanlardan gelen umulmadık davranışlar, kırgınlıklar, ister maddi zorluklar, başarı yada başarısızlıklar... Hiç birinin hiç önemi yok aslında.. Tek önemli olan "Rabbim bizden razı mıdır?" sorusunun cevabı .. o kadar.. İnşaAllah her bir olayda Rabbimin razı olacağı şekilde davranabilelim.. Sadece üzüntüde, şaşkınlıklarda, kırgınlıklarda değil, mutlulukta, başarıda, sevinçlerde ve coşkularda da itidalli davranmayı elden bırakmayalım... Devamı

Hostur Bana Senden Gelen....

2014-11-04 18:29:00
Hostur Bana Senden Gelen.... |  görsel 1

Bazen derinden hissediyorum ki bu dünya hayatının ve yaşamın gizi olan imtihanımız zaman zaman şiddetleniyor. Öyle ya, her zaman güllük gülistanlık değil yaşam. Yorgunluklar bazen had safhaya varıyor. İnsanın tahammül gücü azalıyor böyle zamanlarda . Normal akış içinde etkilenmeyeceği olaylara bile daha hassas yaklaşıyor. Düşünceleri ile hisleri daha bir birbirine karışıyor. Sağlıklı analiz yapamadığından duygusal davranıyor pekçok konuda. Bazen belki boğazına bir yumruk oturuyor. Her andan daha çok desteğe ihtiyaç duyuyor. Ancak kendini güçsüz ve yalnız hissettiği bu anlarda her kim olursa olsun , ne denirse densin iç huzurunu geri döndürecek olan yine de kendisi oluyor. İşte bu noktada iman gücü en büyük yardımcı olarak ortaya çıkıyor… Eğer dert, sorun, kırgınlık her ne ise Allah ‘a sığınabiliyorsak ve sadece ondan yardım umuyorsak , yardım hiç umulmadık kadar net bir şekilde geliyor. Ancak burdaki ince nokta şu ki; vuku bulan olaylar ve sonuçlar bizim için hayırlı olanlardır deyip ona inanabilmek. Bir sevgili dostum hatırlattı geçen gün Kehf süresindeki Hz. Musa ile Hızır aleyişselamın kıssasını. Ne de güzel açıklar o kıssa bizim olaylara bakış açımızın zahiri olduğunu. Herşeyi tek boyutlu değerlendirdiğimizi. Oysa bir bilebilsek olayların altında yatan sırları , gerçek sebepleri ve doğurabileceği sonuçları. Burada Rabbimize tam teslimiyet bütün kapıları açan anahtar değil mi:? Zaman zaman, herşeyi başarabildiğimizi, kontrolü elimize aldığımızı ve yaşamımızı yönlendirebildiğimizi, yeteri olgunlağa eriştiğimizi sanırken nasıl da nefsimizin eline düşüveriyoruz aslında… Epey önceleri bir küçük hikaye okumuştum; bir gururlu kendini beğenmiş sinek varmış , zerre... Devamı

Günümüz insanı neden yalnız?

2014-11-02 21:13:00
Günümüz insanı neden yalnız? |  görsel 1

Günümüz insanı neden yalnız? Gözü mükemmelde olduğu için değil mi?   Sanki kendimiz kusursuzmuşuz gibi. Kendi kusurumuzu görmekte kör, başkalarının kusurunu görmekte gözlerimiz radar gibi çalışıyor. Övünüyoruz “Gözümden bir şey kaçmaz.” diye. Oysa iyi bir şey değil. Hata bulmayı, laf yetiştirmeyi, eleştirmeyi, söz altında kalmamayı bir erdem zannediyoruz. Herkes değişsin ve bizim kafamızdaki kalıplara uysun istiyoruz. Uymayanı hemen hayatımızdan silmek istiyoruz. Oysa Rabbimiz gözlerimize kapak yapmış, görmememiz gerekenler olduğunda kapatalım diye. İnsanları hataları ile kabullenip, sevemiyoruz. "İdare etmek" diye bir deyim var. Şimdilerde internette dalgası geçilen. İdare etmek, insan ilişkilerinde çok önemli bir meziyettir. Şimdiki neslin pek bilmediği bir erdem. “Biz neleri idare ettik!”diye övünürdü yaşlılar. Eskiden hatalar görmezden gelinir, örtbas edilir, herkes birbirini idare ederdi. Karı koca birbirini, komşu komşuyu, akraba akrabayı, kayınvalide gelini… İdare etmek “aptallık” gibi görünüyor artık. “İdare edemem” diye bağırıyor reklamlarda kadın, eskiyen eşyaları için. Beynimizde dönüyor dönüyor dönüyor…“İdare edemem” sloganı. Bir tek eşyaları değil, hiçbir şeyi idare edemiyoruz. Varlığı idare edemiyoruz, yokluğu idare edemiyoruz. İDARE ETMEK BİR SANATTIR "İdare etmek" bir sanattır aslında. El sanatlarının pek çoğunu kaybettiğimiz gibi akıl sanatlarının çoğunu da kaybettik. Beynimiz de makineleşti. Zeki insan çok; ama akıllı insan az. Yeni nesil çocuklar çok zeki; ama çoğu aptal. “Şimdiki çocuklar çok zeki.”diye övünüyoruz. Evet bu zeki ... Devamı

Sevginin Işığı

2014-10-28 04:29:00
Sevginin Işığı |  görsel 1

Sevgili Dostlar Şimdi aşağıda neredeyse yüz yıl öncesinden bir mektup ve bir hatıra var... Duygulanarak, gözlerim buğulu okudum.. Bizlerde de bir iz birakacagini dusunuyor izninizle paylaşıyorum..... 1926 Yılında rahmetli dedem Muhlis Gülgör, nişan gecesinin ertesinde anneanneme resmini gördüğünüz bir çift lamba ile birlikte aşağıdaki mektubu göndermiş. Muhterem Şefika Hanım Lamba aydınlık demek. Aydınlıksa mutluluk demek. Size bir ömür boyu mutlu bir evlilik vadediyorum. Lambaların üzerindeki bahar dalları kadar taze kalacak size olan sevgim. Bahar dallarının üzerindeki kuşlar kadar hür ve huzur dolu bir hayatınız olacak benimle birlikte. Bu lambaları size olan hislerimin sembolü olarak muhafaza ediniz lütfen, Saygılarımla. Anneannem Şefika Hanım ise dedeme bir çift bardak göndererek şöyle bir cevap yazmış. Muhterem Muhlis Beyefendi Mektubunuza ve benim için çok değerli olan hediyenize çok teşekkür ederim. Bende size bir çift mavi bardak gönderiyorum. Mavi sadakatin rengidir. Bardakların biri içini göstermez, dışa kapalıdır. Evlilikler acı ve tatlı sürprizlerle doludur. Evliliğimiz süresince yaşayacağımız sıkıntıları ve aile sırlarımızı tıpkı bu içini göstermeyen bardak gibi içimde saklayacağım. Diğer bardak ise billur gibidir, içini gösterir. Sevinçlerimizi, güzellikleri ve mutluluklarımızı ise bu bardağa koyacağım ki herkesle paylaşabilelim diye. Size huzurlu ve saadet dolu bir evlilik yaşatmak için elimden gelen her şeyi yapacağıma emin olabilirsiniz. Saygılarımla. Dedem ve anneannem gerçekten de bir ömür boyu birbirlerinin üzerine titreyerek sevgi ve saygı dolu güzel bir ömür geçirip dünyadan göçtüler. Artık sevgi ve saygıya dayanan evliliklerin... Devamı

BIR SABAH , BIR AN

2014-10-26 07:51:00
BIR SABAH , BIR AN |  görsel 1

Uzak diyarlardan sıcak, güzel bir gün doğumundan notlar: ... Camin önüne yerleştirdiğim masanın üzerine bilgisayarımi koydum, perdeyi ve pencereyi açtım , ağır ağır yükselen günü seyrediyorum.... Gece hiç fasılasız dinlendirici bir uyku olmuş... Sabah ezanı vakti uyandım... Gün doğumu bir harika burda .. penceremden küçük bir körfeze ve kıyısında yükselen kule gibi apartmanları görebiliyorum... Biraz "An"ı anlatayım.... Dost gönüllerle gündoğuşunu birlikte izlemek ne güzel olurdu.. Gün ışıkları şevkatli bir ananın koları gibi dünyayı sarıyor şu anda.... Daha sokak lambaları sönmedi, ancak gökyüzünün mavisi beliriyor ağır ağır karanlıktan griye dönen semada...Sularda yansıyor mavi.. öyle bir buz mavisi ki şu an... sanki körfezin suları donmuş sanırsınız... Oysa hava 25 - 26 derece olmalı.. Pencereyi açtım.. Hafif serin bir rüzgar var... Şimdi yer gök, deniz ve ben hemhal olduk güneşin boy göstermesini bekliyoruz... Öyle nazlı nazlı , salına salına önce nurunu göstermesini sonrada sıcak sarı-turuncu muhteşem güzelliği ile dünyayı aydınlatmasını bekliyoruz... Ve gönülleri ısıtmasını.... Masamın üzerindeki kafeste bir çift yeşil muhabbet kuşum var... Onlar hafiften ses çıkarmaya başladıkları an güneş teşrif edecek demektir.. Şu an sessizlikte kandimle başbaşayım ve duyduğum tek ses yürek atışlarım... Zilhicce ayının Cumasına uyanıyoruz....Ne manalı ve değerli bir gün... Rabbim bu güzel günde dualarımızı kabul buyursun inşaallah....Şimdi Güneşin yüzünü görene kadar zikirde , fikirde ve tefekkürde kalacağım.. ve duada...  Iste, sokak lambaları da söndü şu an.... muhabbet kuşlarımızın mırıldanmaları başladı.... Birbirleri... Devamı

HOSTUR BANA SENDEN GELEN

2014-10-24 16:45:00
HOSTUR BANA SENDEN GELEN |  görsel 1

Sevgili Dostlar , Güzel ve maneviyat yuklu bir Cuma gecesinden sevgi ve selamlar gönderiyorum. Çayımı demledim, penceremin önüne yerleştim . Gecenin derinliginde ve dinginliginde simsiyah kadife misali gokyuzunde, samanyolunun muhtesem yildizlarini seyreylerken daldim gittim..  Bazen düşünüyorum da insan olmak zor zanaat.. İnsan topluluğunun içinde yaşamak, diğer insanlarla güzel geçinmek, kimseyi incitmemek, kimseden incinmemek… Her insan başlı başına bir dünya… Bazen olaylara karşındakinin gözüyle bakmak , değerlendirmek ne denli güçleşiyor. Herkesin davranışlarını , düşüncelerini etkileyen o kadar çok sebep var ki.. Doğduğu zaman birlikte getirdiği genetik özelliklerinin üzerine, yaşadığı her an yeni birşeyler inşaa ediyor.. Bebeklikten itiberen yaşadığı her olay onun kişiliğinde bir yapı tası oluyor.. Ve zamanla, içinde besleyip büyüttüğü kişiliği, varsa inancı onun toplum içindeki davranışlarını biçimlendiriyor. Ne tek başına genler sorumlu, ne tek başına aileden aldığı eğitim, ne de inancı.. Hepsi öyle derin bir etkileşim içindeler ki.. Üstelik herşeyin doğrusunu bilmek de yetmiyor.. O benlik , o nefis var ya her yerde zorluyor insanı.. Doğru bildiğini uygulama noktasında bir iç savaş yaşanıyor … Hani çizgi filimlerde görürsünüz , benim çok hoşuma gider.. Bir insan tam önemli bir karar aşamasındadır ki , basının iki yanında minik bir melek ve minik bir şeytan belirir. Melek doğruyu ve güzeli söyler ona yönlendirmaye çalışır, Şeytan ise ha bire kötü yönde aklını çelmeye çalışır. Hepimiz her an bu çatışmalar içinde değilmiyiz aslında.. Davranışlarımıza ne kadar dikkat edersek edelim, ne denli hassas olursak olalım, insanlara ne denli değer v... Devamı

SUKUR

2014-10-17 22:48:00
SUKUR |  görsel 1

Son zamanlarda bana en çok sorulan sorulardan biri de bu. Şükür niçin önemlidir? Şükretmeden de mutlu, sağlıklı bir hayat yaşayabilir miyiz? Şimdi bu meseleyi irdeleyelim. Yıllarca düşündüm. Birçok mânevi büyükle görüştüm. Gördüm ki hayatın vazgeçilemeyen unsurlarından, “olmazsa olmaz”larından biri de şükür. İnsanoğlu dünyaya geliyor. İstekleri sınırsız. Halbuki bu istekleri gerçekleştirecek imkânlar mahdut. Pek çok insanın ömrü hep çırpınmakla geçiyor. Çünkü dur durak bilmeyen istekleri, ihtiyaçları onu sürekli olarak hep “daha fazla”ya itiyor. Diyelim elli milyarım olsun istiyor. Oluyor. Ama bu sefer neden yüz milyarım yok diye üzülüyor. Rahmetli Şair Özdemir Asaf bir şiirinde “Kime sorsam bir odası noksan” diyordu. Bu daha fazla, daha fazla istekleri bir türlü bitmiyor. Derken ölüm kapıyı çalıyor. İşte burada karşımıza “şükür” kavramı çıkıyor. Elindekiyle yetinmek, imkânlarını en iyi değerlendirmeye çalışmak, bizim çoğumuzun ya yapmadığı, ya da yapamadığı bir husus. Ne var ki, hayat sandığımız kadar uzun değil. Bir yerde noktalanıveriyor. Yaşadığım hayat içinde nice zenginler tanıdım. Hemen hiçbiri mutlu değildi. Memnun olamıyor, sürekli şikâyet ediyordu. Hep daha diyordu. Peki, bir de şunu düşünsek, biz ne zaman mutlu, ne zaman huzurlu olacağız? Ne zaman, Allah’ım, sana sonsuz şükürler olsun, bizleri verdiğin bu nimetlere lâyık kıl, diyeceğiz? Ve bunu demedikçe burnu büyüklük yapıp, bize sunulan rızkı itekledikçe acaba mesut ve bahtiyar olmamıza imkân var mı? Bence şükürde ilk nokta, bir kimsenin o an sahip olduğu maddi ve mâne... Devamı

AH !!!

2014-10-17 21:53:00
AH !!! |  görsel 1

Ey Rabbim,  Yaratıyorsun,  İcat ediyorsun,  Örneksiz olarak benzersiz yapıyorsun.  Resmediyorsun,  Suret veriyorsun,  Kıymet veriyorsun,  İdare ediyorsun,  Çekip çeviriyorsun, Hâlden hâle çevirip değiştiriyorsun.  Azaltıyorsun,  Tamamlıyorsun,  Nimetlendiriyorsun,  Lutfederek bağışlıyor ve ikram ediyorsun. Bütün bunları, ilimle ve hikmetle, ölçüyle  Bilerek, şefkat ve merhametle yapıyorsun. Ama biz görmüyoruz.  Ne kadar da nankörüz, Bilmiyoruz. Sait Köşk (hüma) Devamı

Bırak, Rabbinle aranda bir kapı açık kalsın!.

2014-10-17 21:51:00
Bırak, Rabbinle aranda bir kapı açık kalsın!. |  görsel 1

  Bırak, Rabbinle aranda bir kapı açık kalsın!. Eski zamanlarda bir zat, seyahati sırasında çok ilginç bir olaya şahid olur.. Çölde, eşkiyaların bir kervana saldırdıklarını, ne var ne yoksa zorbaca gasbettiklerini korkuyla seyreder uzaktan.. Biraz sonra bakar ki, soygun yapan eşkiyaların reisi bir kenarda abdest alıp, namaza duruyor.. Adam hayretlerdedir..Dayanamaz, namazdan sonra yanına varır ve sorar ona; "Merak ve hayretler içindeyim" der.. Yaptığın iş zalimce ve haram..Günahlar içindesin..  Sonra da kalkıp, o yaptıklarını men'edenin huzuruna varıyorsun! Bu nasıl iştir? Yani bu ne perhiz bu ne lahana turşusu hesabı ... Eşkiyaların reisi olabildiğince hüzünlü, şu ilginç ve ibretli cevabı verir; " Ey yolcu! Ben yıllardır şeytana ve ayartıcı benliğime uyarak,  Rabbimle aramda faraza 100 kapı varsa, 99 unu kapattım İstiyorum ki hiç değilse BİR KAPI AÇIK KALSIN!" Aradan zaman geçer, o zatın yolu, nasibolur Kabe´ye düşer..Tavaf esnasında bir de bakar ki, yıllardır hiç unutamadığı o eşkiya reisi de orada!.. Kabe´ye sarılmış, huşu ile dua etmekte, hıçkırıklarla ağlamaktadır.. Yine hayretlerdedir o zat..  Yanına varır selamlar onu, kendini tanıtır ve sorar; Oradan buraya...Nasıl oldu bu iş? Nedir bunun hikmeti? Tebessüm eder tövbekar adam ve ışıl ışıl gözleri, boynu bükük der ki; Sana demiştim ya hani; Hiç değilse BİR KAPI AÇIK KALSIN O´nunla aramda..İşte ben, tüm acizliğim ve samimiyetimle o kapıyı hep açık tuttum..Rabbim de rahmetiyle, muhabbetiyle lutfetti tüm kapıları açıverdi, O´nun atlasına hudud mu var? Evet efendim bu kadardır ol hikaye.. Unutmamali ki insan, içinde fücurun da potansiyelini barındırır, takvanın da..... Devamı

“Ve bir an yaşıyorum, bütün bir ömre bedel.

2014-09-13 01:27:00
 “Ve bir an yaşıyorum, bütün bir ömre bedel. |  görsel 1

Âlemde, susamış kişilerin su aradığı gibi, su da, susamış kişileri arar. Doğuştan gelen sevgi duygusu insanda yön bulamayınca sorunlar başlar. Günümüzde sevgisizlik egemen. Her gün gördüğümüz, tanığı olduğumuz sıkıntılar, bunalımlar, stresler, huzursuzluklar, saldırganlıklar, sabırsızlıklar, kabalıklar, sevgi azlığının göstergesi değil midir? Mevlânâ, “Sevgiden bakır altınlaşır.” diyor. Günümüzün çağdaş Neronları, Nemrutları, Firavunları trafikte yarım dakika bekleyince çılgına dönüyorlar. Deli gibi kornalarına basarak etrafa dehşet saçıyorlar. Kalbinde zerre kadar sevgi olan insanlar hiç bunu yaparlar mı? Sessizliğin bile sesi vardır. Geceleri kervanlar geçer. Mânâ yolunun kervanları… Geceleri yapılan ibâdet, zikir, tefekkür, geceleri okunan kitap, yazılan yazı bir başka olur. İnsan daha arınır, temizlenir, güzelleşir. Gece sohbetleri bir başka olur. O sohbetten amaç, bir hâli, bir edebi, incelik, güzellik ve zerâfeti bir gönülden başka bir gönüle aktarabilmektir. Öylesine büyük, yüce, temiz, asil ruh halleri vardır ki, orada söz durur, kelimeler susar. Hâl konuşur. Orada insan, “Ve bir an yaşıyorum, bütün bir ömre bedel.” der. Dünyada kötü insan yoktur. İçindeki güzelliği, yüceliği ortaya çıkaracak ortamı bulamamış insan vardır. Hiç zemheride bahar çiçekleri açar mı? İnsan, dışıyla karşılanır, içiyle uğurlanır. Bilmem diyen öğrenir. Bilirim diyene ne verilir? Her an uyanık, dikkâtli, edepli, zarif ve ince olabilmek yaşamak sanatıdır. Günümüzde çok insanda bulunan yaygın bir hastalık var: Herkesi kendi gibi sanmak… Ne büyük yanılgı. Oysa her in... Devamı

EYLUL

2014-09-02 19:57:00
EYLUL |  görsel 1

  Eylül Sabahının Serinliğini   eylül sabahının serinliğini Yaprakların serinliğini Ciğerlerime dolduruyorum Sessizlik ve serinlik Birleşiyor Yıkanmış güvercinler Ve çok uzakta bir tren sesi Her zaman yeniden başlamak duygusu Doğuyor içimde Her uyanışımda Düşmanlarımı bağışlıyorum Daha çok seviyorum dostlarımı Her uyanışımda Eylül sabahının serinliğini Yaprakların serinliğini Yüreğime dolduruyorum (1976)   Ataol Behramoğlu   Not: Memleketten 3000 km uzakta bir Eylul sabahina duyulan ozlem ile .. Devamı

30 Agustos ... Istiklal sehitlerimizin Ruhlari sad olsun

2014-08-30 23:25:00
30 Agustos ... Istiklal sehitlerimizin Ruhlari sad olsun |  görsel 1

Bu gün 30 Ağustos...  Zafer Bayramı Bu millet için neler ifade eder bu tarih... 30 Ağustos bizim için çok şeydir...   Bu ülkenin her karış toprağında ne kahramanlık öyküleri gizlidir.. Her birimiz dedelerinden ninelerinden ecdadının kahramanlık ve şehadet öykülerini dinleyerek büyümüştür..   Bu anlamlı günde aşağıdaki öyküler benden.. siz de gelin etrafınızdakilere , dostlara, kardeşlere , evlatlara sizinkileri anlatın.. Unutmayalım unutturmayalım.. Bütün şehitlerimzin ruhlarına Fatihalar gönderelim...Istiklal şehitlerimizin ruhlari şad olsun...   Rahmetli anneannem Bulgaristan da dünyaya gelmiş Balkan Türklerinden. Anneannemin annesi rahmetli hacı annem ben üniversitede öğrenci iken vefat etmişti. Hakka yürüdüğünde 98 yasında idi. Asırlık bir çınar, yürüyen bir tarih gibiydi. Her istediğimizde hiç bıkmadan anlatırdı anılarını. Anıların en ilginçlerinden biri de anneannemin bebekliğinde yaşadıklarıydı.   Balkanlarda en karışık dönemler. Hacı dedem o zamanda bütün eli silah tutan erkekler gibi askere alınmış. Hacı annemiz en büyüğü üç dört yaşlarında en küçüğü alt aylık üç çocuğu ile yalnız kalıyor köydeki evlerinde. Köyün ağası sayıldıklarından evleri köyün az dışında, kocaman bahçelerin ortasında bir tepenin üzerinde. Bir sabah çok erken uyanmış günlük işlerine başlayacakken, bir bakıyor uzaktan kocaman birlik halinde Bulgar askerleri geliyor. Koyu basacaklar diye düşünüyor, evlerden epeyce uzakta olduğundan onları koruyacak kimse yok. Hemen çocuklarını birer koltuğunun altına alıyor arka patikadan tepenin öte yanındaki köye doğru tarlaların, ekinlerin arasından ... Devamı

DUA YUREGIMIN TURKUSU O YARE

2014-08-21 21:39:00
DUA YUREGIMIN TURKUSU O YARE |  görsel 1

Dua, Yüreğimin Türküsü O Yâr'e..   "Dünya duayla duruyor kızım" derdi, Anacığım hep.. Belki tam idrak edemiyor o yaşlarda insan, Ama şimdi, insanı-dünyayı ayakta tutan "Sır"rı artık bil...iyorum. Düşünsenize, Kainattaki tüm zerreler duada.. Çiçeğin duası kokmak.. Ağacınki meyveye durmak.. Arının duası bal, ineğinki süt yapmak. Ayın-Dünyanın dönmesi, Güneşin doğması-Yağmurun yağması hep dua.. Bir an kesilse dua, deli olacak dünya.. Serseri bir kurşun gibi, vuracak kendini kalbinden.. Cansızlar dahî duada..Öyle ya, madem atomlardan yapılmışlar, canlı değillerse de hayattalar.. Sürekli bir dönüş, bir hareket, kainatın zikrine-akışına ortak oluş var..İşte bu yüzden buyurmuş Efendimiz salllalahu aleyhi ve sellem; "..Kırılan bir şey için kızmayın, onun ömrü bitmiştir" diye..Bardak, çanak, sehpa vb. Eşya,canlı değiller ama hayatta, zikirdeler dâim. Emre muhatab o bıçağa; "kesme" der Rabbi, kesmez.. Ateşe; "yakma" der, yakmaz. Canlı-cansız herşeyin duası, O'na itaat ancak. Ya insanın duası? Kainat orkestrasında yerini alan, tek tek yüreklerin türküsü O Yâr'e.. Dünya duayla durur, İbadettir dua, hem Rabbe teslim olmak, boyun eğmek, "Lebbeyk ya Rab" demektir.. Duasız insan "Hiç"tir! Çünkü o, önce daim duada olan tüm yaradılmışa, Sonra kendine ve tabii ki Rabbine ihanettedir. O yüzden buyrulur: "Duanız olmasa ne ehemmiyetiniz var?" Hiç! Efendim, çok kardeşler hüsn-ü zan edip, ara ara benden çeşitli vesilelerle dua soruyor- istiyorlar..Ben de acizane uyguladıklarımı, soranlara tavsiye ediyorum..Başka yüreklere de ulaşır ... Devamı

BIR 17 AGUSTOS OYKUSU

2014-08-17 20:05:00
BIR 17 AGUSTOS OYKUSU |  görsel 1

Yıl 1999 , TV de röportaj yapılan genç 20li yaşlarda.. Üç dört arkadaşıyla Amerika'dan Türkiye’ye tatile gelmiş. Tatil planlarında önce birkaç gün İstanbul'da kalmak sonra da Antalya’ya giderek oradan ülkelerine dönmek varmış. İlk günün ardından bakmışlar İstanbul birkaç günde gezilemeyecek , önce Antalya’ya gitmeye, dönüşte İstanbul’da daha uzun zaman geçirmeye karar vermişler. Ve gunlerden 17 ...Agustos ... Onların Antalya’ya hareket ettikleri gecenin sabahında, o malum büyük Marmara depremi olmuş. Sabah Antalya’ya indiklerinde anlamamışlar tabi ne olup bittiğini . Ancak günün ilerleyen saatlerindeki telase ve Tv deki yayınlardan anlıyorlar olan biteni ve nasıl bir felaketten kılpayı kurtulduklarını... Neyse birkaç günlük Antalya tatilinin ardından İstanbul’a geri dönmeleri gerekiyor otobüsle.. Yol güzergahı tam da deprem bölgesinden geçiyor.. Şaşkın ve korku dolu gözlerle birkaç gün önce geçerken sapasağlam gördükleri şehrin enkaz haline dönüşmüş evlerini seyrediyorlar. Tam da enkaz kaldırma çalışmaları yapıldığından trafik zaman zaman duruyor , çok yavaş ilerliyor. Böyle şaşkın etrafi seyrederken birşeye takılıyor... Tamamen yıkılmış bir ev enkazının yanıbaşında , toz , toprak , çamurun ortasında bir yaşlı dede yere bir gazete parçası koymuş, üzerinde eğilip kalkıp bişeyler yapıyor. Dikkat ediyor. Sanki dünya bir yana, yıkıntılar bir yana, o dede bir yana .... Öylesine huzurlu ve huşu içinde bir duruş... Soruyor etrafındakilere bu adam ne yapıyor diye..... Namaz kılıyor diyorlar... Namaz nedir diyor.. Namaz müslümanların ibadetidir diyorlar.. Rableri huzurunda duruşudur... Ne oluyor biliyormusunuz... O genç... Devamı

17 AGUSTOS

2014-08-17 19:38:00
17 AGUSTOS |  görsel 1

Sıcak bir Ağustos akşamı , gökte yıldızlarla kuşatılmış simsiyah kadife gibi yumuşak bir gece.. Günlerden Pazartesi ayın 16 sı.. Sırtını Yalova ve Çınarcık ile aynı dağa yaşlamış bir küçük sahil beldesinde minicik evimizin balkonundayız .. Denize sadece 15-20 metre uzaklıkta gecenin serininde derin bir düşünce ve zor bir konuşma içindeyiz. Sevgili kardeşimi Ebediyete uğurlayalı 39 gün olmuş .. ertesi gün  yani 17 Ağustos ta , 40.günde dualar ve Kur’an okumaları ile yad etmek istiyoruz.. O sebepten hazırlıklar yapılmış , son detayları konuşuyoruz. Annem bütün gönül yorgunluğu ile zor duruyor.. Ben gidip erken yatayım diyor.. Babamla balkonda oturmaya devam ediyoruz taa ki sabaha karşı saat 2.30 kadar usul usul konuşmamıza devam ediyoruz.. Anlatıyorum; sabah Kur’an-I kerim okuması için sevgili Ümmühan Ablamı çağırmaya gitmiştim. Ablacım yarın geliyorsun değil mi mutlaka diye sormuştum. O he zamanki güler yüzü ile “ Ya nasip , hele bir yarın olsun bakalım “ demişti.. Birden içinde bir üzüntü hissettim.. Acaba gelmek istememiş miydi? Sorumu tekrarlamıştım.. cevap aynı idi “ İnşaAllah , ya nasip” peki deyip hafif bir kırgınlık ile eve dönmüştüm.. Ama bizim hazırlıklar tamamdi işte . Yarın 40. Gün duasını yapacaktık.. Sonunda saat sabaha karşı 3 e yaklaşırken biz de biraz uyumaya karar verdik. Kızlarım içerde yatak odasında uyuyorlardı 3 ve 4 yaşlarında idiler. Onları rahatsız etmeyeyim diye salondaki kanepeye uzandım.. Gözlerimi kapadım.. Ve korkunç bir sarsıntı ile açtım gözlerimi.. Müthiş bir uğultu .. Çamlar zangırdıyor dolap kapaklarının çarpma sesleri.. uazandığım kanepe öyle sarsılıyordu ki bir kaç kez denedikten sonra ancak  kalkabildim.. Duvarlara tutunarak koridoru geçtim .. Yat... Devamı

Bir Ornek Hayat

2014-08-12 20:48:00
Bir Ornek Hayat |  görsel 1

Size Bu güzel aksamda çok sevdiğim, günlüklerini sürekli okuduğum, çıkmaza düştüğüm olaylarda davranış tarzını örnek aldığım , çok kıymetli bir insandan söz etmek istiyorum... Merhum Rana Tandogan... Rana Anneyi can yoldaşı, sırdaşı, en çok seveni, 44 yıllık hayat arkadaşı çok kıymetli eşi sevgili Sabri Babanın kaleminden dinleyelim... ....... Kırk dört yıllık hayat arkadaşım merhum Rânâ Hanım, 14 Şubat 2006 sabahı Rahmet-i Rahman’a kavuştu. Allah gani gani rahmet eylesin. Allah’ın nuru, Peygamber’in şefaati üzerine ol­sun. Kırk dört yıllık evliliğimiz süresince Rânâ Hanım’a sadece sevgi, saygı ve hayranlık duydum. Zaman zaman düşünürdüm. Acaba Rânâ Hanım bir insan mı, yoksa gökten inen bir melek mi? Bir insanın bu kadar asil, bu kadar kibar, bu kadar hanım­efendi olacağı tasavvur bile edilemezdi. Dâima Allah’la beraber yaşadı. Allah aşkının somut bir örneği olarak yaşadı. Rânâ ile evlenmeye karar vermiştim. Kendisine dedim ki, “ben kesinlikle düğüne karşıyım, buna şimdiden karar verelim.” “peki” dedi Rânâ. Önce nikâhımız kıyıldı. Sonra yeni mahalledeki,annemin ve babamın oturdukları evde dinî nikâhımız kıyılacaktı. Babam yeni mahalle, 5. Duraktaki Camiin hocası Rıza Çöllü Hocaefendi’yi getirdi. Dinî nikâhımız kıyıldı. Sonra biz Sıhhiye Cihan sokak 33/10 numaralı evimize gittik. Anahtarı çıkardık, Besmeleyle kapıyı açtık. “Rânâ,” dedim, “önce bir mukavele yapalım, sonra eve girelim.” Rânâ, “ne gibi” dedi. “bak Rânâ.” Dedim. “şu andan itibaren, bu evde, ne senin dediğin olacak, ne benim dediğim olacak. Yalnız, Allah&rs... Devamı

GIDIYORUM GUNDUZ GECE

2014-08-02 01:14:00
GIDIYORUM GUNDUZ GECE |  görsel 1

31 Temmuz 2014 UZUN İNCE BİR YOLDAYIM  Uzun ince bir yoldayım  Gidiyorum gündüz gece  Bilmiyorum ne haldayım  Gidiyorum gündüz gece  Dünyaya geldiğim anda  Yürüdüm aynı zamanda  İki kapılı bir handa  Gidiyorum gündüz gece  Uykuda dahi yürüyom  Kalkmaya sebep arıyom  Gidenleri hep görüyom  Gidiyorum gündüz gece  Kırk dokuz yıl bu yollarda  Ovada dağda çöllerde  Düşmüşüm gurbet ellerde  Gidiyorum gündüz gece  Düşünülürse derince  Irak görünür görünce  Yol bir dakka miktarınca  Gidiyorum gündüz gece Şaşar Veysel işbu hâle Gâh ağlaya gâhi güle Yetişmek için menzile Gidiyorum gündüz gece Aşık Veysel ŞATIROĞLU Ebedi menzile , vuslata en guzel sekilde varabilmek duasi ile......... ... Devamı

BAYRAMIMIZ MUBAREK OLSUN

2014-07-28 22:02:00
BAYRAMIMIZ MUBAREK OLSUN |  görsel 1

Sevgili Dostlar, Bir bayram sabahına erişirken hüzünlü, üzgün ve buruk içimiz.. Dünyanın farklı bölgelerinde , Filistin'de, Irak'ta, Suriye'de, Doğu Türkistan'da , Afganistan'da, Afrika, Asya ve bütün diğer coğrafyalarında ateş altında, zulüm altında mazlum durumda pek kardeşlerimiz var.. Onlar bayram gününde de canları ile uğraşırken, yokluk, yoksunluk ve darlık içinde iken bizim onların dertleriyle dertenmememiz mümkün mü? Ancak yaşadığımız bu yoğun duyguların yanısıra bir de Ramazan ayın geride bırakmanın burukluğu var içimizde . Coşku ile karışık bir burukluk bu.. Evet, bizim bayramımız, başlangıcı rahmet, ortası mağfiret ve sonu da cehennem ateşinden kurtuluş olan Ramazan-ı Şerifi elimizden gelenin en iyisi ile değerlendirip, Allah'ın (c.c.) rahmetinin enginliği ve o rahmetten nasiplenme beklentisi ile kavuştuğumuz bayram olacaktır inşallah. On bir ayın Sultanı olarak karşıladığımız Ramazan Ayının yaşadığımız muhteşem iklimi ile hayatımızda , alışkanlıklarımızda , söylemlerimizde, gönlümüzde edindiğimiz bir terbiye ile Ramazan ahlakını yerleştirebilmiş olmayı ve bu günden itibaren başlayacağımız Onbir ayın her birinde, her gününde, her anında Ramazan ruhunu yaşayabilmeyi şiar edinmiş olarak bayramı selamlıyoruz inşallah. Bu vesile ile bu mübarek günlerde, eriştiğimiz Ramazan Bayramında; hayırlara güzelliklere kucak açmak için bir milat bekleyenlere çağrımdır; . Daha da bir özenle gözden geçirelim hayatı ve davranışları. Elimizdeki nimetlerin farkına varalım, şükrünü edelim. . Gözlerimizi daha bir dikkatle çevirelim etrafımızda süregiden yaşamlara. . Eğer bir duvar ördüysek etrafımızda, eğer bir fanus içine hapsettiysek kendimizi yıkalım bu engelleri. . Alla... Devamı

HAYIRLI CUMALAR

2014-07-25 20:43:00
HAYIRLI CUMALAR |  görsel 1

Kıymetli Dostlar , Hayirli Cumalar Mübarek Ramazan Ayı geldi gidiyor. Bu gün son Cuma günü... ve gelen Bayram... Mavi gezegenimiz, dünyamız böylesine kırmızıya boyanmışken, her yerde mazlumların kanları akarken nasıl da hüzünle doluydu Ramazan.. Dillerde hep dua , gönüller yorgun, gözler haberlerde , tedirgin bir bekleyişti bizimkisi.. Ne çok acı var , halimiz ve ahvalimiz perişan... Filistin halkı İsrailin karşısında canıyla etten duvar.. Kadın , çoluk çocuk şehadete koşuyorlar..  Ya Irak'ta Suriye'de diğer bölgelerde katledilen masumları katledenler kim? Dünya büyük sınavda, lakin İslam aleminin sınavı daha büyük... Bu dağılmışlık parçalanmışlık , sessizlik sürdükçe kan ağlamaya devam ediyor dünya.. Rabbim bütün islam alemine farkındalık nasip etsin, gerçekleri görecek gözler, doğrunun ve mazlumun yanında zalimin karşısında duracak irade, yöneticilerine zulmü engelleyecek anlayis, davranış , güç ve kararlilik versin.. Ramazan ayının son Cuma gününde ve en güzel saatlerde biz sıradan insanlar, eli gücü başka şeye yetmeyenler yine DUA ile Rabbimizin huzurundayız... Dualarımız mazlumlar için , Filistin, Gazze, Irak, Suriye, Doğu Türkistan, Arakan, Mısır, Afganistan, Pakistan , Afrika ve dünyanın her yerinde hırpalanan, zulüme uğrayan, yerlerinden yurtlarından sürülen, açlığa mahkum edilen, ve acımasızca katledilen bütün müslüman kardeşlerimiz için... Rabbim kabul eyleye..... Devamı

DUA DUA DUA... SEN KABUL BUYUR RABBIM

2014-07-24 13:05:00
DUA DUA DUA... SEN KABUL BUYUR RABBIM |  görsel 1

Ey Rabbim, Sen ki kainatı yaratansın.. En küçük zerreden kurreye kadar bu ihtişamı, alemleri hayatı ve canlılığı , cansız gibi göründüğü halde daimi zikirde dönen atomlardan oluşan maddeyi , herşeyi yaratansın.. Yarattıklarını basiboş bırakmayan , kendi varlığından yarattığın kainatın her daim her zerresinde olansın, ve de her daim bu devranı yine yeniden yaratansın.. Rabbim Sen ki bizleri bizden iyi tanıyansın.. Sadece bizleri değil, amellerimizi, sözlerimizi davranışlarımızı değil, duygularımızı , düşüncelerimizi , niyetlerimizi, üzüntülerimizi , kırgınlıklarımızı, sevinçlerimizi , sevgilerimizi herşeyimizi bilensin... Herşey sana ayandır.. Yaptıklarımız değil niyetlendiklerimiz, hissetiklerimiz de sence malumdur.. Sen ki Alemlerin Rabbisin , zamandan ve mekandan berisin, ezelde ve ebedde olmuş olacak herşeyi bilirsin... Rabbim yalnız sandır münacatım , yalnız sanadır kulluğum... Sen ki Mucib sin bütün dualara icabet edersin. Sen ki Vehhab sin.. Lütufların ve ihsanların sonsuzdur.. Verdiğin her bir güzellik nimet olduğu gibi her bir darlık ta lütuftur.. Biz darlıkların ardındaki hakikatleri şu anda göremiyoruz belki ama Senden gelen her ne ise aldık kabul ettik.. Amenna ve Saddakna.. Bildik ki lütfettiğin elbette hakkımızda hayr dir... Sen bizlere en güzel tövbeleri nasib eyle... Rabbim , Bu dünya hayatında malayanilerin içine daldım.. Pek çok yanlışlar yaptm, dilimle, elimle razı olmadığın fiilerde bulundum.. Bilerek bilmeyerek işlediğim büyük küçük pekçok günahım var.. Tövbelerdeyim.. nasuh tövbesindeyim kabul buyur Rabbim.. Rabbim sen bu güne kadar bizi kimselere muhtaç etmedin.. Ne mucizeler gösterdin.. Bu günahkar kuluna ne nimetler ihsan eyledin... Ne kapılar açtın..Dualarıma icabet ettin.. Her an ... Devamı